ÖNE ÇIKANLAR
SON DAKİKA
11 Mayıs 2017 Perşembe, 01:13:19 Güncelleme:09:57:38

Silah gelince...

 

PKK veya bileşenlerine silah yardımı, Ankara-Washington arasında yeni sorun olmuyor.

Bundan 13 yıl önce de benzer süreç yaşandı.

ABD’nin “Saddam’ı devirip Irak’a özgürlüğü, demokrasiyi getirmek” amacıyla başlattığı 2. Körfez Savaşı sürecinde de benzer sorunla karşılaşıldı.

Ancak o dönem Dışişleri Bakanlığı, yürüttüğü müzakereler sonucunda ABD ile bu konuyu kurallar sistemine bağladı.

Her ne kadar 1 Mart tezkeresi ile ABD’nin Türkiye üzerinden silah ve asker sokması engellenmiş olsa da başka yoldan gelen silahların Türkiye aleyhine kullanılmasıyla karşılaşılmadı.

Bunda 1 Mart tezkeresi öncesi yapılan mutabakatın etkisi büyük oldu.

O dönem ABD’li muhataplarıyla mutabakat metnini hazırlayan emekli Büyükelçi Deniz Bölükbaşı, dünkü sohbetimizde bu duruma dikkat çekti:

“Varılan mutabakat gereği, iki tarafın katılımıyla oluşturulacak komisyon, verilen silahların seri numarasını ve kimlere teslim edildiğini tespit edecekti. Operasyon sonrası da bu silahlar toplanacaktı. Buna ilişkin tüm hazırlıklar yapılmıştı.”

Tezkere geçmeyince mutabakat sona erdi; ancak IKBY Başkanı Barzani’nin benzer şekilde kontrolü üstlenmesi sayesinde PKK’nın eline yüksek oranda silah geçmedi.

Daha önemlisi, silahların teslim edildiği kişiler de peşmerge güçleriydi...

ABD’NİN GÜVENCESİ

ABD Başkanı’nın önceki gün imzaladığı “devlet dışı güçlere silah yardımını” öngören kararname ise doğrudan PYD’yi hedefliyor.

Yani bir üst kontrol mekanizması söz konusu değil...

“Türkiye’nin endişelerini çözmeye çalışacağız” diyen ABD Savunma Bakanı Mattis bu amaçla “Güney sınırında güvenliği sağlamak için Türkiye ile çok yakın çalışacağız” açıklamasında bulunsa da bunun işlemesi mümkün değil.

Çünkü Irak’ta sadece peşmerge vardı ve kontrolü kolaydı; oysa Suriye’de çoklu yapı söz konusu.

Ağırlıklı bölümünü PYD’nin oluşturduğu SDG içinde de farklı grupların ağırlığı var.

Bunların operasyon sonrası nasıl toplanacağına ise Kuzey Irak örneğinden yola çıkarak yanıt bulanabilir.

Kuzey Irak’ta peşmerge güçlerine verilen silahın geri toplanması bir yana, ek gönderimler yapıldı.

Ayrıca teslim edilen ağır silahların nerede, nasıl ve kimin eline geçeceğini kestirmek de kolay değil.

NE OLACAK?

Dolayısıyla Washington ile Ankara arasında tezkereden sonra en derin krize neden olan bu yeni durumun nasıl seyredeceği de önemli.

Çünkü Ankara, PYD’nin olduğu Rakka dahil hiçbir operasyonun içinde olmayacağını açıktan duyurdu.

Milli Savunma Bakanı Işık da durumu “Kriz” olarak değerlendirdi.

“Terör örgütünün böyle bir operasyonda yer almasının kendi meşruiyetini oluşturması” açısından önemini vurguladı.

Türkiye bu noktadan yola çıkarak ne yapabilir?

Örneğin, Rakka operasyonunda İncirlik’in kullanılmasına engel olabilir mi?

Ya da ABD güçlerinin kalkan olmasına rağmen dün de Suriye’deki Derik (El Malikiyah) bölgesinde yaptığı gibi jetlerle bombalamasını sürdürür mü?

Anlaşılan o ki masada durumu NATO’ya taşımak da dahil birçok alternatif var.

Ama hiçbiri, bu aşamada PYD’nin Rakka operasyonunu gerçekleştirmesine engel olmayacak gibi görünüyor.


SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
2000
Kalan karakter : 2000
HAVA DURUMU
Salı 13 MPH 22°
Sağanak Yağışlı
EN ÇOK OKUNANLAR
  • 2 Ünlü isim bu yalıda yaşıyor
  • 3 Yastığın altına sarımsak koyup uyuyun. Sabah uyandığınızda ise...
  • 4 Tüm dünyayı böyle kandırmışlar!