Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        BİRKAÇ yıl önce de gündeme gelmiş, konjonktür uygun olmadığı için terk edilmişti.

        MİT mensuplarının sorguya alınmasıyla başlayan yargı üzerindeki tartışmalara önceki gün de DDK'nın Hrant Dink Raporu eklenince, iktidar çevreleri hukuk sisteminde köklü bir değişiklik için tartışmayı başlatmış.

        Nitekim birkaç gün önce sohbet ettiğimiz etkin bir bakan, mevcut sistemin yürümediğini belirtip aynen şunları söyledi:

        "Sistem çalışmıyor, çöktü. Bu kadar çok davanın sonuçlanmasının da imkânı yok. Dosyalara her geçen gün yenisi ekleniyor. Hâkimler bu yoğunlukta sağlıklı karar alamıyor."

        Nasıl bir sistem düşündüğünü sorduğumda ise adının yazılmaması kaydıyla söyledi:

        "Daha önce de tartıştık, ancak o dönemki şartlar nedeniyle yeterince tartışamadık. Artık vesayet yok. Jüri sistemini getirmemiz gerekiyor. Bunun üzerinde tartışmalıyız. Jüri sistemi hem adaletin daha sağlıklı işlemesini, hem de sürati getirir."

        ARABULUCULUK...

        Aslında ilk adım da bir süre önce Adalet Bakanlığı'nın yargı reformu paketinde de yer alan "arabuluculuk" sistemine geçişi öngören tasarıyla atıldı.

        Adalet Komisyonu'nda oluşturulan alt komisyonda incelemesi devam eden, muhtemelen de gelecek aybaşından itibaren görüşülmeye başlanacak sistem, tarafların "gönüllülük esasına dayalı olarak"

        mahkemeye gitmeden sorunlarının çözümünü öngörüyor.

        Aslında bu sistem Ceza Muhakeme Usulü ve Avukatlık Kanunu ile de getirildi, ancak bir türlü çalışmadı.

        Şimdi kanun sistemin kendisini yeniden tanımlayarak kurmayı, kurumlarını yaratmayı hedefliyor.

        Böylece mahkemede devam edecek uzun yargılamalar sürecinde ortaya çıkacak kayıplar taraflara gösterilerek, dava konusu yapmadan aralarında çözüm bulunmasını hedefliyor.

        Uygulamayla mahkemelerin iş yükünün azaltılması amaçlanıyor.

        Görünen o ki arabuluculuğun ardından ikinci adım olarak jüri sistemi gelecek.

        Nitekim bir süre önce Okan Müderrisoğlu da köşesinden bir başka AK Partiliye gönderme yaparak jüri sisteminin gelmesini istediğinden söz etmişti.

        HALK SEÇSİN

        Zihni egzersiz boyutunda olduğu anlaşılan jüri sistemi şu aşamada AK Parti içinde tartışılıyor.

        Bir grup "milli iradenin öne çıkarılmasını, halkın iradesinin doğrudan yargıya yansımasını" istiyor.

        Hatta bir adım daha ileri gidip, illerdeki savcıların ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı'nın da halkın oyuyla seçilmesi gerektiğine inanıyor.

        Böylece "devletin yargısı" yerine, "halkın yargısının" hâkim olacağına inanılıyor.

        Örnek olarak da HSYK üyelerinin adliyelerde görevli hâkim ve savcılar tarafından seçimi gösteriliyor.

        Son dönemde MİT sorgusuyla gündeme gelen "Bir camianın insanları bunu yapıyor" suçlamalarından da sistemin kurtulmuş olacağına inanılıyor.

        Ancak Anglosakson hukuk sistemine özgü olan, kıta Avrupa'da dahi uygulanmayan jüri sisteminin ne gibi büyük zorluklar getireceği de iyi sorgulanmalı.

        Karakol basıp adam asmaya kalkışılan, savcısı kurşunlanan bir ülkede, jürinin özgür iradesiyle hareket etmesinin nasıl güvence altına alınacağının da ortaya konulması gerekiyor.

        Diğer Yazılar