• Yazı Boyutu:
  • A+
  • A-
HABERTÜRK Gazetesi yazarlarının köşeleri, saat 14:00'den itibaren güncellenmektedir.
Murat Bardakçı

Murat Bardakçı

[javascript protected email address]

Gafletin böylesine pes!

03 Şubat 2012 Cuma, 11:19:43

HABERTÜRK’te dün, Bülent Günal’ın Türk Tarih Kurumu’nda Tarih Araştırmaları Grubu Başkanı Prof. Dr. Kemal Çiçek’in Halep’te bulduğu bazı belgeler konusunda önemli bir haberi vardı.
Prof. Çiçek 1915’te tehcire tabi tutulup Suriye’ye gönderilen Ermeniler’in ABD’nin Halep Konsolosluğu arşivinde muhafaza edilen mektuplarını bulmuş. Ermeniler, Amerikan Konsolosu Jesse B. Jackson’a gönderdikleri bu mektuplarda çektikleri dertleri ve sıkıntıları anlatıyor, akrabalarından haber almaya çalışıyor, “Pek sefil haldeyiz” diyor ve konsolosun kendilerine para vermesi için açıkça yalvarıyorlar.
Yayınlanan mektuplar o günlerin dramını gösteriyor, yayınlanmayanlarda da neler yazıldığını hemen tahmin edebiliyorsunuz... “Kardeşim öldürüldü, anam yola dayanamadı, kocam kayboldu, evim yakıldı...” gibisinden ifadeleri...
Bülent Günal’ın haberi gazetecilik açısından çok güzel bir iş ama meselenin haberin kaynağı açısından bir başka tarafı var: Bu mektupları Türk Tarih Kurumu’nda görevli bir araştırıcının mı, yoksa senelerden buyana “Türkler zavallı Ermeniler’e neler neler yaptılar, hepsini nasıl sürüm sürüm süründürdüler” diyenlerin mi, yani diasporanın mı yayınlaması gerektiği...

SAVUNMAYA BAK!
Mektupları yazanlar Halep ve çevresinin “yerli Ermeniler’i” olsalar ortada hiç mesele yok. “Zavallılar başka yerlerdeki akrabalarından haber alamıyorlar, zaten sıkıntı içerisindeler, Amerikan konsolosundan medet umuyor; yardım, hattâ açıkça para istiyorlar” dersiniz.
Ama mektupların sahipleri Halepli falan değil, Anadolu’nun değişik yerlerinden tehcire tabi tutulmuş, yani Suriye’ye sürgüne gönderilmiş Osmanlı vatandaşları! Ne yaşandı ise yaşanmış, ne oldu ise olmuş ve evlerinden, memleketlerinden toplanıp Suriye’ye yollanmışlar, orada sefalete düşmüş ve yabancı bir diplomattan yardım istemeye mecbur kalmışlar.
Tarih Kurumu bu mektupları şayet “Bakın, biz bunları öldürmedik, sadece sürdük, tek sıkıntıları ise parasızlık imiş” gibisinden bir savunma düşüncesi ile yayınlıyorsa, Ermeni meselesi konusunda bugüne kadar yaptığı hataların üzerine daha da büyüğünü ilâve ediyor demektir. Zira, Türkiye’nin görüşünü bu mektuplara dayanarak savunmaya kalkışmak “Öldürmedik ama süründürdük” demekten ibarettir ve diasporaya “Hem kesmişler, hem aç bırakmışlar” deme hakkını vermekten başka bir işe yaramaz!
Haberde, Prof. Kemal Çiçek’in arkadaşımız Bülent Günal’a “1915’te tehcire tâbi tutulan Ermeniler’in sayısı 900 bindi” dediği de yeralıyor...

