HABERTÜRK Gazetesi yazarlarının köşeleri, saat 9:00'dan itibaren güncellenmektedir.
Murat Bardakçı

Murat Bardakçı

[javascript protected email address]

Kadı sicilleri

29 Aralık 2010 Çarşamba, 12:08:40Güncelleme: 12:08:40

Türkiye Diyanet Vakfı İslam Araştırmaları Merkezi “İSAM”, seneler süren uzun bir hazırlıktan sonra, son derece önemli bir yayına başladı: “Kadı Sicilleri”...
“Kadı Sicili”, mahkeme tutanaklarının ve kararların toplu halde bulunduğu eski adlî arşivlerdir. Bir bölgenin belli bir dönemindeki sosyal hayatının ayrıntılarını belgeleriyle görebilmek için bu sicilleri incelemek gerekir. Kayıtlardaki olaylar bazen son derece şaşırtıcı olabilir; meselâ bundan asırlar önce dinibütün zannedilen bir mahallenin aslında yoldan çıkıp tamamen sapıtmış olduğunu görebilir yahut memleketin herşeyine hâkim olduğunu zannettiğiniz zamanın padişahının veya idarecilerinin bazı konularda nasıl âciz kaldıklarını farkedersiniz.
Birkaç günden buyana, İSAM’ın yayınladığı “Kadı Sicilleri”ndeki kayıtları, yani o zamanın mahkeme evrakını ve kararlarını okuyorum...
BİR BAŞKA ÜSKÜDAR

Şimdiye kadar 13 cildi çıkan sicillerin ilk kısmı, Üsküdar’a ait... Bugünün mütevazi ama vakur ve geçmişin haşmetini hâlâ hissettirmeye çalışan Üsküdar’ına...
Ama, sicilleri okuyunca o zamanın Üsküdar’ının pek bize anlatılan ve zannettiğimiz gibi değil, “başka türlü”, daha doğrusu içerisinde herşeyi barındıran, her cinsten kişinin bulunduğu bir yer olduğunu görüyorsunuz.
Meselâ, 17. asırda Üsküdar Kadısı’nın görev sahası içerisindeki Çengelköy’de bir Rum’a şarap satma yetkisi veriliyor, o devrin tâbiri ile “monopolia” yani “tekel” olması ihsan buyuruluyor. Ama, bir taraftan da Marmara’daki adalardan Boğaziçi’ne fıçılar içerisinde şaraplar gönderiliyor ve gizli gizli satılıyor. Tekel hakkını elinde bulunduran Rum ne yapsın? Üsküdar Kadısı’na gidiyor, “Padisahimiz efendimiz sarabin ‘monopolia’sini bu kuluna vermisti. Aman kadi efendi, oczağina dustum, bu sahtekâr sarapçilara mâni ol, fiçilarini benim monopoliamda satmasinlar, yoksa batazağim, iflâs edezeğim” diye yalvarıyor. Kadı Efendi “Bre yakalayın bu mel’unları” buyuruyor ve Marmara Adaları’ndan Çengelköy taraflarına kaçak şarap yollanmasının önü alınıyor.
O zamanın “pereme” denen kayıkları da sadece Boğaz’ın iki yakası arasında gidip gelmeye değil, başka işlere de yarıyor. Üsküdarlı Müslüman kadınlar iki sahil arasında defalarca gidip gelirken bol bol demleniyor, yani şaraplarını yudumluyorlar.
BİR DÖŞEKTE ÜÇ KİŞİ

Kadı Efendi’ye günün birinde ihbar geliyor, “Üsküdar’da yaşayan filânca isimli herif kadın satıyor” diyorlar... Adamın evi basılıyor, baskının zaptı kadı siciline “Sermayelerinden üçü ile aynı döşekte uyurken yakalandı, sonra da hakkından gelindi” diye geçiyor.
O devirdeki anlaşmalı boşanmaları, Boğaziçi’ndeki köylerden birinin İstanbul’a muhabbet tellâlı ihraç etmekten başka bir işe yaramadığını, para karşılığı anlaşmalı evlilikleri, küçük yaştaki cariyeleri nikâhlamanın yollarını yahut kaçan kölelerin nasıl yakalandıklarını ve haklarında ne gibi muameleler yapıldığını merak ediyorsanız, Kadı Sicilleri’ni okuyun...
Ama, o devrin diline âşinâ değilseniz yanınızda mutlaka bir sözlük bulundurun, aksi takdirde sicillerde yazılanların ne demek olduğunu anlamanız son derece güç, hattâ imkânsız olabilir. Sözlük sayesinde hem kelime dağarcığınız artar, hem de artık unutulmuş ama her yönü ile çok zengin bir âleme yavaş yaşaş da olsa girebilirsiniz.
İSAM’ın başında bulunan Prof. Dr. Âkif Aydın, “Kadı Sicilleri” serisini hayata geçirmekle ilim tarihimiz bakımından çok önemli bir hizmet yapmıştır.

Diğer Yazıları

‘İlk Türk filmi’ muamması

  • Yayın Tarihi: 29/09/14 07:07
  • [javascript protected email address]
İSTANBUL Modern'de bir sergi açılmış: "Türk Sinemasının 100. Yılı"... Bir haftadır yurtdışında olduğum ve Türkiye'ye önceki gün döndüğüm için gidip sergiyi gezemedim ama hakkında yazılanlardan bazılarını okudum. Türk Sineması'nın başlangıcı, Âli Fuad...
Devamını Oku

Kanunî’nin hiç bilinmeyen en eski portresi 8 Ekim’de satışa çıkıyor

  • Yayın Tarihi: 28/09/14 02:11
  • [javascript protected email address]
Londra'da 8 Ekim'de 960 bin ile 1 milyon 300 bin lira başlangıç fiyatından arttırmaya konacak olan tabloyu "Beyoğlu" olarak bilinen ve bu semte ismini veren İtalyan asilzadesi Alvise Gritti'nin yaptırdığı düşünülüyor. Londra'da önümüzdeki 8 Ekim'de...
Devamını Oku

iPhone 6 ve israf toplumu

  • Yayın Tarihi: 26/09/14 01:31
  • [javascript protected email address]
NE IŞİD'in elindeki Türk rehineleri serbest bırakması, ne Amerika'nın bu örgüte karşı başlattığı operasyonlar, ne Ortadoğu'da yaşanan ve bizi de çok yakından ilgilendiren son gelişmeler... Gazetelerde bu konularda haberler çıkmasına çıkıyor ama,...
Devamını Oku

Dört ayrı kadıdan zorunlu din dersine

  • Yayın Tarihi: 24/09/14 03:58
  • [javascript protected email address]
SENELERDEN buyana tartışılan zorunlu din eğitimi meselesi nihayet Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne gitti ve mahkeme Türkiye'nin bu uygulama ile İnsan Hakları Sözleşmesi'nin eğitim ile ilgili maddesini ihlâl ettiğine karar verdi. 12 Eylül sonrasında...
Devamını Oku

Aşçının eksiği ne? Onu da ‘fahrî doktor’ yapıverin!

  • Yayın Tarihi: 22/09/14 05:10
  • [javascript protected email address]
İSTANBUL Üniversitesi, Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir'e geçen hafta "fahrî iletişim doktorası" verdi... Gazetelerde çıkan haberlere göre, Mustafa Bey'e fahrî de olsa akademik unvan verilmesinin sebebi, İstanbul Üniversitesi ile Fatih Belediyesi...
Devamını Oku
Tüm Yazıları