• Yazı Boyutu:
  • A+
  • A-
HABERTÜRK Gazetesi yazarlarının köşeleri, saat 14:00'den itibaren güncellenmektedir.
Nihal Bengisu Karaca

Nihal Bengisu Karaca

[javascript protected email address]

Oslo'yu bırakın, Marsilya görüşmelerini başlatın

10 Şubat 2012 Cuma, 10:42:05

KCK soruşturmalarına karşı olmamakla beraber, tutuklamaların mantık sınırını aşan boyutlara gelmesini "Demokratik açılım yaptığı, Kürt meselesi vardır dediği, Habur girişlerinde söz konusu olan ve kimilerini çok rahatsız eden görüntülere neden olunduğu için Başbakan'ı da tutuklayacak mısınız?" sorusuyla eleştirmiştim. Ama belli ki ülkede "espri" yaparken bile dört kere düşünmeniz lazım. Zira gerek Oslo görüşmelerinde, gerek başka vesilelerle "müzakere" yolunu açık tutmaya çalışmış eski-yeni MİT müsteşarlarının, kendilerine Başbakan tarafından verilen görevi icra etmiş olmalarından dolayı sigaya çekilmeleri, aslında yekten Başbakan'ı hedef tahtasına oturtuyor.
Malum, MİT Müsteşarı Hakan Fidan, eski Müsteşar Emre Taner ve Müsteşar Yardımcısı Afet Güneş ifadeye çağrıldılar. Bu çağrılmanın şekli, "şüpheli sıfatıyla" çağrılma gibiydi. Gün boyunca sorular, Başbakanlık tarafından "Bize böyle bir bilgi gelmedi" şaşkınlığıyla yanıtlandı, hatta İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı ve başsavcıvekili de gün içinde bu çağrılmayı reddetti. Sadece bu sayılanlar bile epey olağanüstü bir durumun yaşandığının delili. Çağrılma nedeninin "MİT, PKK'nın neresinde?" sorusuna evrilmesi daha da trajik.
Hakan Fidan'ın şüpheli sıfatıyla çağrılmasını normal bulan, MİT'te bambaşka işlerin döndüğünü iddia eden çevreler, MİT'te PKK'yı neredeyse akıl hocası olarak gören bir damarın bulunduğunu, Hakan Fidan'ın da bu gidişe dur diyemediğini iddia ediyor. PKK bitmek üzereyken gelen Uludere trajedisinin MİT'teki bu damardan kaynaklandığını, MİT'in bırakın önleyici olmayı, neredeyse kurye işlevi gördüğünü, Apo'nun defaatle MİT üzerinden örgütüne talimat gönderdiğini söylüyorlar. Uludere meselesindeki istihbarat muamması aydınlanmış değil ve bu konudaki iddia elbette kayda değer. Ancak tabanı olan bir örgütten, ama liderliği İmralı ve Kandil arasında bölüşülen bir örgütten bahsediyoruz ve bu noktada tam da bu işleri yönetmek için kurulmuş MİT gibi bir teşkilatın Abdullah Öcalan'dan gidecek talimatları kendi kontrolünde tutmak istemesi kadar doğal bir şey olamaz.
Canınız sıkkınsa buna "MİT kuryelik yaptı" dersiniz, her şeyden memnun iseniz, "MİT süreci kontrol ediyor, tabii bu iş önünde sonunda müzakereyi mecbur bırakan bir sürece evrilecek, o kapıların da kapanmaması gerekir" dersiniz. Bu noktada da devreye şu soru girer: Kimin canı aslında neden sıkkın?
Bir de, argümantasyon düzeyinde her şeyin gereksiz mükemmellikte işlemesi tuhaf değil mi? Hakan Fidan ve ekibinin çağrılma gerekçesi olarak ileri sürülen KCK-PKK sorgusu. Bu noktada "O dönem yapılan doğruydu, Oslo görüşmeleri son derece değerliydi, barış isteyen tarafların tam da böyle davranması gerekirdi" demiş ve dediğini yineleme potansiyeli olan Taraf Gazetesi, gazetedeki bazı isimlere yönelik "dinleme" iddialarıyla karşı safa intikal ettiriliyor ışık hızıyla. Bu ne tatlı denk düşmedir, bu işlevsel tesadüfler zinciri bugünler için mi saklanmıştır?
Emniyet-yargı-MİT-hükümet arasında kâh kurumsal reflekslerle, kâh başka bazı aidiyetler nedeniyle yürüdüğü izlenimi veren bir sürtüşme var. "Kürt meselesi", bu sürtüşmenin sahne aldığı birkaç yerden biri. "Gerçekte nasıl bir Türkiye, nasıl bir bölge?" sorusuna farklı cevapları olan, ikisi de hatırı sayılır güce sahip olan iki ayrı tasavvurun yüksek profilli temsilcilerinin çarpıştığı, alt katmanlarda olanların, samimi ve ihlaslı insanların dahlinin olmadığı bir gerilim bu.
Bu gerilim çözülmezse; taraflardan biri yenilmez yıkılmaz olduğu gerekçesiyle gücünü, diğeri ise siyasi bir partiden daha geniş bir ağa sahip olmasının verdiği geçiş üstünlüğünü muhatabına dayatmaya devam ederse, iki tarafın da pek övündüğü "değişim iradesi" çöker.
Oslo görüşmelerini bir kenara bıraksınlar, "Batılı bir gözlemciye ihtiyaç duymaksızın" bir an önce Marsilya'da, Marakeş'te filan -Akdeniz havası iyi gelebilir- buluşsunlar, eteklerindeki taşı döksünler ve özellikle şu "İran meselesinde" anlaşsınlar istiyorum. Aksi takdirde bu gidişattan taraflardan biri konumunda olmayan 3. kişiler, hatta sıradan vatandaşlar dahi etkilenecek.

