Son Dakika
24.01.2018 - 03:55 | Güncelleme:

Savaşa elbette ‘Hayır’ ama...

 

SAVAŞIN ne demek olduğunu ve hakiki çehresini 1980’lerin hemen başında öğrendim.

O senelerde muhabir olarak dolaştığım Ortadoğu’da iki kanlı mücadele vardı: İran-Irak ve Lübnan iç savaşları... İsrail’in 1982’de Filistinli gerillaları bahane ederek Lübnan’ı işgal etmesi ile herşey daha da karışmış, birbirine girmişti.

Asıl savaş, yani iki devlet arasında cephelerde yaşanan kanlı mücadele ise İran ile Irak arasında idi. Her iki ülke birbirine girmişti, uzun sınırları boyunca kan dökülüyordu, en şiddetli çarpışmalar Basra ile Hürremşehir taraflarında yaşanıyordu, hattâ Türkiye sınırına hayli yakın olan Revanduz da savaş alanı olmuştu.

Sıra sıra cesetler ile ilk defa o savaşta, Basra Cephesi’nde karşılaştım. 1981 ilkbaharı olacak, İran birlikleri Basra’da ilerlemiş ama Iraklılar ilerleyişi durdurmuş ve İran’a hayli zayiat verdirmişlerdi. İnternetin ve dijital teknolojinin henüz icat edilmediği o günlerde haber demek güçlükle temin edilebilen teleksle yazılabilen birkaç satırdan ve gönderilen fotoğraflardan ibaretti. Gazeteciler o ilkbaharda Basra cephesine akın etmişler, Irak da zaferini duyurabilmek için büyük hazırlıklar yapmıştı.

BİR CESED DEKORU

Hazırlığın ne olduğunu tahmin edemezsiniz: Cephede yüzlerce metrelik bir hatta İranlı askerlerin cesedlerini yığmışlardı! Kurşun ve şarapnellerle delik deşik olmuş bedenlerle, etrafa dağılmış kollarla, bacaklarla ve vücudun hangi kısmına ait olduğu anlaşılamayan cesed parçalarıyla!

Irak’ın bu zafer alâmetleri çölün kırk küsur derece sıcağında kendiliğinden kavrulup kararmış ve etrafı bilindik cesed kokusundan farklı bir başka koku sarmıştı...

Ama asıl faciaya Hürremşehir’de şahit oldum...

Hürremşehir bir ara Irak’ın eline geçmiş, İran “Özgür Şehir” mânâsına gelen Hürremşehir’in ismini “Huninşehir”, yani “Kanlı Şehir” yapmış ve işgalden kurtarılmasına kadar isminin bu olacağını ilân etmişti...

Kurtarma harekâtı 1983 sonbaharında başladı ama İran harbin başladığı üç sene içerisinde öylesine zayiat vermişti ki, 15-16 yaşındaki çocukları bile sadece birkaç günlük sözümona bir askerî eğitimden sonra ellerine silâh verip cepheye sevkediyorlardı...

En şiddetli çarpışmaların yaşandığı günlerden birinde Huninşehir cephesine gittim ve eşine-emsâline zor rastlanacak bir faciaya şahit oldum:

Çocuk yaştaki İranlı askerler yüzlerce metre uzunluğundaki siperlerde hücum emrini beklerlerken Iraklılar siperlerin kendi taraflarına uzanan ucundan topuk seviyesine gelecek kadar su pompalamış sonra da elektrik vermişler ve yüzlerce gencin hayatı birkaç saniye içerisinde böyle noktalanmıştı...

“Savaş”, işte bu idi; üstelik bütün bu katliam iki Müslüman memleket arasında yaşanıyordu!

ŞUUR KAYBINDAN DA ÖTE...

Sonraki senelerde dünyanın değişik yerlerindeki savaşlarda da bulundum ve bu işin nasıl büyük bir âfet olduğunu daha yakından görüp öğrendim.

Dolayısı ile “Gidelim, savaşalım, vuralım, yakalım, yıkalım, derslerini verelim!” gibisinden sonradan meydana gelecek faciaları düşünmeden atılan hamasî nutukların neticesinde yaşanacakların ne olduğunu bilenlerin savaşa karşı çıkmaları bir yerde vazifeleridir. Ama sınırlarınızın hemen yanıbaşında her türlü mel’aneti plânlayıp masum sivillerin bile canını pervasızca alanlara karşı eliniz- kolunuz bağlı oturmak kayıtsız bir hamakat; etrafınıza böyle şer tohumlarının atılmasına göz yumup barış zamanlarının faziletini kastederek söylenmiş olan “Yurtta sulh, cihanda sulh” sözünü düşünce tembelliğinin şiarı hâlinde tekrarlayıp durmak ise umursamaz bir rehavettir.

“Bütün bu sözleri etmek kolay” diyebilirsiniz; zaten Afrin’de ardarda şehid düşen Astsubay Üstçavuş Musa Özalkan ile Piyade Üsteğmen Oğuz Kaan Usta’nın yakınlarının acısını hiçbir sözün dindirmeyeceğini söylememe gerek bile yok.

Ama etrafımız maalesef ateş çenberi hâlinde, dünyanın tâââ diğer ucundan gelip sınırlarımızda işler çevirmeye çalışılıyor ve adamlar bir asır önceki mirasımızı şimdi kendi başlarına, canlarının istediği gibi paylaştırmaya hevesleniyorlar...

Bize müdahaleden başka çarenin bırakılmadığı böyle bir vaziyette birkaç tarafgir idrak fukarasının hâlâ “Savaşa hayır” diyebilmeleri şuur kaybından da öte bir iştir!

 


Değerli Haberturk.com okurları.