DEDİĞİME GELDİNİZ Mİ?
Şimdi 900 bin sayısını veren Prof. Çiçek ile bundan üç sene önce Talât Paşa’nın evrakını yayınlarken tehcir edilen Ermeni sayısının 924 bin 158 olduğunu gösteren bir belgeye yer vermem üzerine Tarih Kurumu’nun 1915 olayları konusunda senelerce devam ettirdiği gizleme, örtme ve saptırma politikası iflâs ettiği için kıyametleri kopartan ve benim “amatör tarihçi bile olamayacağım” iddiasında bulunan Prof. Çiçek aynı kişidir. Tehcir edilen Ermeni sayısını vakti zamanında 200 binlerden alıp nihayet 900 bine kadar yükseltmek, yani benim verdiğim sayıya gelmek zorunda kalan zihniyet ise, Tarih Kurumu’ndaki Ermeni Masası’nın metod yokluğunun ve kararsızlığının kanıtıdır!
İşin özeti şudur: Ermeni meselesi konusunda ortaya Batı’da kaynak olarak kabul edilen tek bir eser koyamamış, “Biz Ermeniler’i öldürmedik, onlar bizi öldürdüler” diye gevelemiş, 1915 olaylarını sadece “ölü sayma” seviyesine indirmiş ama sayılar konusunda bir türlü karar verememiş, nihayet 900 bine kadar yükseltmiş olan Tarih Kurumu bu mektupları diaspora yerine kendisi yayınlamaya kalkmakla şimdiye kadar devam ettirdiği “kraldan fazla kralcı” tavrın üzerine tüy dikmiştir!
Biz bu kafada devam edip üstelik karşı tarafın yapması gereken işi kendimiz yapmaya heveslenerek “Öldürmedik ama süründürdük” demeye kalkıştıkça hiç merak etmeyin, gündeme daha çoook Ermeni tasarısı gelir!

Diğer Yazıları

Siz sadece pop yapın hanımefendi!

  • Yayın Tarihi: 25/05/12 09:39
  • [javascript protected email address]
POP müzik dünyasında son senelerde yeni bir moda çıktı: İşin tâââ başından buyana bu müzikle meşgul olan sanatçılar şimdi ardarda alaturka albüm çıkartıyor ama tavır ile üslûp bilmedikleri için alaturka müziğin canına okuyorlar!Bu albümleri yapanların...
Devamını Oku

Yeni kahraman yaratma heveslileri

  • Yayın Tarihi: 23/05/12 09:28
  • [javascript protected email address]
19 Mayıs'a bu sene bir haller oldu...Resmî kutlamaların yapılıp yapılmaması, stadyumlarda öğrencilerin katıldığı gösterilerin bundan böyle de düzenlenip düzenlenmemesi yahut Anıtkabir'e çıkılıp çıkılmaması meselelerinin yanısıra, 19 Mayıs 1919...
Devamını Oku

Osmanlıca hocalarına KPDS şartı

  • Yayın Tarihi: 21/05/12 09:31
  • [javascript protected email address]
BAŞBAKAN Tayyip Erdoğan, Osmanlıca'nın okullara seçmeli ders olarak konması gerektiğini söyledi. Şimdi, bu dersi liselerin tarih mi yoksa edebiyat öğretmenlerinin mi verecekleri tartışılıyor.Mesele ise, bu dersi verebilecek bilgiye sahip hocaların...
Devamını Oku

Çek kadın politikacıyı astıran kadın savcı davadan 58 yıl sonra, 88’inde hapse girdi

  • Yayın Tarihi: 20/05/12 12:59
  • [javascript protected email address]
28 Şubat'ın ardından 27 Mayıs darbesinin de yargılanması talepleri ve zamanaşımı tartışmaları, bana bundan dört sene önce Çek Cumhuriyeti'ndeki bir yargılamayı hatırlattı: Çekler'in, ülkenin demokrat liderlerinden olan kadın politikacı Milada Horakova'yı...
Devamını Oku

18 Mayıs 1944

  • Yayın Tarihi: 18/05/12 09:33
  • [javascript protected email address]
TÜRKİYE, birkaç seneden buyana, 1910'lardan 1950'lerin sonuna kadar yaşanan bazı tatsızlıklarla yüzleşme merakında..."Tatsızlık" derken Anadolu'da meydana gelen toplu göçlerin, azınlıkların ve harekâtlarda can veren sivil vatandaşlarımızın kaderinin...
Devamını Oku
Tüm Yazıları