ÖNE ÇIKANLAR
SON DAKİKA
19 Haziran 2017 Pazartesi, 09:31:03 Güncelleme:09:31:29

Dizi sektöründe de FFP uygulanmalı

 

“Paramparça”, “Dayan Yüreğim” ve “Evlat Kokusu”nun yapım şirketi Endemol Shine Türkiye’nin yaşadıkları malum. Dünyanın en büyük format şirketi Türkiye’de dizi işine girince batmanın eşiğine geldi!

Bir yanda paralarını alamadıkları için eylem yapan oyuncu ve set çalışanları...

Diğer yanda Türkiye’nin dünya dizi sektöründe bu olayla anılacak olması...

Maalesef bu, Türk dizi pazarına girecek yabancı şirketlerin kararlarını da olumsuz etkileyecek bir gelişme.

Peki ne oldu da 97 bölüm sürmüş, onlarca ülkeye satılmış “Paramparça”nın yapım şirketinin başına bunlar geldi?

Diğer iki dizisinden “Dayan Yüreğim” 13, “Evlat Kokusu” 9 bölüm sürmüş bir şirketten bahsediyoruz.

Yani “Dayan Yüreğim”in kâr etmediğini varsaysak bile 13 bölüm süren bir dizi maliyetini her halükârda kurtarır.

9 bölüm yayınlanan “Evlat Kokusu” nun ise zarar ettiğini düşünelim. O zarar böyle büyük bir şirket için devede kulak kalır. Tabii normal şartlarda!

MALİ DİSİPLİN KURALI GETİRİLMELİ

Dört işten birini tutturanın başarılı sayıldığı sektörde, bu pencereden bakınca ortada bir başarısızlık yok. Olsa olsa şirket içi başka bir mali “problem” vardır.

Tabii işin bir de rekabet boyutu var ki, bu tablonun baş müsebbibi o aslında...

Yabancıların Türkiye pazarına girişiyle birlikte sektörde rekabet inanılmaz arttı. Haliyle şirketler popüler oyuncuları bünyelerine katmak için kesenin ağzını açtı da açtı. Hâl böyle olunca rakamlar, projeleri kâr edilebilir olmaktan çıkardı.

Tıpkı futbolda olduğu gibi...

Avrupa piyasasında 2 milyon Euro etmeyen futbolculara üç-dört katı paralar ödendi ve kulüpler batma noktasına geldi ya, dizi sektöründe de yaşanan şey bu işte.

Orada devreye UEFA girip Finansal Fair Play (FFP) kuralını, yani mali disiplin kurallarını getirdi. Buna göre turnuvalara katılmaya hak kazanan futbol kulüpleri, diğer kulüplere, futbolculara, vergi dairelerine borçlarının olmadığını kanıtlamak zorundalar.

Bence benzer bir mekanizma tez elden dizi sektöründe de işletilmeli.

Böylelikle hem dizi emekçilerinin hakları korunur, hem oyuncu ücretleri kabul edilebilir seviyelere çekilir hem de Endemol Shine Türkiye'nin başına gelenler diğerlerinin başına gelmez, ülkenin ve sektörün imajı korunur.

Geçtiğimiz günlerde Borsa İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı Himmet Karadağ, popüler dizileri borsaya açmak için çalışmalar yaptıklarını açıklamıştı.

En azından bu diziler için böyle bir kural getirilmeli.

Hem bu sayede sektörün yanında yatırımcılar da korunmuş olur.

 

İki taşla bir kuş modası

Beyazıt Öztürk, Erdal Özyağcılar...

Kerem Tunçeri, Şinasi Yurtsever...

Cem Yılmaz, Mert Fırat...

Hayko Cepkin, Ömür Arpacı...

Hande Erçel, Aras Bulut İynemli...

Mustafa Topaloğlu, Pascal Nouma...

Rasim Öztekin, Altan Erkekli...

Ahmet Kural, Murat Cemcir...

Metin Akpınar, Ata Demirer...

Alt alta yazınca tablo daha net ortaya çıkıyor. Aslında yeni değil bu uygulama ama son günlerde sayı artınca dikkat çekmek farz oldu.

Reklamlarda partnerli işlerden bahsediyorum. Son örneği Metin Akpınar ve Ata Demirer’li olanı. Onları yan yana görmek bile tebessüm ettirmeye, ekrana kilitlenmeye yetiyor.

Yalnız artık çıta çok yükseldi. Bu saatten sonra sıradan ikililer izleyiciyi kesmez! “Gönül ne ister?” derseniz, bir Tarkan- Sezen Aksu “düeti” hiç fena olmaz.

 

Ajitasyonu seviyoruz

Kimse kusura bakmasın, gerçek bu.

Perşembe günü Nihat Hatipoğlu’nun “Bizden sonra atv’yi izlemeye devam edin” uyarısıyla başlayan “Kanatsız Kuşlar”ın Tüm Kişiler’de 3, AB’de 4’üncü olmasının başka açıklaması olamaz.

Aslında sonuç beni şaşırtmadı, bir önceki yazımda, “Hikâyesi yaz için ağır ama bu, avantaja dönüşebilir!” demiştim.

Fakat hayata tutunmaya çalışan dört kardeş ile çocukları için her türlü fedakârlığa katlanan bir annenin öyküsünü anlatan dizide bu kadar ajitasyonu da beklemiyordum, ne yalan söyleyeyim.

Anne ve çocuklarının pazarda çöplerden yiyecek aradığı sahneyle başladı dizi. (Bu arada Deniz Bolışık, dört çocuklu bir anne için fazlasıyla genç kalmış!) Ardından evin çatısı aktı.

Ev sahibi, aileye evden çıkmaları için ihtar verdi. Evin oğlu, haftalığıyla bahis oynadı. Parasını kurtarmak için yarışırken bisikletli bir çocuğu ezip karakola düştü.

Yetti mi? Hayır. Evin ablası işten atıldı. Anne, işyerinden parasını alamadı.

Vefat eden babanın hırsız olduğu vurgusu sürekli gözümüze sokuldu, oradan reyting damıtılmaya çalışıldı. İşe yaradı da!

Asıl komedi ise hikâyenin “aşk” tarafında yaşandı. Görümce karakterinin hizmetçilik yaptığı evin beyi, annemize, onun üvey kardeşi de vefakâr ablamıza tutuluverdi. Hayat tesadüflerle dolu ya, onların da yolları bir şekilde kesişti işte!

Biraz “Küçük Kadınlar” hikâyesi, biraz “Küçük Emrah” filmleri dokunuşları, dokunaklı müzikler (ki müzikler başarılıydı), vasat oyunculuklar (Deniz Bolışık, Ahmet Varlı, Servet Pandur’u ayrı tutuyorum) ile sonuç bu...

Bu diziyle bir kez daha gördük ki ajitasyonu seviyoruz. En azından evlerinde reyting ölçüm cihazı (peoplemeter) olan denekler seviyor!


SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
2000
Kalan karakter : 2000
HAVA DURUMU
Cumartesi22 MPH30°
Güneşli