Haberturk.com ekibi olarak Türkiye’de ve dünyada yaşanan ve haber değeri taşıyan her türlü gelişmeyi sizlere en hızlı, en objektif ve en doyurucu şekilde ulaştırmak için çalışıyoruz. Yoğun gündem içerisinde sunduğumuz haberlerimizle ve olaylarla ilgili eleştiri, görüş, yorumlarınız bizler için çok önemli. Fakat karşılıklı saygı ve yasalara uygunluk çerçevesinde oluşturduğumuz yorum platformlarında daha sağlıklı bir tartışma ortamını temin etmek amacıyla ortaya koyduğumuz bazı yorum ve moderasyon kurallarımıza dikkatinizi çekmek istiyoruz.

Sayfamızda Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına ve evrensel insan haklarına aykırı yorumlar onaylanmaz ve silinir. Okurlarımız tarafından yapılan yorumların, (yorum yapan diğer okurlarımıza yönelik yorumlar da dahil olmak üzere) kişilere, ülkelere, topluluklara, sosyal sınıflara ırk, cinsiyet, din, dil başta olmak üzere ayrımcılık unsurları taşıması durumunda yorum editörlerimiz yorumları onaylamayacaktır ve yorumlar silinecektir. Onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisinde aşağılama, nefret söylemi, küfür, hakaret, kadın ve çocuk istismarı, hayvanlara yönelik şiddet söylemi içeren yorumlar da yer almaktadır. Suçu ve suçluyu övmek, Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre suçtur. Bu nedenle bu tarz okur yorumları da doğal olarak Haberturk.com yorum sayfalarında yer almayacaktır.

Ayrıca Haberturk.com yorum sayfalarında Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinde doğruluğu ispat edilemeyecek iddia, itham ve karalama içeren, halkın tamamını veya bir bölümünü kin ve düşmanlığa tahrik eden, provokatif yorumlar da yapılamaz.

Yorumlarda markaların ticari itibarını zedeleyici, karalayıcı ve herhangi bir şekilde ticari zarara yol açabilecek yorumlar onaylanmayacak ve silinecektir. Aynı şekilde bir markaya yönelik promosyon veya reklam amaçlı yorumlar da onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisindedir. Başka hiçbir siteden alınan linkler Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılan tüm yorumların yasal sorumluluğu yorumu yapan okura aittir ve Haberturk.com bunlardan sorumlu tutulamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında yorum yapan her okur, yukarıda belirtilen kuralları, sitemizde yayınlanan Kullanım Koşulları’nı ve Gizlilik Sözleşmesi’ni peşinen okumuş ve kabul etmiş sayılır.

Bizlerle ve diğer okurlarımızla yorum kurallarına uygun yorumlarınızı, görüşlerinizi yasalar, saygı, nezaket, birlikte yaşama kuralları ve insan haklarına uygun şekilde paylaştığınız için teşekkür ederiz.

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
2000
  • Misafir 25 Ocak 2018 Perşembe 16:37
    Murat abi tarihin arka odasını tekrar ekranlar da görmek istiyoruz.Sizi özledik.saygılar
  • Misafir 25 Ocak 2018 Perşembe 15:13
    cok guzel bır yazı olmus kalemınıze saglık:clap_tone1:
  • Misafir 25 Ocak 2018 Perşembe 11:43
    ​Tabiatın yürüyüşü belki yavaştır; Hız verecek biricik şey ona savaştır! ​Çağri Beg'le Tuğrul Beg'in kurduğu devleti muhafaza ediyoruz. Bunu anlamak şuur işidir.
  • Misafir 25 Ocak 2018 Perşembe 11:23
    Ellerinize sağlık. Afrin harakatı kuşaklarımıza "savaşa hayır" diyebilecek bir ülke bırakmak içindir.
  • Misafir 25 Ocak 2018 Perşembe 10:28
    vatan hainleri hümanistlik adı altında savaşa hayır diyor bunlar gizli pkk lı ypg li sormazlarmı adama amerika binlerce tır silah verirken nerdeydiniz şimdi beyez bayrak çekiyorsunuz sizin iki yüzlülüğünüze inanacağımızımı sanıyorsunuz vatan tarafında olmayan herkes haindir bunun lamı cimi yok Türkiye durup durukenmi askeri harekata yöneldi terör yuvaları bitinceye kadar harekat dem etmeli 80 miyon haklı davanın arkasındayız
  • Misafir 25 Ocak 2018 Perşembe 09:50
    Tarihin Arka Odası ne zaman başlıyor TV de izleyecek şey bulamıyoruz kitap okuyun efendim dediğinizi duyar gibiyim ama bünye farklılık da istiyor
  • Misafir 24 Ocak 2018 Çarşamba 17:44
    Bu ülkeler füze uçak helikopter tank tüfek top yani silah araç gereç yaparken 80 yıl laik cumhuriyet çocukların şuur nerelerdeydi. Bu güçümüz olsaydı 12 bin 6 bin 3 bin km lerde gelip sınırımızda at oynatamazlardı
  • Misafir 24 Ocak 2018 Çarşamba 16:21
    Doğru söze ne denir ! Kaleminize sağlık.
  • Misafir 24 Ocak 2018 Çarşamba 15:47
    Güzel
  • Misafir 24 Ocak 2018 Çarşamba 15:29
    Ülkemizin bekası ve bütünlüğü için savaş kaçınılmazsa yapacak birşey yoktur. Her daim barış yanlısı bir politika izlenmesine rağmen birileri gelip sınırınızda terör korudoru kurmak isterse ve her diplomatik yol denenmiş olmasına rağmen kafalarına göre istediklerini yaparlarsa, bize oraları onlara mezar yapmaktan başka çare kalmaz.
Kalan karakter : 2000
Hava Durumu
Cumartesi 18 MPH 10°
Sağanak Yağışlı