Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        17. asır ilim hayatımızın en önemli isimlerinden olan Kâtip Çelebi “Tuhfetu’l-Kibar fi Esfârü’l-Bihâr” yani “Devletin büyüklerine deniz savaşları hakkında bir armağan” isimli eserinde gemiler hakkında geniş bilgiler verir, geçmişin büyük kaptanlarından sözeder, deniz zaferlerini anlatır ve “Korsanlara Öğütler” başlığı altında tam kırk adet “altın nasihat” sıralar. Çelebi’nin ilk öğütlerinden biri, “korsanın gevşek olmaması”dır.

        TÜRK denizciliği, altın çağını 16. asırda yaşadı.. Cezayir korsanları Osmanlı donanmasına katıldı, bunların bazısına “Kapdan-ı Derya” unvanı verildi ve bunlar sayesinde Akdeniz Türk gölü oldu. Bu üstünlük, 1600’lü yılların ortalarına kadar devam etti. Okyanus şartlarına göre yapılmış İngiliz ve Hollanda kalyonlarının Akdeniz’de seyretmeye başlaması dengeyi değiştirdi ve üstünlük okyanusta sahili bulunan bu iki devlete geçti.

        TALİH YÜZÜNE GÜLDÜ

        İşte, o devir Türk fikir hayatının ünlü isimlerinden biri, Kâtip Çelebi, o zamana kadar yazdığı cildler dolusu esere, bir yenisini ekledi: “Tuhfetu’l-Kibar fi Esfârü’l-Bihâr” yani “Devletin büyüklerine deniz savaşları hakkında bir armağan”! İstanbul’da 1609 Şubat’ının karlı bir gününde doğan ve asıl ismi Mustafa olan Kâtip Çelebi’nin babası Abdullah, sarayda memurdu, günün birinde İran seferine katıldı ama yolda can verdi. Mustafa, babasının arkadaşlarının yardımıyla Maliye’de işe yerleştirildi ve Osmanlı döneminde memurlara “kâtip” dendiği için bu unvanla anılmaya başladı. Kâtip Çelebi maaşının azlığından dolayı kitap alamıyordu, babasından da zaten bir şey kalmamıştı. Dördüncü Murad’ın 1635 yılındaki Revan seferine iştirak etmiş, yolda uğradıkları Halep’te gördüğü kitapları parasızlık yüzünden alamamış ve sadece isimlerini not edebilmişti. Ama talih, hiç ummadığı bir anda yüzüne güldü ve bir akrabasından yüklü bir miras kaldı. Bu miras, Osmanlı ilim tarihine damgasını vuracak olan Kâtip Çelebi’nin yeniden doğum belgesi gibiydi. Memuriyeti bıraktı ve mirasın tamamını kitaba yatırdı. Aldığı kitapların hepsini okudu, zamanının en meşhur âlimlerinin derslerine devam etti ve bilgisi artınca da oturup yazmaya başladı.

        DENİZCİLİK KİTABI YAZDI

        Kâtib Çelebi ilmî kitaplarının dışında, devletin geleceğine yönelik başka eserler de vermişti. Meselâ “Düsturu’l-âmâl”de devletin malî durumunu anlatmış, yeni farkedilen çöküntüye karşı alınması gereken tedbirlerden söz etmiş, denizcilik kitabında da zamanın levendlerine umut ve istek aşılamaya çalışmıştı... Çelebi 1656’da kaleme aldığı düşünülen “Tuhfetu’l-Kibar fi Esfârü’l-Bihâr” isimli kitabında gemiler hakkında uzun uzadıya bilgiler verir, geçmişin büyük kaptanlarından sözeder, deniz zaferlerini anlatır, deniz ve donanma işleriyle ilgili olarak da “Korsanlara Öğütler” başlığı altında tam kırk “altın nasihat” sıralar...

        İŞTE KÂTİP ÇELEBİ'NİN VERDİĞİ NASİHATLER

        *Boğaz’dan çıkıldıktan sonra, sabah namazını kılmadan bir işe girişmemek lâzımdır.

        *Kaptan eğer korsan değilse, deniz ve deniz savaşları konusunda korsanlarına danışmalı ve söylediklerini iyi dinlemelidir. Sadece kendi bildiğini yapan kaptanların çoğu pişman olmuştur.

        *Gemilerdeki silâhlar eksik bulundurulmamalı, tam olmalarına çalışılmalıdır. Her işe vaktinde başlanmalı, gevşekliğe yer verilmemelidir.

        *Adalar arasında, Rumeli ve Anadolu kıyılarında bir limana öğleden sonra girildiği takdirde oraya baskın yapıp gitmek yanlıştır. Rüzgâr çıkabilir, geceye kalınırsa perişan olunur veya enginde bir başka felâket yaşanabilir.

        *Donanma giderken, baştarda kürekçileri kürekleri kartal kanadı şeklinde çekmeli, yani yap-yap çekip ayak-ayak gitmeli, ulak gemilerini taklit etmemelidirler.

        *Gemiler engine açılacağı zaman, fırtına ihtimaline karşı fener asılması gerektiği hatırlanmalı, bunun için önceden fener tedarik edilmelidir.

        *Gemilerin reisleri, deniz ilmini bilmeye önem vermelidirler. Pusula ve harita bahislerinden haberdar olmalı, gaflet göstermemeli, bilenlere iltifat etmeli, bilmiyorlarsa heves gösterip öğrenmelidirler.

        *Denizde karşılaşılan düşman gemisi kalyon ise, hemen muharebeye kalkışmamalıdır. Uzun mesafeden top atışlarıyla dümenleri ve direği kırıldıktan sonra saldırmak gerekir. Rüzgâr varsa, borda yelkeni ile ardına düşülüp limanlık bir yer aranmalıdır.

        Osmanlı korsanlarının, bu nasihatlere uyup uymadıklarını bilmiyoruz. Ama Kâtip Çelebi’nin zamanından sonra, Osmanlı donanması için işlerin pek de iyi gitmediği muhakkak.

        KEBECİZADE MEHMED VASFİ

        18. ve 19. yüzyılın hoca hattatlarındandı ve sarayda da yazı dersleri verirdi. Yazıyı Ebubekir Raşid Efendi’den meşketmişti. Hat tarihine en çok yazan hattatlardan olarak geçen Kebecizade 20 Kur’an, 3 şifa, 150 kadar Delâil, 1150 civarında duaname ve daha yüzlerce eser bıraktı. İkinci Mahmud’un Mustafa Râkım’dan önceki hat hocası da olan Kebecizade, 1831’de vefat etti ve Karacaahmet Mezarlığı’na defnedildi.

        SARAYLIK İFTARİYELER

        PORTAKALLI SALEP

        TAZE keçi sütü bir taşımlık kaynatıldıktan sonra, az sahlep ilâvesiyle soğumaya bırakılır. Portakal kabukları bir başka kapta iyice yumuşayıncaya kadar kaynatılır ve soğutulur. Küçük parçalara ayrılmış tatlı portakallar, soğuyan sahlepli süte ilâve edilir ve taşmayacak şekilde karıştırılarak kaynatılır. Portakallar dağıldıktan sonra, suyu süzülmüş kabukları da konur. Az nişastayla kıvamı koyulaştırılır, soğuduktan sonra üzerine fesleğen yaprağı serpilerek sofraya getirilir.

        MALZEME * Keçi sütü * Sahlep * Portakal * Nişasta * Fesleğen yaprağı

        Diğer Yazılar