Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Partilerin İstanbul seçimine yönelik propaganda modelleri tam ortaya çıkmadı.

        Görünen o ki partiler şu iki haftayı daha çok iftara dayalı hemşeri dernekleri organizasyonları ve ev ziyaretleri şeklinde geçirecek.

        Asıl süreç ise bayramla başlayacak…

        Dikkat edilirse partiler de bu dönemi rölantide birbirini taklit eden söylem ve programlarla geçiriyor.

        Bununla birlikte her iki taraf da sosyolojik tabanını konsolide edecek söylem ve sloganlar üretiyor.

        Dolaşımda önemli yer tutan “Her şey çok güzel olacak” sloganı dinamik tutulmaya çalışılırken, buna karşı, “Çünkü çaldılar…” söylemi yerleşik hale getirilmeye çalışılıyor.

        Anlaşılan o ki önce tabanı pekiştirip, ardından ötekine yönelik propagandayı başlatmak hedefleniyor.

        Propagandanın odağı da belli…

        Belediyecilik hizmetlerini kim daha başarılı yapar sorusundan çok, sandığı politik hale getirmek...

        Bunun hangi tarafa etkili getiri sağlayacağını ise tam sahaya çıkıldığında göreceğiz.

        SON 15 GÜNE YÜKLENECEK

        Bundan dolayı herkes elindeki cephaneyi bugünden tüketmek yerine son 3 haftaya yüklenmeyi tercih ediyor.

        Çünkü biliniyor ki Türk halkının hafızasında 2- 3 hafta içinde oluşan algılar yer tutuyor; onun öncesindekileri unutuyor.

        Bu da bayram sonrası çok yoğun bir propaganda sürecine İstanbul’un muhatap kalacağını gösteriyor.

        Beklenen o ki İstanbul’un her caddesinin, sokağının siyasetçi ve politik söylemle dolacağı bir dönem yaşanacak.

        Hedefteki kitle açısından paradoks ise seçimin yenilenmesinin sorumlusunun seçmenin olmaması...

        Belki de bundan olsa gerek, dün konuştuğum iki taraf da İstanbul seçmeninde bir önceki kadar seçimin heyecanının olmadığını belirtiyordu.

        Buna ister oruç ayının rehaveti diye bakın, isterseniz sandık bıkkınlığı…

        NEYE GÖRE?

        Seçmenin üzerine bu sandıkta bir de neye oy vereceği konusu binecek...

        Yani kendisine kimin daha iyi belediyecilik hizmeti sunacağına bakarak kendine göre en iyiyi seçmek için mi sandığa gidecek; yoksa sadece ideolojisine göre oy vermek için mi?

        Son dönem ortaya çıkan tabloya bakıldığında ağırlıklı olarak ikincisi gerçekleşecek…

        Yani seçmeni sandığa seçmen için değil, oy vermek amacıyla götürmek için iki taraf da elinden gelen tüm propaganda modelini sahaya boca edecek.

        ADAY GÖSTERMEYENLER

        Oy verme sürecinde karşımıza çıkacak en önemli sorun ise sandık kurullarında görev alacak parti temsilcilerinin kimlikleri olacak.

        Bugünden belli ki sandık başında görev alacak parti temsilcilerinin hepsi avukatlardan oluşacak.

        Nitekim CHP dün İstanbul İl Başkanlığı aracılığıyla bu kampanyayı başlattı.

        MHP’nin hukuk işlerinden sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız da bir süre önce yaptığı çağrıda “ülkücü tüm avukatları görev almaları için beklediklerini” belirtmiş ve sandık başlarında görev alacaklarını söylemişti.

        Şimdi şu soru akıllara gelebilir…

        Büyükşehir için aday çıkarmayan MHP, sandığa sandık kurulunda görev alabilir mi?

        MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız’a bu soruyu yönelttiğimde, Seçim Kuruluna başvurduklarını, “Binali Yıldırım’ı müşterek aday olarak gösterdiklerini ve bunun da kabul gördüğünü” söyledi.

        Seçim kanunlarının yerel sandıkta ittifaka imkan tanımadığını anımsattım, yanıtı şöyle oldu:

        “Evet, imkan tanımıyor. Ama biz İstanbul’un bazı ilçelerinde seçime katıldık. Sayın Yıldırım’ı da müşterek adayımız olarak gösterdik. Ancak burada önemli olan önceki seçimde en yüksek oyu alan 5 parti arasında olmamız nedeniyle hak kazanmamız…”

        DSP BULUNDURAMAYACAK

        Yıldız, sandık kurullarında kendileri ile birlikte AK Parti, CHP ve İYİ Parti’nin bulunacağını, bu seçim döneminde adayını geri çeken partilerin yer alamayacağını ileri sürdü.

        Nedenini de geçen seçimde en yüksek oyu alan 5 parti arasında bulunmaması ve adayını çekmiş olmasına bağladı.

        Ancak adayını çekmiş olsa da zaten geçen seçim de en yüksek oyu alan partiler arasında bulunmadığı için DSP ve TKP sandık kurullarına üye verememişti.

        AVUKATLAR SAVAŞI

        Anlaşılan o ki sandık kurullarındaki parti temsilcilerinin neredeyse tamamı avukatlardan oluşacak.

        Bu sandık kurullarında oy sayım işlemini kolaylaştırır mı, yoksa sandıklardan binlerce itiraz dilekçesinin ilçe seçim kurullarına akışına neden mi olur bilinmez…

        Ama görünen bir gerçek var ki bu kez sandıkların başı zorlu bir mücadele alanına düşecek ve bunun tarafları da başkalarının hakkını savunmayı meslek edinmiş avukatlar olacak.

        Nasıl bir sonuç doğuracağını ise sandık günü göreceğiz…

        Diğer Yazılar