Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        İKİ günden buyana, yayınlanan son KHK ile 15 Temmuz’daki darbe girişiminin bastırılmasında görev alan sivillere de ceza muafiyeti verilmesi gündemi işgal ediyor.

        Tartışmalar devam ederken muhalefetin karşı çıktığı uygulamanın hukuk tarihimizde bir ilk olmadığı, 1930’da Erciş, Zilân ve Ağrı’da çıkan isyanın ardından Meclis’in 1931 Temmuz’unda kabul ettiği 1850 sayılı kanunda da benzer hükümlerin bulunduğu ve isyanın bastırılması için faaliyet gösterenlerin fiillerinin suç kapsamından çıkartıldığı hatırlandı. Ardından da dün bazı gazeteler Atatürk’ün cumhurbaşkanlığı döneminde kabul edilen kanunun yayınlandığı Resmî Gazete’nin 29 Temmuz 1931 tarihli nüshasının görüntülerine yer verdiler.

        Şimdi, bundan 86 sene önce kabul edilen ve son çıkartılan KHK’daki hükümler ile benzerlik taşıyan kanunun Resmî Gazete’de yayını ile ilgili olarak spor tarihimize kadar uzanan bir tesadüften bahsedeceğim.

        MECLİS’TEKİ TARTIŞMA

        Kanunlar, mâlûm, Meclis’te kabul edilmelerinin ardından onaylanmaları için Cumhurbaşkanlığı’na gönderilir ve Cumhurbaşkanı’nın tasdikinden sonra Resmî Gazete’de yayınlanırlar.

        “İsyan Mıntakasında İşlenen Ef’âlin (fiillerin) Suç Sayılmayacağına Dair Kanun”un Meclis’te 20 Temmuz 1931’de görüşülmesi sırasında Yozgat Milletvekili Hamdi Bey ceza muafiyeti için verilen süre hakkında itirazda bulunup “Üç adam öldürülürse bunlar da mı affedilecek?” diye sormuş ve zamanın İçişleri Bakanı Şükrü Kaya’nın, “Âdi suç sözkonusu değildir ki adam öldürmek mevzubahis olsun. Bunlar siyasî meselelerdir. Öldürmek değil, imha vardır. Eşkıya imha ediliyor” şeklindeki açıklamalarının ardından kanun kabul edilmişti.

        Meclis Başkanı Kâzım Özalp, kanunu ertesi gün metninin tasdikli sureti ile beraber Çankaya’ya gönderdi ve Cumhurbaşkanı Atatürk, metni aynı gün onayladı...

        Onaylanan kanunun Resmî Gazete’de yayınlanması için Başbakanlık’a gönderilmesi ve Meclis Başkanlığı’nın vaziyetten haberdar edilmesi gerekiyordu ve bu iş de aynı gün yapıldı. Onaylı metin Başbakanlık’a giderken Cumhurbaşkanlığı Muamelât Müdürü Sabit Bey’in imzası ile, Meclis Başkanlığı’na “İsyan mıntıkasında işlenen ef’âlin suç sayılmayacağına dair olup TBMM Umumi Heyeti’nin 20 Temmuz 1931 tarihli 32. in’ikadının (birleşiminin) birinci celsesinde kabul edildiği bildirilen 1850 numaralı kanun neşir ve ilân olunmak üzere Başvekâlet’e gönderilmiştir efendim” şeklinde bir yazı gönderildi.

        SABİT BEY’İN OĞULLARI

        Üzerinde duracağım husus, kanunun kabul edildiğini bildiren yazının üzerinde imzası bulunan Sabit Bey’in kim olduğu...

        Soyadı Kanunu’nun kabulünden sonraki tam ismi ile Sabit Şevki Şeren, Cumhuriyet’in ilk senelerinde Çankaya’da Muamelât Müdürlüğü’nden Özel Kalem Müdürlüğü’ne kadar çeşitli görevlerde bulunmuş bir bürokrattı, Mustafa Kemal’in yakın çevresinden idi, hattâ 1930’lu senelerde çıkan bazı isyanların bastırılmasında bizzat Atatürk tarafından görevlendirilmişti.

        Sabit Bey’in iki oğlu vardı: Oğuz ve Turgay. Gazeteci olan ve uzun seneler yurtdışında da gazetecilik yapan büyük oğlu Oğuz Şeren seneler önce beraber çalışmaktan zevk aldığım bir meslek büyüğüm; küçük oğlu Turgay Şeren de herkesin tanıdığı bir isimdi: Galatasaray’ın meşhur kalecisi olan ve geçen sene kaybettiğimiz Turgay ağabey...

        Son KHK hakkındaki tartışmalar devam ederken, Cumhurbaşkanlığı Arşivi’nin müdürü olan arkadaşım Muhammed Safi vasıtası ile temin ettiğim 1931’deki benzer kanunla ilgili evrak bana Oğuz ve Turgay ağabeyleri hatırlattı...

        Diğer Yazılar