03 ARALIK 2016
ÖNE ÇIKANLAR
SON DAKİKA
26 Eylül 2016 Pazartesi, 09:42:03 Güncelleme:09:42:28

Kanserin mizahı olmaz

 

Yeni sezonun merak ettiğim işlerinden biri de Uğur Yücel’li ‘Familya’ydı.
Sayılı günleri kaldığını öğrenen bir babanın, 14 yıldır görmediği çocuklarını geri kazanma çabası üzerine kurulu senaryosu, Güven Kıraç, Erkan Kolçak Köstendil, Bülent Emrah Parlak, Cansu Tosun, Şükran Ovalı ve Enis Arıkan’lı kadrosuyla kâğıt üstünde iddialı bir işti. Tanıtımları da başarılıydı.
Haliyle beklentim bir hayli yükseldi. Ancak ilk bölüm bende hayal kırıklığı yarattı.
Önce artılar…
Uğur Yücel’i ekranda da perde de izlemek büyük keyif. Daha ilk haftadan Yaşar Beyoğlu’nu üzerine giyivermiş. Verdiği yaklaşık 30 kilo da ustayı gençleştirmiş.
‘Ulan İstanbul’da da imzası bulunan Uğraş Güneş’in kaleminden çıkan kimisi güldüren, kimisi düşündüren repliklere bayıldım. “Küsmek çocukçadır, saftır, ‘Kızdım ama hâlâ buradayım, gidemiyorum, anla’ demektir. Umuttur küsmek” sözünü bir kenara yazdım.

BİNLERCE KİŞİ TEDAVİ GÖRÜYOR
Dizilerimizin klişesi “bilge amca” yerine konumlandırılan Efkar karakterini çok sevdim. Yaşar’la Karacaoğlan’ın “Bir Ayrılık Bir Yoksulluk Bir Ölüm” şiirine selam duran sohbetleri dizinin en lezzetli anlarından biriydi. Uğraş Güneş, bu sahnelere ekstra özenmeli. Zira çıtayı düşürmezse Efkar’lı sohbetler fenomen olur!
‘Babam ve Oğlum’a da ev sahipliği yapan Ayvalık’taki çiftliğe de Ayvalık’ın doğal güzelliklerine de söyleyecek tek kelime yok. Resmen içimizi açtı.
Jenerik de masal tadındaydı.
Ve eksiler…
Fanatik Beşiktaşlı Toprak, kararsızlığın suyunu çıkaran Su, belediye başkanının zıpır oğlu Vedat karakterlerini fazlasıyla karikatürize buldum. Dengeyi kurmak lazım.
Ezgi karakterinde Şükran Ovalı’nın performansı ortalamanın çok altındaydı. Rolüne henüz ısınamadığı izlenimine kapıldım. Umarım toparlar!
Zaman doldurmak için yazıldığı her halinden belli olan sahneler, dizinin temposunu fazlasıyla düşürdü. Çocukların babalarının yanına gitmek için çıktıkları yolculuk hiç bitmeyecek sandım bir ara!
Maganda terörüne dikkat çekilen, annenin balkonda vurulup öldüğü flashback sahnesinin özensizliğine anlam veremedim. Ne duygu vardı, ne de mantık!
Geleyim en büyük eksiye…
Yaşar Bey’in kanser olduğunu öğrendiği sahnede doktorun sözlerini aynen aktarıyorum: “Ailenizi yeniden kazanabilmek için çok da fazla zamanınız olmayabilir Yaşar Bey. Sonuçlara göre kolon kanserisiniz ve metastazsınız. Bunu söylemek pek acı ama pek de fazla zamanınız olmayabilir.”
Bu sahnenin hemen ardından bu kez hemşire rolünde izlediğimiz Cansu Tosun’la yanındaki hemşire arasındaki diyalog da aynen şöyleydi: “Kolon kanseri. Tüm vücuda yayılmış. Amca gidici.”
Her yıl kanserden binlerce kişinin yaşamını yitirdiği, yine binlercesinin de hastalıkla mücadele ettiği bir ülkede böylesi bir sahnenin affedilir yanı olduğunu düşünmüyorum.
Düşünün, aynı hastalıkla mücadele ediyorsunuz ya da bir yakınınız bu hastalığın pençesinde. Bu sahneleri izledikten sonra ne düşünürsünüz? Umutsuzluğa kapılmaz mısınız? Dünya başınıza yıkılmaz mı?
Art niyet aramıyorum ama bu kabul edilebilir bir hata değil. Başlıkta da dediğim gibi, kanserin mizahı olmaz!

 

Pembe hangi renktir?

Son dönemde vizyona giren filmlerin birçoğunun sinema filmi değil, televizyon filmi olduğunu düşünenlerdenim.
İzleyici, vizyona giren film sayısı ve hasılat artarken nitelikli işlerin azaldığını düşünüyorum.
Siz de benimle aynı fikirdeyseniz ve “gerçek” bir film izlemek istiyorsanız “Rauf”u kaçırmayın derim.
Soner Caner’in yazıp Barış Kaya’yla birlikte yönettiği filmi, geçtiğimiz hafta özel gösterimde izleme fırsatı buldum.
Gri bir dünyası olan ve pembeyi bulunca ustasının 20 yaşındaki kızı Zana’nın kendisine âşık olacağına inanan 9 yaşındaki Rauf’un öyküsünü anlatıyor.
Pembeyi ararken hayatın gerçekleriyle, siyah ve beyazla da yüzleşiyor Rauf. Alen Hüseyin Gürsoy’un performansı boyundan büyük. Kendisine hayran kalmamak elde değil.
Filmde Rauf dışında herkes pembeyi biliyor ama iş anlatmaya gelince anlatamıyor: “Pembe hangi renktir? Pembe renk işte. Kırmızı, yeşil gibi bir renk…”
Siz de pembenin hangi renk olduğunu biliyor ama anlatamıyorsanız “Rauf”tan yardım alabilirsiniz…

 

Meryem üzerinden PR

Mery em Uzerli, “Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz” dizisine katılmaktan son anda vazgeçmiş.
Rolünün senaryoda önem açısından Deniz Çakır ve Sanem Çelik’ten sonra gelmesini gerekçe göstermiş.
Gelen haberler öyle.
Ben 28 Temmuz’da ne yazmışım? “Meryem Uzerli Eşkıya’da yok” başlıklı yazımdan aynen aktarıyorum:
“Meryem Uzerli haberlerinin gerçekle alakası yok. Hikâyeye yurtdışından gelen gizemli bir karakter ekleyen senaristlerin gönlünden geçen isimlerden biri oydu ama teklifi kabul etmedi. Uzerli, ‘Gecenin Kraliçesi’ ile yaşadığı hüsran sonrası bu sezon ekranda olmayı düşünmüyormuş.”
Uzerli’nin diziye katılmayacağı başından belliydi. Evet, kendisine bir teklif yapıldı. O da bunun üzerine düşündü. Ancak öyle son dakikada kararından vazgeçti gibi bir durum yok.
Ortada Uzerli üzerinden yapılan bir PR var. Kimin işine geldiği noktasında yorumu size bırakıyorum.


SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
300
Kalan karakter : 300
HAVA DURUMU
Cumartesi 15 MPH
Az Bulutlu