Yönetici ihracatı
ASTANA
CUMHURBAŞKANI, Başbakan ve bakanlarla çeşitli ülkeleri geziyoruz.
Bunu belirtmemin nedeni, turist olarak geldiğimizde göremeyeceğimiz bir gelişmeden söz etmek için.
Çünkü devlet büyükleri bir ülkeye gittiğinde, o ülkede bulunan Türkler de siyasi görüş farkı gözetmeden kesinlikle bir şekilde düzenlenen toplantılara katılıyorlar.
Bazı sıkıntıları ve memnuniyetlerini dile getiriyorlar.
İki gündür Başbakan Erdoğan'ın resmi gezisi dolayısıyla bulunduğumuz Pakistan ve Kazakistan'da da bu gerçek bir daha karşıma çıktı.
Türk girişimci yeni bir boyuta geçmiş.
BEYAZ YAKALILAR
Eğer iş dünyasının yeni orta direği beyaz yakalılar ise bu ülkelerde beyaz yakalılar şirketlerin CEO, genel müdür, şef düzeyindeki koltuklarını kapmaya başlamış.
Oysa bundan 20 yıl kadar önce Türkiye bu ülkelere daha çok işçi veya mühendis, mimar düzeyinde işgücü ihracatında bulunurdu.
Bugün ise bu değişmiş, tamamen yönetici ihracatı şekline gelmiş.
Bir süre önce Dubai ve Abu Dabi'nin en lüks otellerinin genel müdürü, şirket yöneticisi olarak karşımıza çıkmışlardı.
İki gündür de Pakistan ve Kazakistan'da karşılaşıyoruz.
Özellikle de Kazakistan'da bu sayı oldukça yüksek bir rakama ulaşmış.
Oysa çok değil; daha 20 yıl önce Türk firmaları dünyanın en yeni başkentinin kurulması için Astana'ya inşaat, altyapı şirketleri olarak gelmişti.
Beraberlerinde de mühendis, mimar ve inşaat işçilerini getirmişlerdi.
Bugün ise statü atlamışlar.
Bulundukları şirketlerin yöneticileri olmakla birlikte orta kademe yöneticilerini de Türkiye'den getirmişler.
Bununla kalmamış, uluslararası ortaklığı bulunan birçok şirket de Türk girişimcileri yönetici olarak tercih etmiş.
Daha önemlisi, Türk yatırımcılar da bu bölgede yaptıkları eserlerle yepyeni bir dünyanın kapılarını açmış.
Örnek mi; Kazakistan'ın başkenti Astana'nın simgesi haline gelen, şehri tanıtmak için magnetler üzerine fotoğrafları basılan Han Çadırı...
Büyük bir çarşının tepesinde plaj kurulmuş.
Yılda gelen ziyaretçi sayısı 15 milyonu aşmış.
Yani Kazakistan nüfusunun neredeyse hepsi bir kez burayı ziyaret etmiş.
Türk firmaları bölgenin en muhteşem otellerini gerçekleştirmiş; başına da Türk yöneticiler atanmış.
İşin ilginç tarafı, yabancı yatırımcılar da aynı yolu takip edip Türk yöneticilerle çalışmaya başlamış.
Bunun nedenini sorduğumda verilen yanıt ise her şeyi anlatmaya yetiyordu:
"Çok pratikler, çok iyi işletmeciler, sadece insanın değil, paranın da ruhunu biliyorlar..."
YENİ UFUKLAR
Aslında dünyadaki ekonomik krizler, son 30 yılda birçok ülkeyi allak bullak edip dibe vurdururken Türkiye'nin bunları kısa vadede nasıl savuşturduğunun da bir göstergesi.
Merhum Turgut Özal, Sovyetler'in dağılması sonrası bu coğrafyaya ilk adımını attığında, "Bizim buralara ihraç edeceğimiz petrolümüz yok. Ama ondan çok daha değerli bir kaynağımız, insanımız var" demişti.
Kazakistan'da dün dolaşırken sesi bir kez daha kulaklarımda çınladı...
Ne kadar haklıymış...