25 MART 2017
ÖNE ÇIKANLAR
SON DAKİKA
16 Ocak 2017 Pazartesi, 00:39:01 Güncelleme:09:40:04

Hikâye yapay gün yanlış

 

Fakir ama yakışıklı doktor adayı Dağhan (Engin Akyürek), zengin ve güzel bir kız olan sevgilisi Beril’in (Gülcan Arslan) hamile olduğunu öğrenip alelacele evlilik kararı alır.

Düğün günü Dağhan’ın kendisini kabullenmeyen müstakbel kayınpederi öldürülür.

Beril’in çocukluk arkadaşı Ender’in (Sarp Levendoğlu) azmettirdiği cinayetin suçu, küçük bir kızın tanıklığıyla Dağhan’ın üzerine yıkılır. Genç adam müebbet hapse mahkûm olur ve hem sevdiği kadını hem de geleceğini kaybeder.

O zamanlar küçük bir kız olan ve abisi Yılmaz’ın (Tansu Biçer) işlediği cinayette Dağhan aleyhine tanıklık eden Vildan’ın (Fahriye Evcen) yakasını suçluluk duygusu bırakmaz.

Aradan 11 yıl geçer…

Hukuk okuyup avukat olan ve ismini Selvi olarak değiştiren Vildan, bir anda ortaya çıkıp Dağhan’ı hapisten kurtarır.

Ancak hapisten çıkan Dağhan’ın bu işin peşini bırakmaya niyeti yoktur.

İLK BÖLÜMDEN TÜM SÜRPRİZ KAÇTI

Perşembe akşamı ilk bölümünü izlediğimiz, “Adalet topaldır, ağır ağır yürür ama gideceği yere er geç varır” temalı ‘Ölene Kadar’ın kısa özeti böyle.

Klişelerle dolu olan hikâye, izleyiciye daha ilk bölümden her şeyi verip tüm sürprizi kaçırdı. Keşfedilecek bir şey bırakılmadı ama buna rağmen dizi bir türlü akmadı.

Dağhan-Beril aşkı inandırıcılıktan çok uzaktı. Romantik komedi havasındaki sahnelerde duygudan eser yoktu.

Sarp Levendoğlu’nun canlandırdığı Ender de karton bir karakter olmuş. Kötü yazılmış, kötü oynanmış. Böylesi bir hikâyede ‘Karadayı’daki Savcı Turgut gibi sempatik bir kötü çok daha iyi iş yapardı.

Vildan, aradan geçen 11 yılda genç ve güzel avukat Selvi’ye dönüşürken Dağhan’ın sadece saçlarının kısalıp biraz sakallarının uzaması komikti.

Engin Akyürek ve Fahriye Evcen’e gelince… İyi bir ikili olmuşlar. Ancak hikâyedeki yapaylık onların performanslarını törpülemiş.

İkinci bölümden itibaren tempo artmasına artacak ama karşılarında aynı hedef kitleye hitap eden, izleyiciyi çoktan yakalamış Halit Ergenç ve Bergüzar Korel’li ‘Vatanım Sensin’ ile Kıvanç Tatlıtuğ ve Tuba Büyüküstün’lü ‘Cesur ve Güzel’ varken işleri çok ama çok zor.

Açıkçası, ‘Muhteşem Yüzyıl’dan sonraki ilk televizyon işinde Timur Savcı ve ekibinden çok daha iyi bir iş beklerdim.

Yine de yolları açık, şansları bol olsun.

 

YENİ HERODOT, BAMSI 

Sizi bilmem ama ‘Diriliş Ertuğrul’da benim en sevdiğim karakter Bamsı.

Onun olduğu sahnelerde çok eğleniyorum.

Nurettin Sönmez’in performansı müthiş. Resmen diziye renk katıyor.

Mehmet Bozdağ da bunun farkında olsa gerek ona daha çok sahne yazmaya başladı.

Doymak nedir bilmeyen, şivesiyle kulak okşayan Bamsı geçen hafta Herodot Cevdet’liğe soyundu. Çok da iyi yaptı.

Handa bir anda ayağa kalkıp “Dinleyin, hikâye anlatucum” deyip aldı sazı eline, başladı Battal Gazi’yi anlatmaya.

Aradaki “Hey maşallah, Allahü Ekber” nidaları, ‘Ekmek Teknesi’ndeki kahve ortamını aratmadı.

İzlerken çok keyif aldım.

Bence Bozdağ bu damarı bırakmamalı, Bamsı’ya daha çok hikâye anlattırmalı.

 

BELGESELCİLERE DUYURU

TRT’nin, amatör ve profesyonel belgesel filmcileri desteklemek için başlattığı TRT Belgesel Ödülleri’ni gönülden destekleyenlerdenim.

Gözlemlediğim kadarıyla hâlâ daha bu önemli organizasyondan haberi olmayanlar var.

Çorbada benim de tuzum olsun…

Geçen yıl 47 ülkeden 427 belgesel filmin katıldığı etkinlik için son tarih 3 Şubat.

Ön elemenin sonuçları 27 Şubat’ta açıklanacak. Finale kalan filmler, 11-14 Mayıs tarihlerinde yine ücretsiz izlenebilecek.

Ödüller ise 15 Mayıs’ta dağıtılacak.

Ayrıntılı bilgi www.trtbelgesel.com’da.

Belgesel tutkunlarına ve belgesele gönül verenlere duyurulur.


SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
300
Kalan karakter : 300
HAVA DURUMU
Cumartesi 2 MPH 15°
Az Bulutlu