Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        CUMHURBAŞKANI'na bağlı Devlet Denetleme Kurulu dün Hrant Dink cinayeti raporunu yayınlarken son günlerin tartışmalı konusuna da girmiş.

        Aslında DDK Raporu'nun ana ekseni de bunun üzerine, memurların soruşturma ve kovuşturulması çerçevesine oturtulmuş.

        Böylece memurların soruşturulup, kovuşturulması için getirilen ve 99 yıldır uygulanan izin sisteminin yanlışlığı, Dink cinayetiyle örneklenerek ortaya konulmuş.

        Baştan belirteyim DDK'nın Dink Raporu, (bazı bölümleri gizlenmiş olduğu için çekinceli söylüyorum) iyi bir rapor.

        Bütün aksaklıklar, bugüne kadar toplumda büyük oranda oydaşma sağlamış, yanlışlar çekinilmeden ortaya konulmuş.

        99 YILLIK KANUN

        Raporda bütün bu olayların nedeni olarak gösterilen "ana eksene" gelirsek.

        1839 Gülhane Hattı Hümayunu'ndan bugüne memurların soruşturma/ kovuşturulmaları üstlerinin özel iznine tabi oldu.

        Raporda da altı çizildiği gibi, 1913'te Babıali baskını sonrası memurların korunması için getirilen Muvakkat Kanun ise 1999'a kadar, meşrutiyetten cumhuriyete dönüş sağlanmış, TBMM kurulup yeni bir rejime geçilmiş olmasına rağmen 86 yıl uygulandı.

        1999'daki koalisyon hükümeti, Memurin Muhakemat olarak da nitelenen kanunu kaldırdı.

        Ancak, yine de tam dokunamadı, Memur ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanmasına ilişkin 4483 sayılı Kanun ile zırhı incelterek yeni bir konseptte korumayı sürdürdü.

        Bugüne kadar 99 yıldır da uygulanıyor.

        ADALET DUYGUSU

        DDK da buradan yola çıkarak nelerin yapılması gerektiği konusunda bazı öneriler sıralamış.

        İlk öneri de memurların yargılanmasına ilişkin uygulamaya yönelik:

        "Sistemin mevcut uygulama biçimi ve kapsamının genişliği; adalet duygusunu zedelemekte ve çağdaş hukuk normları ile de bağdaşmamaktadır... Kamu yönetiminin işleyişi ve güvenliğine dair oluşabilecek risklerin önlenmesi gerekliliği ile kamu yönetiminin hesap verilebilirliğini sağlama gerekliliği arasında makul ve uygun bir dengenin sağlanması gerekmektedir."

        Önerisi ise Mal Bildirimi Kanunu'ndakine benzer uygulamanın getirilmesi.

        Yani, sadece devletin milli güvenlik siyasetini etkileyen üst düzey kamu görevlileri için ayrıcalık sağlanırken, alt kademedeki koruma kalkanının kaldırılması.

        İkinci önerisi ise kamu görevlilerinin yargılanmalarına yönelik kavram kargaşasına son verilmesi...

        Önerisi ise son örneği MİT Kanunu'nda görülen, Türk Silahlı Kuvvetleri ve poliste de var olan, her kurum ve memur için ayrı bir izin düzenlemesi yerine tek tip bir uygulamanın sağlanması.

        DANIŞTAY SÜRECİ

        Raporun bu konudaki en can alıcı noktası ise mevcut izin sistemine itiraz kurumuna yani Danıştay'a yönelik.

        Raporda aynen şu öneri getiriliyor:

        "Mevcut izin sistemindeki itiraz mercii olan Danıştay ve idari yargı mercilerinin bu alandaki fonksiyonlarına son verilerek soruşturma izni verilmesi ya da verilmemesi kararlarına ilişkin itirazların adli yargı yerlerine yapılması yöntemi getirilmelidir."

        MİT soruşturması ile başlayan süreç yasanın çıkması sonrası dün noktalanırken, DDK Raporu da yeni sürecin işaret fişeği gibi...

        Diğer Yazılar