Öne Çıkanlar
Son Dakika
07.11.2017 - 09:38 | Güncelleme:

Krallığın sonu

 

TAŞLAR yerinden oynadı bir kere. Ortadoğu o kadar kırılgan bir hal aldı ki, bir yerde kelebek kanat çırpsa diğer yerde fırtına çıkıyor ve bu etki-tepki denklemi bir hafta içine sığabiliyor.

Son iki günde Lübnan, Yemen ve Suudi Arabistan arasında gerçekleşen olaylara bakın.

3 Kasım’da İran lideri Hamaney’in danışmanı Ali Ekber Velayeti Lübnan’ı ziyaret etti ve Başbakan Saad Hariri ile görüştü. Bu görüşmeden sadece bir gün sonra Saad Hariri istifa etti ve bunu Riyad’da düzenlediği basın toplantısı aracılığıyla duyurdu. Gerekçe olarak İran’ı gösteriyordu Hariri. Hizbullah üzerinden Lübnan’ı kontrol eden İran’ın, Lübnan’daki Sünnilerin hayat alanını nasıl daralttığı bugün Beyrut’a kısa bir ziyaret düzenleyen herkesin farkına varabileceği bir realite. Hariri, söz konusu durum üzerinden geçmişi de hatırlatıyor, “Sonumun babam gibi olmasını istemiyorum” diyordu. Malum eski Başbakan Refik Hariri 2005’te bombalı saldırıyla öldürülmüş, söz konusu suikasttan Beşar Esad Suriye’si sorumlu tutulmuş, halk meydanlarda toplanıp ayaklanmış ve Suriye, Lübnan’da 30 yıldır tuttuğu askeri varlığını sona erdirmek zorunda kalmıştı. Ancak Hizbullah geçen yıllar içinde daha fazla güç kazandı ve İran’ın Lübnan’daki etkisi şahikaya vardı.

YASAK KALKTI

Saad Hariri’nin Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’dan yaptığı açıklamaya ve aslında dünyaya yaptığı çağrıya cevap Yemen’den geldi. Yapılan açıklamaya göre Yemen’deki İran destekli Husiler, Riyad’a bir balistik füze saldırısı düzenledi, füze saldırısı bertaraf edildi ve can kaybının yaşanması önlendi.

4 Kasım’ı 5 Kasım’a bağlayan gece ise Suudi Arabistan kendi tarihinde bir ilk olan dev boyutta bir operasyonla çalkalandı. Operasyon, Kral Selman bin Abdülaziz’in, yeğenini azlederek veliaht prensliğe getirdiği oğlu Muhammed bin Selman’ın başkanlığındaki “Yolsuzlukla Mücadele Komisyonu” etrafında şekillendi. 11 prens ve içinde eski-yeni bakan ve yardımcılarının da bulunduğu 38 kişi; yolsuzluğa karıştıkları gerekçesiyle gözaltına alındılar.

Baba kral, Suudi Arabistan’ı hicri takvimden miladi takvime geçirmişti.

Oğlu, Veliaht Prens Muhammed bin Selman ise geçtiğimiz aylarda kadınlara araç kullanma yasağını kaldırdı. Ekim ayında ise “Ilımlı İslam’a geçiyoruz” açıklaması yaptı. Bu açıklamanın en önemli tarafı, İslam’ın en katı yorumlarından biri olan ve Suud hanedanlığının keyfine göre şekillenmiş bir ekol izlenimi veren Vehhabilik’ten vazgeçileceğini ima etmesiydi.

DESTEK İÇİN...

Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ı “rakipsiz” bırakan tasfiyelerin tek amacının “yolsuzlukla mücadele” olmadığı ortada. İlk akla gelenler şunlar: İran yayılmacılığını giderek daha fazla tehdit olarak gören Suudi Arabistan, Rusya destekli İran’a karşı Amerika’dan daha fazla destek almak istiyor. Ancak Amerikalılar, Vehhabiliği terörizmi teşvik eden bir unsur olarak gördükleri için Suud bu desteği almanın yolunun Vehhabilik’ten vazgeçerek daha ılımlı hale gelmekten geçtiğini biliyor. Tasfiye operasyonu da Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın Suudi Arabistan’ı “ılımlı İslam” ile şekillendirmesinin önündeki engelleri izale etmesinden ibaret.

