Öne Çıkanlar
Son Dakika
16.08.2017 - 05:46 | Güncelleme:

Türkçe, Kâşgarlı Mahmud bile gelse artık iflâh olmaz!

 

BAŞBAKAN Binali Yıldırım, dün sosyal medya dilinin perişan hâlinden bahsetti, bozulmanın “çürüme” hâline geldiğini, bu yeni dilin Türkçe’den ziyade “nevzuhur bir kuş dilini andırdığını” ve buna “dur deme zamanının geldiğini” söyledi.

Binali Bey kusura bakmasın ama artık her yaş grubu arasında dal-budak salmış olan bu yeni dilin “kuş dili” ile pek bir alâkası yoktur. Kuş dili sadece bülbülden, kanaryadan yahut muhabbet kuşundan değil, ağaçkakandan yahut kargadan bile işitilse, yine de müzikaliteye sahiptir.

Ama şikâyet ettiğimiz ve ismine “Türkçe” dediğimiz lisana bakın! Kuş dili falan değil sadece takırtı, hırıltı, gürültü ve yazıya geçirildiğinde de nefes nefese bir kekeleme!

Abartmıyorum: Türkçe hâl-i hayatında, yani sağlığında, güzel ve düzgün konuşanlardan işitildiğinde son derece âhenkli bir lisan idi; hele İstanbullu, özellikle de Boğaziçili hanımların dudaklarından döküldüğünde!

Bu güzel lisanın başına sonradan nelerin musallat edildiği mâlûm: 30’lu senelerde başlayan “dil devrimi”nin tahribatı 70’lerde arttıkça arttı, vazifesi dili muhafaza etmek olan Dil Kurumu’nun tahribatta öncülüğe kalkışıp lisanın üzerine çökmesi ve kültürün de can çekişmeye başlaması üzerine Türkçe yerlerde sürünür oldu, internet bilgisi ile sosyal medya da dilin üzerine beraberce tüy diktiler!

TORBA DOLUSU ÇAKILTAŞI!

Ben “Öztürkçe” dedikleri uydurma dile daha ilk gençlik senelerimden itibaren karşı çıktım ama sebep dilde sadeleşmesinin aleyhinde olmam değil, Türkçe’nin uydurulan yeni kelimeler yüzünden âhengini kaybetmesi idi. Her dilin zamanla değişmesi, zenginleşmesi yahut fakirleşmesi, kültürün yoğun ve yaygın olduğu toplumlarda kelime sayısının artması ama nisbeten cahil kesimlerde azalması asırlar boyunca gözlenen ve kaçınılmaz sosyal bir kaide idi. “Öztürkçe” akımının Türkçe için hiç de iyi olmayacağı işin daha başından belli idi. Benim bu akımın karşısında olmamın asıl sebebi söylediğim gibi dilin fukaralaşması değil, âhenginin gitmesi, çakıltaşı dolu bir torba yere vurulduğunda çıkan seslere benzer hâl alması idi ve maalesef öyle oldu.

Bugün gençlerin konuşup yazdıkları Türkçe işte bu vaziyettedir! Sadece ifade gücünü değil, âhengini de kaybetmiştir ve kakofonik bir hırıltıyı andırmaktadır!

Ama kabahati sadece gençlere yüklemek doğru olmaz; bozuk, karmakarışık şekilde yazanlar yalnızca gençler değildir, Türkçe’yi berbad ederek kullananların başında aziz, muazzez ve muhterem basınımız gelir!

HAZRETİ İSA MİSÂLİ...

Bozulmaya örnek teşkil etmesi için yüksek tirajlı bir gazetede iki-üç gün önce okuduğum bir haberin muhteşem Türkçesini nakledeyim:

Dünyanın 113 yaşında olan en yaşlı erkeği ölmüş. Haberde “15 Eylül 1915 tarihinde Varşova’da, annesiz dünyaya gelen ve babasını I. Dünya Savaş’ında kaybeden Yisrael Kristal, 1930’lu yıllarda Naziler tarafından ailesiyle birlikte tutuklanarak Auschwitz toplama kampına götürüldü” deniyor.

Adamın dünyanın hem en yaşlı erkeği hem de bir hilkat harikası olduğunu herhalde farketmişsinizdir. Zira, Yisrael Kristal her nasıl olmuşsa olmuş ve habere göre “annesiz” dünyaya gelmiş! Sanki leylek getirmiş yahut tarladaki koskoca bir lâhananın içinde bulunmuş gibi!

Mesele işte budur; Türkçe’yi sadece gençlerimizin değil, basınımızın da böyle kullanmasıdır!

Peki, bu iş nasıl düzelir dersiniz? Boş yere ümid etmeyelim, tam olarak asla düzelmez! Zira senelerdir yaşanan tahribat öylesine büyüktür ki, Türkçe’nin eski şâşaasına tekrar kavuşması maalesef boş bir hayaldir ve değil devlet, Kâşgarlı Mahmud bile mezarından çıkıp gelse bu derdi halledemez!

Meramlarını iki-üçyüz kelime ile anlatan nesle dilden de önce “kimliklerinin” ve “âidiyetlerinin” hatırlatılması az da olsa bir işe yarar ve Türkçe’nin farkına varabilirler diyeceğim ama bunları anlatıp öğretebilmek bile artık o kadar zor ki!


Değerli Haberturk.com okurları.

