HABERTÜRK Gazetesi yazarlarının köşeleri, saat 9:00'dan itibaren güncellenmektedir.
Nihal Bengisu Karaca

Nihal Bengisu Karaca

[javascript protected email address]

İnsanlar el ele tutuşsa, birlik olsa hayat 'balkon' olsa....

17 Haziran 2011 Cuma, 09:50:15Güncelleme: 11:52:05

BALKON konuşmaları güzel oluyor, o konuşmayı dinlerken insanın "Başbakanlık Konutu olmasın, Başbakan ülkeyi balkondan yönetsin" diyesi geliyor. Bir kavrayıcılıktır, bir kuşatıcılıktır gidiyor balkonda. Vurmaya değil sevmeye geldik, cümlesinde tezahür eden kaba şefkatin de bir alıcısı var; "Şimdi, sevinç ve coşkumuzu başka partilerin mensuplarını hüzünlendirmeyecek şekilde yaşamaya gayret edelim" inceliklerinin de... Seçim sürecinde kırılan kalplerden helallik dilenmesi sonra. Yüksek oy oranının, sorumluluğu daha da ağırlaştırdığının farkında olunması. Hayat "balkon" olsa diyorsun, başka da bir şey demiyorsun...
"Kibirden zaten sakınıyorduk" diyor Başbakan ve sakınma vaadini yineliyor. "Gururu, kibri, böbürlenmeyi kapıdan içeri sokmayacağız, tevazuyu elden bırakmayacağız" mealinde büyüyüp gidiyor söz. Belli ki Başbakan'ın kafasında belirli bir kibir tarifi var. Kibri, bir Müslüman evine girerken ayakkabılarını çıkarmayı reddetmek, bir fakirin tek göz odasında diz kırıp yere oturmayı zül addetmek, tek bir kâseden kaşıklanarak yenen çorbaya bakıp yüzünü buruşturmak olarak anlayacak isek, doğrudur, parti de, Başbakan da tevazu timsalidir.

KİBRİN ÇEŞİTLERİ
Ancak şeytanın insanoğluna kurduğu en büyük tuzak olan kibir oyununun başka sürümleri de vardır. Misal Anadolu versiyonu, "müstağni" olmakla "mürebbi" olmak arasındaki çizgide, "maçoluk"la soslandırılmış bir kıvamdır. Kurabiye yanaklı diplomat, bürokratların, beyaz adamın kibri kadar çiğ ve itici olmadığı, işin içinde biraz delikanlılık, biraz ağabeylik de bulundurduğu için kitleler tarafından da taklit edilir. Çoğaltılır. Kopyalanır.
Orijinalini çekici kılan, hatta tahammül edilebilir yapan temel nosyondan ve nüanslardan da yoksun olan kopyalar sayesinde, bir bakmışsınız, kibir de ne, bir mütehakkim dil almış yürümüş, herkeste bir kabadayı tonlaması hasıl olmuş... Bir bakmışsınız, sağınız solunuz irili ufaklı kötü taklitlerle dolmuş. Öyle ki, bir eleştiri yaptığınızda, hoşa gitmeyen bir tespit ortaya koyduğunuzda artık partiden ya da Başbakan'dan değil, onlardan çekinmeniz gerekiyor...
Bunlardan biri, sonunda çok ileri giderek, canlı yayından hedef aldığı bir kişiyi tehdit etti. TGRT kanalında Ekonomi Kulis programını sunan adam, canını sıkan herhangi bir kişiyi hedef aldı ve onu iktidara yakın olmanın imkânlarını kullanarak, demir parmaklıklar arkasına göndermekle korkuttu. Bunu yaparken kullandığı argüman ise çok ürkütücüydü: Değişim. "Artık her şey değişti" diyordu, "Daha neler göreceğiz, neler"...
İyi kopya aslını yüceltir. Ama kötü kopya her şeyi mahveder. Asıl "bomba tesirli" olanlar, bunlardır.
Başbakan kibri, böbürlenmeyi kapıdan içeri sokmayacaklarını söylüyor. O halde sırtını iktidara yaslayıp "kendisini buraların sahibi sanma" kibriyle malul olmaya hevesli şuursuzlar için bir şeyler düşünmeli. Hoşuna gitmeyen şeyleri söyleyen, hoşuna gitmeyen kitapları yazan kişilere verdiği tepkinin yüzde birini, asıl bu kötü kopyalara karşı vermeli. Aksi takdirde giderek çoğalacaklar.
Yüksek oy oranı, sorumluluğu artırıyor sahiden.