Ancak şöyle bir sorun var: Kadınlara verilen haklar gibi sosyal hayatta yapılacak değişimlerin müjdesi ne kadar sevindirici olsa da Vehhabilik, Suud krallığını ayakta tutan en önemli unsur. Vehhabilliği çıkarıp attığınızda devletin ülkeyi bir arada tutmasını sağlayan temellerini de sarsmış oluyorsunuz. Dahası; çok büyük ihtimalle verilen özgürlükler, gerçekleştirilen esneklikler de öteden beri gözünü Kâbe’ye dikmiş olan IŞİD tarafından “davetiye” olarak algılanacak. İlle de IŞİD olması gerekmiyor. Suudi Arabistan’ın radikal bir dönüşüm geçirmesi, yeni rotadan hoşnutsuz olanları hareketlendirip karışıklığa, giderek iç çatışmalara yol açabilir. Bu risk var ve gerçekleşirse, öyle ya da böyle işin ucu krallığın devrilmesiyle sonuçlanabilecek bir sürece evrilebilir. Bu süreci endişe verici bulmak için de kralın muhibbi olmak gerekmiyor, olmuş olanların olmakta olanlara nasıl karine teşkil ettiğine bakmak yeterli.

 


Değerli Haberturk.com okurları.

Haberturk.com ekibi olarak Türkiye’de ve dünyada yaşanan ve haber değeri taşıyan her türlü gelişmeyi sizlere en hızlı, en objektif ve en doyurucu şekilde ulaştırmak için çalışıyoruz. Yoğun gündem içerisinde sunduğumuz haberlerimizle ve olaylarla ilgili eleştiri, görüş, yorumlarınız bizler için çok önemli. Fakat karşılıklı saygı ve yasalara uygunluk çerçevesinde oluşturduğumuz yorum platformlarında daha sağlıklı bir tartışma ortamını temin etmek amacıyla ortaya koyduğumuz bazı yorum ve moderasyon kurallarımıza dikkatinizi çekmek istiyoruz.

Sayfamızda Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına ve evrensel insan haklarına aykırı yorumlar onaylanmaz ve silinir. Okurlarımız tarafından yapılan yorumların, (yorum yapan diğer okurlarımıza yönelik yorumlar da dahil olmak üzere) kişilere, ülkelere, topluluklara, sosyal sınıflara ırk, cinsiyet, din, dil başta olmak üzere ayrımcılık unsurları taşıması durumunda yorum editörlerimiz yorumları onaylamayacaktır ve yorumlar silinecektir. Onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisinde aşağılama, nefret söylemi, küfür, hakaret, kadın ve çocuk istismarı, hayvanlara yönelik şiddet söylemi içeren yorumlar da yer almaktadır. Suçu ve suçluyu övmek, Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre suçtur. Bu nedenle bu tarz okur yorumları da doğal olarak Haberturk.com yorum sayfalarında yer almayacaktır.

Ayrıca Haberturk.com yorum sayfalarında Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinde doğruluğu ispat edilemeyecek iddia, itham ve karalama içeren, halkın tamamını veya bir bölümünü kin ve düşmanlığa tahrik eden, provokatif yorumlar da yapılamaz.

Yorumlarda markaların ticari itibarını zedeleyici, karalayıcı ve herhangi bir şekilde ticari zarara yol açabilecek yorumlar onaylanmayacak ve silinecektir. Aynı şekilde bir markaya yönelik promosyon veya reklam amaçlı yorumlar da onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisindedir. Başka hiçbir siteden alınan linkler Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılan tüm yorumların yasal sorumluluğu yorumu yapan okura aittir ve Haberturk.com bunlardan sorumlu tutulamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında yorum yapan her okur, yukarıda belirtilen kuralları, sitemizde yayınlanan Kullanım Koşulları’nı ve Gizlilik Sözleşmesi’ni peşinen okumuş ve kabul etmiş sayılır.

Bizlerle ve diğer okurlarımızla yorum kurallarına uygun yorumlarınızı, görüşlerinizi yasalar, saygı, nezaket, birlikte yaşama kuralları ve insan haklarına uygun şekilde paylaştığınız için teşekkür ederiz.

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
2000
  • Misafir 08 Kasım 2017 Çarşamba 17:07
    Yazıda bir maddi hata var; "muhibbi" değil, "müneccim" olmalı.
  • Misafir 08 Kasım 2017 Çarşamba 10:54
    serkanteşkur
  • Misafir 08 Kasım 2017 Çarşamba 10:53
    serkan
  • Misafir 07 Kasım 2017 Salı 18:24
    Muhibbi ne demek?
  • Misafir 07 Kasım 2017 Salı 10:57
    ​Dünya üzerinde dinler ve dinler içerisinde mezhebler ve hatta mezhebler içerisinde de cemaatler gibi radikalliğe varan ayrımlar olduğu ve insanlar mantıklarını çalıştırmadan körü körüne bu ayrımcılığa inandıkları sürece kargaşa ve savaşlar kaçınılmazdır. Oysa ki bir tek Allah'a ve yarattıklarına inanıyorsak o zaman bu ayrımlar ve ayrımcılıklar nedendir? Bir Allah, bir din, birbirini tamamlayan kitaplar ve sonucu insaların iyi ve uyumlu yaşaması içindir.
Kalan karakter : 2000
Hava Durumu
Salı 9 MPH 11°
Kısmen Güneşli