Dan Brown'in tehdidi
DAN Brown, son romanı "Cehennem'in yüz küsur sayfasını İstanbul'a ayırmış, hadiselerin düğümü İstanbul'da, Ayasofya'da çözülüyormuş...
"Cehennem"i okumaya bugün başlayacağım ama kitabın tanıtımlarını gördükten sonra peşinen söyleyebilirim: Eyvah ki ne eyvaaah!
Türkiye'de komplo teorileri, tehdit senaryoları ve felâket ihtimalleri ile zaten karmakarışık hâle getirilmiş olan bazı zihinlere Dan Brown'ın bu yeni romanı ile daha başka düğümler atılacak; artık her konuda başka şeyler düşünülecek, öküzün altında buzağı aramaya başlanacak...
İstanbul'un uğrayacağımız kesin olan bu zihinsel tehdide rağmen romanda bu kadar geniş şekilde yeralması birçok bakımdan, özellikle de turizmimiz açısından hoş ve güzel bir iş. Zira, Brown'ın "Cehennem"inin büyüsüne kapılacak olan yüzbinlerce yabancı romanda bahsi geçen mekânları görebilmek için Sultanahmet'e akın edecek; etkisinde kaldıkları kaynak bir roman bile olsa en azından okumuş-yazmış kişilerin teşkil edeceği toplulukların gelmesi, kaliteli turist sayısında da artış sağlayacak...
MISIR'I KURTARAN ROMAN
Üstelik, turizmin roman sayesinde patlamasının önceki senelerde yaşanmış bir başka örneği de var:
Hatırlarsınız: Mısır, 1997'nin 17 Kasım'ında çok büyük bir teröre sahne olmuş, Lüksor şehrindeki Kraliçe Haçepsut Tapınağı'nı gezen turist grubunun üzerine makineli tüfeklerle ateş açılıp el bombaları atılmış ve 66 turist can vermişti.
Baskın, o senelerde dövizinin neredeyse dörtte üçünü turizmden elde eden Mısır'da bu sektörü çökertmişti. Rezervasyonlar iptal edilmiş, ekonomi durma noktasına gelmiş ama şaşkınlık birkaç haftada atlatılmıştı. Mısır hükümeti, İngiltere'nin önde gelen tanıtım kuruluşlarından B.G.B. ile anlaşmış, memleketin kana bulanan görüntüsünü temizleme işini bu şirkete havale etmiş ve hiçbir masraftan kaçınmamıştı.
B.G.B., Mısır'ın baskından sonra terörle eşdeğer hale gelen görüntüsünü unutturmak için firavunlar zamanını öne çıkartmaya karar verdi ve çok yönlü bir kampanya başlattı. Eski Mısır ve İkinci Ramses üzerine kitapları olan Fransız yazarı Cristian Jacq'ın eserleri birkaç dile birden tercüme ettirildi, Avrupa ve Amerika firavunları gösteren afişlerle donatıldı, dünyanın dört bir yanında Mısır sergileri açıldı, kolleksiyonluk Ramses kalemleri ve objeleri imal ettirildi, TV'lerde ardarda Mısır belgeselleri yayınlatıldı. Propaganda bizi bile etkiledi ve Cristian Jacq'ın romanları büyük şehirlerimizin ençok satanlar listesine girdi.
İngiliz şirketinin kampanyası, neticede Mısır ekonomisini kurtardı, 1997 Kasım'ındaki baskını unutturdu ve turizm baskın öncesinden de parlak hâle geldi.
'PARA YOK' DENMİŞTİ!
Hatırladığım kadarıyla o günlerde Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği aynı programı bizde de uygulamak istemiş, Turizm Bakanlığı'ndan destek talebinde bulunmuş ama talep "parasızlık" gerekçesiyle bakanlıktan geri dönmüştü.
Dan Brown'ın daha yayınlanmadan büyük ses getiren "Cehennem"i, Türkiye'nin önüne şimdi yeniden böyle bir fırsat getiriyor...
Ama işin bir de "paranoya" tarafı var: Yazının girişinde de söyledim; "Cehennem", romanları gerçek hayatın yansıması olarak görenlere ve son senelerde hemen her konuyu hayalî komplo teorileri ile değerlendirmeye kalkışanlara çok daha fazla fırsatlar verecek; Tapınak Şovalyeleri yahut Opus Dei gibi kavramların yanına başka gizli örgütler de gelecek ve her meselede önce "Acaba?" diye sorulacak... İşin içine bir de son senelerin modası olan "Ayasofya'nın esrarı"nı da ilâve ettiğinizde, seyreyleyin siz gümbürtüyü!
Artık bundan böyle yapılacak tuhaf yorumları ve değerlendirmeleri düzeltmeye çalışıp bilgi kirliliğini temizlemeye çalışacak olanlara Allah kolaylık versin!