Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Sesli Dinle
        0:00 / 0:00

        Önceki gün İzmir’de Suriyeli Arap kökenli Türkiye vatandaşının kuyumcu dükkanında yaşananlar çok üzücü ve utanç vericiydi.

        Benim Ümit Özdağ ve Tanju Özcan benzeri zihniyetler karşısında özgürlükçü-demokrat bir yazar olarak tavrım biliniyor.

        Önemli olan, Ümit Özdağ’ın kendini “devlet otoritesi” yerine koyup bir yurttaşımıza kimlik ve ruhsat sorduğu, vergi levhası sorgulaması yaptığı bu rezalete Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin tavır koyup koymayacağıydı.

        Bir gazeteci olarak merak ettiğim konu buydu. Cevabı bulmak için devletin en kritik kurumlarındaki ilgili yetkili isimleri tek tek aradım. Bu yazıda ilk kez benden okuyacağınız bilgilere ulaştım.

        Öncelikle söylemeliyim ki Türk Devleti deyince akla gelen tüm temel kurumların Ümit Özdağ olayına bakışı son derece olumsuz. Bu konuda tam bir milli mutabakat oluşmuş durumda. Bunu bu kadar kesinlikte ben de ilk kez öğrendim.

        Nitekim İzmir Emniyet Müdürlüğü’nün resmi başvurusuyla Ümit Özdağ’ın bu ülkenin yurttaşı bir kuyumcuyu afişe etmesi ile ilgili savcılığa bugün (Çarşamba) suç duyurusunda bulunulmuş.

        Yani 29 Aralık 2021 tarihi itibariyle Türkiye Cumhuriyeti Devleti ilk kez net biçimde Ümit Özdağ’ın yaptıklarıyla ilgili yasal yollara müracaat etti.

        Bu suç duyurusu elbette İzmir Emniyeti’nin kendi başına yaptığı bir girişim değil. Devletin bir kararının neticesi. Olay İzmir’de vuku bulduğu için de suç duyurusu oradan yapılıyor.

        REKLAM

        Çünkü dediğim gibi Ümit Özdağ bu kuyumcu olayında kendini adeta “devlet otoritesi” yerine koyup “denetim” yaparak ve bunu da alenen yayınlayarak resmen sınırı aştı.

        Bu son davranışının daha önce sık sık yaptığı Jorg Haider tarzı propagandalardan farklı bir mahiyet arz ettiği belirtiliyor.

        İlgili devlet kurumları Torbalı cinayeti sonrası takındığı tavırdan itibaren Ümit Özdağ ve yakın ekibini radara almış.

        Torbalı hadisesinde Ümit Özdağ ve ekibi o kadar sağduyudan uzak şekilde halkı birbirine kırdırma yönünde kışkırtıcı davranmış ki bu durum tüm güvenlik bürokratlarını rahatsız etmiş.

        İtiraf edeyim bu konuda duyarlı olduğunu iddia eden ben bile Torbalı hadisesinden sonra Özdağ’ın yaptıklarının farkında değildim. Gündem yoğunluğundan bu tür önemli şeyler biz köşe yazarlarının bile gözünden kaçabiliyor. Fakat devletin gözünden kaçmamış bu süreç.

        Son kuyumcu hadisesinin de bardağı taşıran son damla olduğunu öğrendim.

        3 AYRI SUÇTAN SAVCILIĞA BAŞVURU YAPILMIŞ

        İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına Ümit Özdağ ile ilgili 3 ayrı suçtan İzmir Emniyeti başvuruda bulunmuş…

        1) Halkı kin ve düşmanlığa tahrik

        2) Nüfuzu kötüye kullanma

        3) Özel hayatın gizliliğini ihlal

        SİYASET-DEVLET İKİLEMİ

        Ümit Özdağ olayında gördüğüm ilginç bir ikilem de şu.

        Siyaset kurumu Özdağ olayına bu bahsettiğim devlet kurumları kadar duyarlı değil. Çeşitli siyasi denklemlerden hareketle Özdağ’ın iktidara “faydalı” olacağı gibi bir hesap var siyaset kurumu içinde. Bana göre son derece yanlış ve yakışıksız bir düşünce.

        Devlet kurumları ise bu hadise çok ciddi bir güvenlik riski teşkil etme yoluna girdiği için daha duyarlılar, bence doğru bir yerde duruyorlar.

        Ben siyaset ile devlet arasındaki ayrışmalarda genelde siyaset kurumunu önceleyen bir yazarımdır. Siyasetin üzerinde bir vesayete karşıyımdır. Fakat bu olayda açıkçası tam ters tavır alıyorum.

        REKLAM

        Tüm güvenlik kurumlarıyla Türk devletiyle gurur duydum.

        Tüm toplumu ilgilendiren bazı meseleler vardır ki bunlar siyasi oy hesaplarına, politika denklemlerine kurban edilemez.

        Siyasi ideolojisine tamamen zıt olsam da birebir insani ilişkilerde uygar bulduğum Ümit Özdağ’a da tavsiyem artık bir noktada frene basmayı bilmesi.

        Bu son olayda devletin sınırlarını aştığının kendisinin de farkında olduğunu sanıyorum.

        Ümit Bey, genelde bire bir muhabbette “Biz devletin değil hükümetin karşısındayız” der ama bu olaydan sonra yaptığından daha ziyade rahatsız olan hükümet ya da siyaset değil Türkiye Cumhuriyeti Devleti.

        Diğer Yazılar