***

'Ürün'ler karıştı...
ÇARŞAMBA günü yayınlanan yazımın "Yeni Meclis Eğlence Programı gibi" başlıklı bölümünde Meclis'in çok "renkli" dokusunu tarif ederken, isim vermeden de olsa Halil Ürün adlı kişiyi kastederek, "Kadın döven vekil de Meclis'te" demiştim. Meğer bu Halil Ürün başka Halil Ürün'müş. Basın danışmanı ise, gazete ve internet sitelerinin düştüğü hatayı düzeltmek için canla başla uğraşıyor. Beni de aradı. O halde hemen düzeltelim, yeni Meclis'te yer alan kişi Afyonkarahisar milletvekili olan Halil Ürün'dür, eşini dövdüğü için parti tarafından yasaklı hale getirilen Halil Ürün ile hiçbir alakası yoktur.

Diğer Yazıları

‘Neden sadece Kobani?’ sorusuna ABD’nin verdiği cevap

  • Yayın Tarihi: 25/10/14 07:11
  • [javascript protected email address]
Estonya/Tallinn CUMHURBAŞKANI Erdoğan'ın önümüzdeki dönemde başka Avrupa şehirlerini de kapsayacak gezilerinin ilk durağı LetonyaEstonya. "Neden Letonya?" sorusunun ise birkaç nedeni var. Birincisi, her zamanki gibi tarım ve ekonomi alanında imzalanacak...
Devamını Oku

PKK kimin vekâlet savaşını veriyor?

  • Yayın Tarihi: 22/10/14 07:34
  • [javascript protected email address]
KOBANİ ve 6-8 Ekim olayları çözüm süreci bakımından ciddi bir test oldu ve maalesef olumlu sonuçlar çıkmadı. Örgütün Türkiye sınırları içindeki bir barış fikrinden o kadar da heyecan duymadığını, ziyadesiyle Rojava'da beliren fırsata ağırlık verdiğini,...
Devamını Oku

Dolmabahçe’de 11 saat

  • Yayın Tarihi: 21/10/14 07:04
  • [javascript protected email address]
PAZAR günü Başbakan Davutoğlu'nun çağrısı ile Dolmabahçe Başbakanlık Ofisi'nde gerçekleşen Akil İnsanlar Heyeti toplantısı, tam 10.5 saat sürdü. Efkan Âlâ, Mevlüt Çavuşoğlu, Bekir Bozdağ, Ömer Çelik, Bülent Arınç dahil neredeyse kabinenin yarısı...
Devamını Oku

‘Vasiyet’

  • Yayın Tarihi: 19/10/14 03:21
  • [javascript protected email address]
HAYATIN görünen bir tutarlığı, mantığı olmadığını anlayalı yirmi yıl filan oluyor. Hayat, ziyadesiyle bir Alejandro Gonzalez Inarritu filmi. Paramparça. Bol miktarda aşk, bol miktarda köpek içeren. "Babil" gibi de diyebilirdim. Masa üstümde birden fazla...
Devamını Oku

Çözüm sürecinde son durum: Kırıldı ama onarılabilir

  • Yayın Tarihi: 18/10/14 06:54
  • [javascript protected email address]
ÇÖZÜM süreci neden bu hale geldi ve bu durumun sorumlusu kim? Bu soruyu cevaplayabilmek için 21 Mart 2013'e dönmemiz ve Abdullah Öcalan'ın kalıcı bir barış için önerdiği referansa dikkat etmemiz gerekir: "Bugün kadim Anadolu'yu Türkiye olarak yaşayan...
Devamını Oku
Tüm Yazıları