Ölü bebek hapları ve cinsellik ticareti
GEÇEN hafta büyük ilaç firmalarından birisinin Ar-Ge grubunda çalışan bir arkadaşımla buluştum. Her bilim insanı gibi sohbetimizi bilimsel konulardan arındıramadık. Konu döndü dolaştı benim yıllardır üzerinde çalıştığım halk arasında "kireçlenme" olarak bilinen "patolojik kalsifikasyonlar"a dayandı. "Patentini aldığın kalsifikasyon tedavisine ne oldu, uygulamalara geçildi mi?" diye sordu.
Tedavimin araştırma aşamasında FDA (Food and Drug Administration yani Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi'nin) onayına takılıp kaldığını söyledim. Güldü ve "Kireçlenmeyi engelleme yerine cinsel gücü artıran bir ilaç bulsaydın bugün satışa sunulmuştu" dedi. Aynen Viagra'da olduğu gibi.
15 yıl önce kalp hastalıkları ve yüksek tansiyon için geliştirilen Viagra uzun süre dikkatleri çekmedi. Fakat yan etkileri araştırılırken erkeklerin cinsel hayatında gözlenen farklılık, Pfizer ilaç firmasının gelirini bir anda dörde katladı.
Zaten insanoğlu var olduğundan bu yana baharatlarla, çeşitli meyve karışımlarıyla, ayı, kaplan gibi olmadık hayvanların etiyle, akla gelmedik börtü böcek tozlarından oluşturulan iksirlerle sofralarını süsleyip cinsel güçlerini artırmaya çalışmıştır. Bunu fırsat bilen tüccarlar, hiçbir bilimsel gerçeğe dayanmayan, kontrolsüz, garip isimli ürünlerle çok miktarda para kazanmaya halen devam ediyorlar.
Zaman zaman bu tür ürünlerin reklamlarını görüp gülüp geçerken geçen hafta duyduğum haberle kanımın donduğunu hissettim. Jilin isimli Çin'in kuzeydoğu bölgesinde yeni doğmuş kız bebekler öldürüldükten sonra vücutları parçalara ayrılıyor, kurutuluyor ve fırınlarda toz hale gelebilecek kadar gevretildikten sonra öğütülüyor. Sonra bu toz, ilaç kapsüllerine doldurulup "cinsel gücü artırıcı" olarak piyasaya sürülüyor. Alıcısı çok!
Kuzey Kore, bu kapsülleri ülkelerine kaçak sokmaya çalışanları tam 35 farklı yerde ele geçirmiş. Bebeklerin tam olarak nerede katledildiği, kapsüllerin nerede üretildiği sıkı bir şekilde araştırılıyor. Halk arasındaki konuşmalardan anlaşıldığı kadarıyla kız bebek olduğu anlaşıldıktan sonra düşük yaptırılan anneler, bebeklerini buzdolabında saklayıp yoldan bebek ölüsü toplayan tüccarlara para karşılığında satıyorlar.
Dünyada konuyla ilgili çıkan haberleri okurken kanımı daha da donduran tartışma, bu kapsüllerin cinsel gücü artırıp artırmadığının bilimsel olarak ispatlanmadığı üzerine. Ne yani? Bilimsel araştırmalar kapsüllerin pozitif etkisini gösterseler satışı normal mi karşılanacak?
İşin etik boyutlarına da dokunuluyor ama asıl konsantre olunan konular başka. "Ya bu haplar nüfus patlamasına yol açarsa" kaygısı daha ön planda yer alıyor. Bütün bu haberlere tuz biber eken diğer gelişme ise bu işe bulaşan kişilerin hiçbirisinin tutuklanamayacağına dair alınan karar. Çünkü ifadeleri alınırken "Bilmiyorduk" demişler. Yetkililer, "Peki o zaman, şimdi gidin ve bundan sonra bildiğiniz ilaçların kaçakçılığını yapın" dediler herhalde.
Bütün bu dudak uçuklatıcı haberle ilgili tartışmalar devam ederken dün aldığım TIME Dergisi'nin kapağıyla irkildim. Annesinin memesini ayakta emen kocaman bir çocuk. Başlık "Yeterince anne misiniz?"
"Çocuklar okula başlayana kadar, hatta okula başladıktan sonra da annesinin memesini emmeli" tartışmalarını okurken kendimi ciddi bir "gezegen dışı varlık" olarak hissettim. 6 yaşa kadar emzirilen çocuklar büyüdüklerinde cinsel açıdan daha sağlıklı oluyorlarmış. Bebeklerin emzirilme gereğini tartışmaya bile gerek yok ama nerede durulması gerektiğini de bilmek gerek.
TIME Dergisi, kapak konusunu çok büyük bir özenle seçen dergi olarak bilinirken çoğunluğu rahatsız eden böylesi bir fotoğrafla gündeme gelmesi, "Acaba bende mi bir normal anormal kavram bozukluğu başladı" şüphesi oluşturdu.
Dünyanın bir ucunda bebekler toz haline getirilip "Cinsel gücü artırsın" diye hap yapılıyor, diğer ucundaysa
"Büyüyünce cinsel hayatı sağlıklı olsun" diye çocuklar ilkokula kadar emziriliyor. Bu cinsellik meğerse nelere kadirmiş!
Emziren anneler emzik kullanmalı mı?
YANITI doktordan doktora değişen bu soru geçen hafta Amerikan Çocuk Hastalıkları Derneği'nin yapmış olduğu toplantıda yeniden gündeme geldi. Çoğunluğun hemfikir olduğu açıklamaya göre bebek mümkünse 4 haftalık oluncaya kadar emzikle tanıştırılmamalı.
Emzirme sürecinde anneden uzaklaşmasın diye emzik verilmeyen bebeklerde anneden süt emmeye isteksizlik daha çok görülüyor. Fakat buna rağmen genel leme yapmadan bebeğin tepkisine göre karar vermekte fayda var.
Şunu unutmamalı ki her bebek bir kişi ve birinde işe yarayan yöntem diğerinde işe yaramayabilir.
2012'de ülkelere göre dünyanın en iyi anneleri
GEÇEN pazar günü dünyanın birçok ülkesinde Anneler Günü kutlanırken kısaca SOTWM olarak bilinen "State of the World's Mothers" yani "Dünya Annelerinin Durumunu Araştırma Grubu" 13. raporunu ilan etti.
Bu raporda ülkelere göre annelerin çocuklarını ne derecede bilinçli olarak besledikleri açıklandı. Sadece yoksulluktan değil, bilinçsiz beslenmeden dolayı yılda 2.6 milyon çocuk ölüyor. Yoksulluktan dolayı ölen anne sayısı ise yılda 100 bin.
Ölümler dışında kötü beslenmeden dolayı fiziksel ve mental çeşitli hastalıklardan acı çeken sayısı dünyada hızla artmakta. Türkiye'nin de bulunduğu 80 ülkede yapılan araştırmaya göre çocuklarını en bilinçli besleyen ülkeler arasında başı Norveç, İzlanda, İsveç, Danimarka ve Finlandiya çekiyor.
Bu listede Amerika Birleşik Devletleri 25. sırada yer alırken Türkiye, Namibya ve Lübnan'ın arkasından 47. sıraya oturuyor. İki yıldır sonuncu gelen Afganistan anneleri bu yıl bir basamak yukarı çıkarken Nijerya anneleri 80. sırada yer alıyor.