Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        REYHANLI'da patlayan bombanın ve Taksim'i yayalaştırma projesi inşaatının ardından Gezi Parkı'ndaki olaylar yüzünden turizm felâket halde. Dün gelen haberlere bakarsanız, Talimhane'deki rezervasyonların yüzde 60'ı iptal edilmiş; otellerin doluluk oranı yüzde 35'e düşmüş, bazı uluslararası kongreler ve fuarlar da yapılmayacakmış!

        Önümüzdeki ayın Ramazan olduğunu hatırladığınız takdirde, turizmin nasıl beter hâle geleceğini daha iyi farkedersiniz...

        Turizm ve sermaye, özellikle de yabancı sermaye birbirlerine çok benzerler, son derece hassastırlar ve en ufak bir tedirginlik hissettikleri anda kaçıp daha huzurlu yerlere giderler. Dolayısı ile, son olayların ardından turizm alanında bozulan imajımızı düzeltebilmek için yapmamız gereken çok iş var ama neyi, nasıl yapacağız?

        Daha önce de yazmıştım: Bu konuda elimizdeki en iyi örnek, geçmişte Mısır'ın yaptığı uygulamadır...

        66 TURİST CAN VERDİ

        Kısaca hatırlatayım:

        Mısır'ın en fazla turist çeken bölgelerinden olan Lüksor'da 17 Kasım 1997'de büyük bir facia yaşanmıştı. Selefî gruplardan birine mensup militanlar, Kraliçe Haçepsut Tapınağı'nı gezen yüzlerce turistin üzerine makineli tüfeklerle ateş açmış, bu yetmiyormuş gibi el bombaları fırlatmış ve tam 66 turistin canını almışlardı.

        Saldırının ardından rezervasyonların yüzde doksana yakını hemen o gün iptal edilmiş, turistler de ardarda kalkan uçaklarla memleketlerine dönmüşlerdi. Mısır'ın o senelerdeki en büyük gelir kalemi turizm idi, döviz gelirinin yüzde yetmişten fazlası turizmden elde ediliyordu ve saldırıdan sonra sektörün çökmesi ile ekonomi de berbat olmuştu.

        Şaşkınlık, birkaç hafta sürdü ve Mısır hükümeti turizm sektörünü ayağa kaldırabilmenin çaresini bir İngiliz şirketi ile profesyonel şekilde anlaşmakta buldu. İngiltere'nin o senelerdeki en güçlü tanıtım kuruluşlarından olan B.G.B. ile anlaşma yapıldı, tanıtım konusunda alınacak bütün kararlar bu şirkete bırakıldı. Şirket "Turizminizi eskisinden daha parlak hâle getiririz ama çok paranızı alırız ve işlerimize karıştırmayız" demişti, Mısır çaresizdi ve B.G.B.'nin her talebini yerine getirme konusunda devlet garantisi verdi.

        Böyle yapmakla da gayet iyi etti, zira B.G.B., Mısır'ın turizmini eskisinden de parlak hâle getirdi.

        YEPYENİ BİR GEÇMİŞ

        İlk iş olarak, Mısır'ın Lüksor'daki saldırıdan sonra terör ile beraber anılmaya başlayan kimliği bir tarafa bırakılarak firavunlar dönemi tarihi öne çıkarıldı. En başta Fransa'nın meşhur tarihî roman yazarı Cristian Jacq'a ve daha birçok yazara eski Mısır ile ilgili kitaplar sipariş edildi. Jacq'ın kaleme aldığı İkinci Ramses serisi Türkiye de dahil olmak üzere kısa zamanda dünya listelerinde ilk sırayı aldı, önde gelen uluslararası TV'lere firavunlar dönemi Mısır'ını konu alan reklâmlar verildi ve büyük belgesel kanallarına da programlar yaptırıldı.

        Ve, Lüksor saldırısı bir sene içerisinde unutuldu, Mısır ın turizmi eskisinden de parlak hâle geldi. Gerçi önceki sene Hüsnü Mübarek'in gitmesi ile neticelenen Tahrir Meydanı'nda yaşananlar sektörü yine berbad etti ise de, turizm ayaklanmaya kadar geçen 14 sene içerisinde en parlak günlerini yaşadı, aylar öncesinden rezervasyon yapılmadığı takdirde Mısır'daki otellerde yer bulmak imkânsız oldu. Hattâ, bugün bizde de birçok meraklısı bulunan piramitler, firavunlar, Hazreti Musa hakkındaki efsaneler ve İkinci Ramses gibi konuların yaygınlaşması da, Mısır hükümeti ile bu tanıtım şirketi arasında varılan bu anlaşmanın neticesi idi.

        Türkiye 1997 deki Lüksor saldırısı yahut Tahrir'deki olaylar gibi büyük çaplı bir felâketi çok şükür yaşamadı ama turizmimizin bugünkü hâli almasından sonra, Mısır'daki uygulamayı da hatırımızda bulundurmamızda fayda vardır.

        Diğer Yazılar