Diğer Yazıları

'Filmin büyüğü'

  • Yayın Tarihi: 25/05/12 10:00
  • [javascript protected email address]
NE ilginç bir ülke. Devlet adamları "düşünce ve ifade özgürlüğünden" doyasıya yararlanıyor; bir ülkeyi yönetiyor olmanın getirdiği sorumluluklarla bağdaşmayan açıklamalar yapabiliyorlar, ama köşe yazarlarından, gazetecilerden, entelektüellerden "azami"...
Devamını Oku

'Organik insan' kaldı mı?

  • Yayın Tarihi: 23/05/12 10:01
  • [javascript protected email address]
GELECEĞİNİN tekin ellerde olmadığını hissedenlerin bezgin hayıflanmasına, geleceği sezer gibi artan "yamyam filmleri" eşlik ediyor sinemalarda. Savaş öncesinin sessizliğine saygı duyarcasına ağır ağır aşağı düşüyor kaşlar, muhabbet hep aynı konuya...
Devamını Oku

Sembolleri kurcalamanın kaçınılmaz sonucu

  • Yayın Tarihi: 20/05/12 12:43
  • [javascript protected email address]
YARI sivil, yarı resmi olarak kutlanan son 19 Mayıs törenleri tüm yurtta "coşku" içinde kutlandı. Büyük konvoylar halinde, büyük öbekler, topluluklar caddelere akın etti, büyük çelenkler hazırlandı, büyük pastalar kesildi ve büyük heykeller dikildi. 19...
Devamını Oku

Kim?

  • Yayın Tarihi: 18/05/12 10:01
  • [javascript protected email address]
ULUDERE faciasının üzerinden aylar geçti. İstihbarat verilerinin ABD'nin insansız uçaklarından geldiğini ileri süren WSJ haberi, ABD'nin faciadaki payını ortaya koyuyor gibiydi. Haberin yarattığı heyecanla ilk andan itibaren Uludere mağdurlarının ABD'ye...
Devamını Oku

Türkiye'nin 'geciken adalet' sorunu

  • Yayın Tarihi: 16/05/12 10:05
  • [javascript protected email address]
KÜRT meselesinin çözümünden memur olanlar, Kürtlerin özgürlük alanlarının eskiye oranla çok ama çok genişlediğini, ama Kürtler adına silahlı ve silahsız mücadele yürütenlerin bununla yetinmediğini, sürekli yeni şeyler istediklerini ileri...
Devamını Oku
Tüm Yazıları