Haberturk.com ekibi olarak Türkiye’de ve dünyada yaşanan ve haber değeri taşıyan her türlü gelişmeyi sizlere en hızlı, en objektif ve en doyurucu şekilde ulaştırmak için çalışıyoruz. Yoğun gündem içerisinde sunduğumuz haberlerimizle ve olaylarla ilgili eleştiri, görüş, yorumlarınız bizler için çok önemli. Fakat karşılıklı saygı ve yasalara uygunluk çerçevesinde oluşturduğumuz yorum platformlarında daha sağlıklı bir tartışma ortamını temin etmek amacıyla ortaya koyduğumuz bazı yorum ve moderasyon kurallarımıza dikkatinizi çekmek istiyoruz.

Sayfamızda Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına ve evrensel insan haklarına aykırı yorumlar onaylanmaz ve silinir. Okurlarımız tarafından yapılan yorumların, (yorum yapan diğer okurlarımıza yönelik yorumlar da dahil olmak üzere) kişilere, ülkelere, topluluklara, sosyal sınıflara ırk, cinsiyet, din, dil başta olmak üzere ayrımcılık unsurları taşıması durumunda yorum editörlerimiz yorumları onaylamayacaktır ve yorumlar silinecektir. Onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisinde aşağılama, nefret söylemi, küfür, hakaret, kadın ve çocuk istismarı, hayvanlara yönelik şiddet söylemi içeren yorumlar da yer almaktadır. Suçu ve suçluyu övmek, Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre suçtur. Bu nedenle bu tarz okur yorumları da doğal olarak Haberturk.com yorum sayfalarında yer almayacaktır.

Ayrıca Haberturk.com yorum sayfalarında Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinde doğruluğu ispat edilemeyecek iddia, itham ve karalama içeren, halkın tamamını veya bir bölümünü kin ve düşmanlığa tahrik eden, provokatif yorumlar da yapılamaz.

Yorumlarda markaların ticari itibarını zedeleyici, karalayıcı ve herhangi bir şekilde ticari zarara yol açabilecek yorumlar onaylanmayacak ve silinecektir. Aynı şekilde bir markaya yönelik promosyon veya reklam amaçlı yorumlar da onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisindedir. Başka hiçbir siteden alınan linkler Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılan tüm yorumların yasal sorumluluğu yorumu yapan okura aittir ve Haberturk.com bunlardan sorumlu tutulamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında yorum yapan her okur, yukarıda belirtilen kuralları, sitemizde yayınlanan Kullanım Koşulları’nı ve Gizlilik Sözleşmesi’ni peşinen okumuş ve kabul etmiş sayılır.

Bizlerle ve diğer okurlarımızla yorum kurallarına uygun yorumlarınızı, görüşlerinizi yasalar, saygı, nezaket, birlikte yaşama kuralları ve insan haklarına uygun şekilde paylaştığınız için teşekkür ederiz.

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
2000
  • Misafir 17 Ağustos 2017 Perşembe 21:56
    Bozuk olan dil değil onu kullananın mantık örgüsüdür eyy sayın Bardakçı. İkisinin birbirine karıştırılmaması dileğiyle.
  • Misafir 17 Ağustos 2017 Perşembe 17:43
    Arap arapça fars farsça konuşuyor da ben niye Türkçe konuşunca dilim yoksullaşmış oluyor ne dediğini anlayamayan bir ulus ayakta kalabilir mi ?asıl yapılması gereken bütünüyle dışardan Türkçeye girmiş sözcükleri yok etmek güzel Türkçemize uygun özü kökü soyu sopu Türkçe sözcükler gerek bize !!!
  • Misafir 17 Ağustos 2017 Perşembe 12:16
    Kırsal kökenli yurtdaşların, şehirlerde orta sınıfı oluşturmaya başlaması her şeyde olduğu gibi dilimizi de vasat altına itti. Düzgün konuşmak, yazmak ayıpsabır oldu.
  • Misafir 17 Ağustos 2017 Perşembe 09:17
    Bir gazeteci bile sok oldum yerine,soke oldum diyorsa vay halimize.Gezete yerine gaste denmesinede sinir oluyorum.
  • Misafir 17 Ağustos 2017 Perşembe 07:05
    İyi tamam da dil devrimiyle Binali Yıldırım'ın dediklerinin ne alakası var?
  • Misafir 17 Ağustos 2017 Perşembe 02:35
    ...Kazaen noktasız gönderildi.
  • Misafir 17 Ağustos 2017 Perşembe 02:33
    Evet,anlatabilmek için anlayan ve anlamayı isteyen insan lazım ki;heyhaaat,yüzbinde bulunabilir mi,bilemem,ümitsizim.Zira,bahis mevzuu edilince,kahir ekseriyet,ya ciddiye almıyor ya da kendisine hakaret olarak kabul ediyor.Türkçe'mizin sıhhati,güzelliği,âhengi ilh. gibi derdi olan kaç kişi var 80 milyon içinde-Adan Zye-? Bir istatistik yapan olsa da görsek.Belki yanılırım.Memnun olurum yanılmaktan
  • Misafir 17 Ağustos 2017 Perşembe 00:47
    hay sen çok yaşa. o taş, o gediğe nasıl da oturmuş :)
  • Misafir 16 Ağustos 2017 Çarşamba 20:19
    (Meramlarını iki-üç yüz kelime ile anlatmaya çalışan NESLE ilk önce) cümlesindeki nesle sizce güzel Türkçemize uygun mu?
  • Misafir 16 Ağustos 2017 Çarşamba 20:09
    Size katılıyorum. Fakat her defasında kötümser bir tavır içindesiniz. Zannımca bu üslubun bize, gençlere, bir faydası yok. Vesselâm.
Kalan karakter : 2000
Hava Durumu
Perşembe 18 MPH 17°
Kısmen Güneşli