Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Bizim gazetede bugün Akıncan Abadan’ın çok güzel bir fotoğrafı var: Boğaz’da ardarda görünen üç köprü...

        Defalarca yazdım ve söyledim: İstanbul eski senelerde uzaktan bakıldığında hoş ve zarif görünürdü ama yaşanması her bakımdan zordu! Bir yerden bir yere gidebileceğiniz doğru dürüst yolu yoktu, trafik büyük çile idi, sular akmazdı, elektrik mum ışığına bile hasret çektirirdi ve şehir karanlıktı!

        İstanbul, şimdi tarihinin en rahat günlerini yaşıyor...

        Peki geleceğin İstanbul’u nasıl olacak yahut nasıl olmalı?

        Pek çok kişiyi, meselâ çevre meraklılarının, hemen herşeye ânında “İstemezük!” diyen ezelî ve ebedî muhaliflerin ve İstanbul’un eski hâlini bilmeden, o günlerin sıkıntısını çekmeden nostalji krizine girenlerin kızıp köpüreceklerini bile bile söyleyeyim: Boğaz bir “gökdelenler diyarı” hâline gelmelidir; zira anlı-şanlı mimarlarımızın eseri olan, sayelerinde her tarafı saran çarpık, çirkin ve şekilsiz yapılaşmayı ortadan kaldırabilecek tek çözüm, budur!

        HANİ ESERİMİZ, NEREDE?

        Türkiye’nin yurtdışı için hazırlanan tanıtım broşürlerine şöyle bir baktığınızda hemen farkedersiniz: Memleketi yabancılara anlatabilmemiz için hâlâ önceki devletin mimarisinden, yani birkaç asır öncesinin camilerinden, saraylarından ve benzer binalarından istifade edilir. “Türkiye” demek Topkapı Sarayı, Sultanahmed Camii yahut Boğaz sahilindeki Dolmabahçe ve Beylerbeyi emsâli binalardır; hattâ bu topraklarda hâkim olmuş iki önceki devletten, yani Bizans’tan kalan bin küsur yaşındaki Ayasofya’dır.

        Bugün turist çekebilmek için asırlar öncesinden çare arıyorsak ve tanıtımda 1923’ten sonra inşa edilmiş tek bir binanın bile görüntüsünü kullanamıyorsak, bu, doksan küsur seneden buyana ortaya “Cumhuriyet eseri” diyebileceğimiz tek bir bir eser koyamamış olduğumuzu gösterir.

        Taksim’in göbeğinde hâlâ mezbelelik hâlinde yükselen ve birilerinin “güzel” ve “Cumhuriyet mimarisinin şâheseri” olduğuna inandıkları AKM’nin fotoğrafını alın ve bir tanıtım broşüründe kullanın: Türkiye’ye gelmeyi düşünen ne kadar yabancı varsa korkar, seyahat plânını değiştirir, başka taraflara bilet alır; buralara gelmek değil ama sadece öğrenmek isteyenler de hakkımızda başka türlü düşünürler!

        Dünyada “âbidevî” bina yapma devri artık sona erdi; şimdi “âbidevî” değil, “devâsâ” binalar inşa ediliyor; maksat da asırlar sonrasına kalacak eserler bırakmak değil, ihtiyaçları karşılayabilmek...

        GÖKDELENİ DÜŞÜNMEK LÂZIM

        “Dünyanın diğer yerlerinde İstanbul’a en fazla benzeyen, burayı en fazla andıran yer neresidir?” diye soracak olursanız, benim aklıma hemen Hong Kong gelir. Bir kara parçası ile ilerisindeki biri büyük dünya kadar adanın arasından geçen deniz, bizim Boğaz’ı hatırlatır; sahilin iki yakası da şık ve zarif gökdelenlerle doludur ve ışıl ışıldır.

        Hong Kong’un 19. asırda ve 20. yüzyılın ilk senelerinde çekilmiş fotoğraflarına bakarsanız nefis bir manzara ama bizim eski İstanbul’u hatırlatan ve İstanbul’dan daha da harap vaziyette fakir bir şehir görürsünüz. Etrafta Hong Kong’un o zamanki hâkimi olan İngilizler’in yaptığı ve bizim sarayların minyatürü denebilecek bazı çok güzel binalar da vardır ama şehir hem mimarî, hem de günlük hayat bakımdan sefalet içerisindedir.

        İstanbul’da çok şükür öyle bir sefalet yok, hiçbir zaman da olmadı ama Boğaz’ın şimdiki hâli üstad ve büyük zevk sahibi mimarlarımız sayesinde estetik faciasına çevrildi! Önde eskileri hakikaten iğne oyası ama yenilerinden bazısı tam birer gudubet olan yalılar, arkada rant hırsının eseri olan lüks ama çoğu estetik fakiri siteler; gökdelen değil, sadece bina azmanı yüksek yapılar, “uyum” kavramından nasibini almamış bir mimarî ve neticede yamaçları zevksizlik âbidesine dönmüş bir Boğaziçi!

        Boğaz gitti beyler, bundan seneler önce gitti, şiirlerdeki ve hayallerdeki o yerler artık yok ve sahillerin daha da çirkinleşmesini önlemenin yolu, artık ciddî kontrol altında bir gökdelenleşmeden geçiyor!

        Diğer Yazılar