Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        KAPININ önü üç hafta geçmiş olmasına karşın kalabalık.

        Taziye kabulleri günlük birkaç saatle sınırlandırılmış.

        Yanına son grupta eski bir milletvekili, emekli vali, eski CHP milletvekilinin kızı ve bir AP'li ile birlikte girdik.

        Berrak hafızasıyla aile fertlerimizin tek tek adını anarak hatırlarını sordu.

        Eski CHP'li vekilin kızına babası hakkında övgüler düzdü, yaptığı hayır işlerinden söz etti:

        "Ben Başbakanım, o ise CHP milletvekili; oturur konuşurduk. Düşüncelerini söyler, eline geçen birikimini hangi eğitim alanına hayır olarak yatıracağını da bana danışırdı."

        9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel sözü bugüne getirdi, "Siyasetin bugün de diyaloga ihtiyacı var" deyip ekledi:

        "Yoksa bu tür olayların sonu kestirilmez; nerede duracağı bilinmez. Onun için diyalog lazım. Bakın yapıyorlar da; ama devam ettirilmeli."

        Güniz Sokak'tan çıkıp geldiğim Meclis ise bunların ötesinde yine salı sendromunu yaşıyordu.

        Kulisler miting alanı görüntüsü içinde slogan savaşına dönmüş; kuliste bile milletvekiline yer kalmamıştı.

        Siyasiler de bu coşku arasında salvo atışını gerçekleştiriyordu.

        SAHURA KADAR

        İktidar kanadındaki sohbetlerimden çıkardığım şu ki; gerilim durmayacak, ramazanın başlayacağı temmuzun ilk haftasına kadar tırmanacak.

        Pik noktasında, sahur sohbetlerine bırakılacak.

        Ramazanda da eylemcilerin dini hassasiyetlere yönelik olumsuz görüntüleriyle beslenecek.

        Ancak AK Parti içindeki bir kanat bu politikanın uzağında, diyalogdan yana.

        Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik'in bir süre önce dile getirdiği, "Sivil itaatsizliğin demokratik bir şekilde yapılabilmesini biz de isteriz... " söylemine uygun davranılmasını istiyor.

        Kaygıları da şu cümlede özetleniyor:

        "Washington'da görüşen, çok önemsenen ve itibarlı bir karşılamayla ağırlanan, ABD Başkanı Obama'nın hakkında övgü düzdüğü, birçok uluslararası TV kanalının röportaj yapmak için peşinde koştuğu Erdoğan iki hafta içinde neden itibar zedelemesine uğratılmak istendi?"

        Bu sorgulamayı da son iki ay içinde 150 bin fake Twitter adresinin oluşturulmasını bir kenara bırakıp daha gerçekçi yapmaktan yanalar.

        Gerilimin tırmanmasının etnik ve dinsel çatışmaların önünü açacağından korkuyorlar.

        Adana ve Mersin'de son dönem yaşananlara dikkat edilmesi gerektiğini belirtiyorlar..

        Buna BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş'ın dün partisinin grup toplantısında çözüm süreci için bir hafta süre vermesini de eklemek lazım.

        Çıkışın ardında, Adalet Bakanı ile bu hafta içinde yapılacak görüşmede ön alma çabası görülebilir.

        Ancak süreçte yaşanacak kopmanın nereye evrileceğini de görmek gerekir.

        MUHALEFETİN AÇMAZI

        Muhalefetteki kaygı ise yaşanan eylemlerin bir süre sonra bumerang etkisiyle kendisini vuracak olmasında.

        Haksız da değiller.

        Her akşam taş, molotof atan; polisle çatışan; sokakları biber gazı bombasının nefes alınamaz seviyesine taşıyan bir eylemci grubu sempatisini yitiriyor.

        Kımıldamadan duran insan eylemi ise sempati topluyor.

        Dolayısıyla hem iktidar hem muhalefet son 20 günde topladığını geleceğe taşımaya uğraşıyor.

        Bu kargaşa içinde kimse Cumhurbaşkanı Gül'ün, "10 yılda topladığınızı bir günde tüketirsiniz" sözünü duymuyor.

        Diğer Yazılar