SON DAKİKA
HABERTÜRK Gazetesi yazarlarının köşeleri, saat 9:00'dan itibaren güncellenmektedir.

Hikâye iyi, kast kötü

01 Eylül 2016 Perşembe, 09:32:12 Güncelleme:09:32:28
Mustafa Doğan

Mustafa Doğan

[javascript protected email address]

 

Ay Yapım’ın ‘Beyaz Gece’ ismiyle yola çıkıp Cansu Dere, Gökçe Bahadır oynayacak derken rolü Seda Bakan’ın kaptığı yeni dizisi, ‘Bana Sevmeyi Anlat’ adıyla geçtiğimiz cuma başladı.
Bakan’ı Kadir Doğulu ve Mustafa Üstündağ'la bir araya getiren dizi, reytinglerde ağır topların henüz sahneye çıkmamış olmasının da etkisiyle, ilk 100 listesine ikinci sıradan girdi.
Sıralama iyi lakin Tüm Kişiler’de 3.17, AB’de ise 3.59’luk reyting çok umut verici değil.
Zira 4 reytingin altında yarışa başlayan işlerin toparlanması pek mümkün olmuyor.
Rakamları bir kenara bırakırsak...
Dizinin konusu bildik aslında, kötü adam Haşmet, kalbini Leyla’ya kaptırıyor. Leyla aynı zamanda Haşmet’in iyi tarafı, çünkü Leyla’lı sahnelerde bambaşka birine dönüşüyor Haşmet.
Ancak Leyla, Haşmet’e karşı bir şey hissetmiyor.
Derken kader ağlarını örüyor, Haşmet ve Leyla’nın yolu Alper’le kesişiyor. Tabii eşi Berna’nın kendisini en yakın arkadaşı Onur’la aldattığını anladığımız Alper ile Leyla arasında aşk kaçınılmaz!

REKABET HENÜZ BAŞLAMADI!
Hikâye, sonunu tahmin etseniz de sizi içine alıyor. Çünkü “Leyla’nın bebeğinin babası kim?”, “Berna komadan ne zaman uyanacak?”, “Onur’un foyası ne zaman ortaya dökülecek?”, “Oyuncak ayının içindeki uyuşturucu kimin başına bela olacak?”, “Canan’ın hikâyedeki yeri ne?” soruları ilgiyi canlı tutuyor.
“Benzer öyküler defalarca iş yaptı, bunun da yapmaması için bir neden yok” diyebilirsiniz ama bir neden var: Kast.
Bir aşk öyküsünde yan yana gelecek en son üç isim olsa gerek Seda Bakan, Kadir Doğulu ve Mustafa Üstündağ.
Ayrı ayrı değerlendirdiğinizde üçü de başarılı isimler ama bu öyküde sakil durmuşlar. İzleyicinin bu isimler arasındaki aşk üçgenine inanması güç.
Ayrıca, komedi performansıyla sevdiğimiz Seda Bakan her an espriyi patlatacakmış gibi duruyor. Onu dramda kabullenmemiz için zamana ihtiyacımız var.
Birkaç yıl içinde liseliden aile babası kimliğine bürünen Kadir Doğulu, beklediğimin aksine baba rolünde sırıtmamış ama Seda Bakan’la birbirlerine yakıştıklarını söylemek zor.
Mustafa Üstündağ'ın canlandırdığı Haşmet ise salt kötü yazılmış. Oysa ‘Merhamet’te Sermet’le harika bir iş çıkaran Üstündağ'a daha sempatik bir kötü karakter yazılmalıydı.
Sonuç olarak, cuma rekabeti gerçekten başladığında bu tablo da sıralama da değişir!
Unutmadan, Mustafa Üstündağ'ın takımları üzerine bir beden küçük. Bir ara ceketi patlayacak sandım, derhal müdahale edilmeli.
İlk bölümde birkaç saniye gördüğümüz Dolunay Soysert ise yüzüne ne yaptırmış bilmiyorum ama keşke yaptırmasaymış. Mimikleri kaybolmuş resmen!
Aslı Orcan’ı Berna, Bahadır Vatanoğlu’nu Hakverdi rolünde çok beğendim. Onur rolünü ise Cemil Büyükdöğerli’ye birkaç beden büyük buldum.

 

Oktay Kaynarca ve ödül meselesi

Oktay Kaynarca’nın, Altın Kelebek’te ‘En İyi Dizi Oyuncusu’ kategorisinde adaylıktan çekildiğini açıklaması epey ses getirdi.
Gerekçesini “Popülerlikle iyi oyunculuk kavramlarının birbirine karıştırılması çok hoşuma giden bir durum değil. En İyi Oyuncu kategorisinde sadece başrollerdekilere ödül verilmemeli. Diziyi ayakta tutan gerçek oyuncular ödül almalı. Tek nedenim bu” sözleriyle açıkladı Kaynarca.
Ardından adaylıktan çekilse de geceye katılacağını duyurdu.
Birkaç ay önce Magazin Gazetecileri Derneği’nin düzenlediği 22. Altın Objektif Ödülleri’nde aynı kategoride yarışıp ödüle layık görülen ve ekip arkadaşlarıyla “törenin ortasında” gelip ödülü alan sevgili Kaynarca’nın bu çıkışına anlam veremedim.
Birkaç ayda ne değişti açıkçası merak ettim. Bu konuda da bir açıklama yapmasını bekliyorum!
Ayrıca, ülke olarak ödül bolluğu yaşadığımızı kabul ediyorum.
Derneğinden kulübüne, internet sitesinden lisesine, anaokulundan belediyesine kadar ödül vermeyen yok.
Lakin ödül konusunda suçlu aranacaksa ünlülerimiz de en az bu ödül olayını ranta ve tanıtıma çevirenler kadar suçlu.
Böylesi küçük hesaplar içine girmeyen gerçek sanatçıları tenzih ederek söylüyorum, “Ödül alacaksam geceye katılırım” diyen ünlülerimizin sayısı da hiç az değil.
Yani sorun sadece kategorilendirmede değil, zihniyette!

 

Bu reklamlar ders olsun!

Son yıllarda reklam sektörümüz büyük aşama kaydetti. Buna paralel olarak nitelikli işler ortaya çıkıyor. Eskiden reklamlar başladı mı kanal değiştirilirdi, şimdilerde bazı reklamlar internette özellikle aranıp izleniyor. Ama...
Bazıları da var ki, akıllara zarar! Yıl olmuş 2016, bahtsız bedevi-çöl esprisi üzerine reklam çekiliyor.
Reklamın kahramanları da bir yarışmayla ünlenen teyze ve oğlu.
Bir diğeri ise bir grup insanı silah zoruyla stüdyoya kapatıp zorla çekim yaptırdıklarını düşündüğüm reklam.
Hani şu, “300 bin TL’lik evlerde bile var, 500 bin TL’lik evde nasıl olmaz” replikli olan.
Bence reklamcılık bölümünde bu iki reklam ders olarak okutulsun!
Okutulsun ki sektör de izleyici de bir daha böyle zulüm görmesin.

BU YAZIYA İLK YORUMU SEN YAZ
SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
GÖNDER

DİĞER YAZILARI


TÜM YAZILARI İÇİN TIKLAYIN