HABERTÜRK Gazetesi yazarlarının köşeleri, saat 11:00'den itibaren güncellenmektedir.
Nihal Bengisu Karaca

Nihal Bengisu Karaca

[javascript protected email address]

Fatma Salman’ın şiddet görmesi

09 Aralık 2012 Pazar, 13:16:39Güncelleme: 14:10:51

ÜLKEMİZDE üniversite mezunu, eğitimli, statü sahibi ve hatta milletvekili olan kadınların bile eşlerinden şiddet gördüğü, hatta bu şiddetin kırsaldaki şiddet olaylarına oranla çok daha oylumlu ve sofistike olduğu bilinen ama es geçilen bir konu. Bu kez fazlaca göz önünde oldu, görmezden gelinemedi. AK Parti Ağrı Milletvekili Fatma Salman'a Allah'tan sabır ve şifa diliyorum. Tez zamanda yaşadığı travmayı atlatmasını ve bu meselenin vesile olduğu uyanıklığın devamını temenni ediyorum. Fatma Salman'ın yaşadığı olayın Meclis içi kadın dayanışmasını canlandırması umut vericiydi, ama etkisi kısa sürdü. Olayın üzerinden dumanı bile savrulup gitmemişti ama cuma akşamı Habertürk Televizyonu'na konuk olan CHP Milletvekili Aylin Nazlıaka, Fatma Salman'ın uğradığı şiddete Başbakan'ın "üç çocuk tavsiyesi"nin sebep olduğunu iddia edebildi.
AK Parti'nin kadına şiddete hayır kampanyaları ile Başbakan'ın "üç çocuk" tavsiyesi arasında çelişki olup olmadığını sorgulamak ayrı şey, "Kadının anne kimliği vurgulanıyor, demek ki kadına şiddet onaylanıyor" gibi bir hızlandırılmış kötü niyet okumasına girişmek ayrı şey. Kaldı ki kadına şiddet vakalarının artmasının nedeni, kadınların üç çocuk yapıp evlerinde oturmaları değil.
Kadınlar annelik ve ev işleriyle sınırlanmış, haklar konusunda sorunlu, ekonomik açıdan bağımlı pozisyonlarının kocaları tarafından istismar edilmesinden ötürü dayak yemiyorlar sadece. Toplumsal hayattan giderek daha fazla pay ve söz hakkı talep etmeleri ve bu taleplerin erkeklerin kafasındaki kadın-erkek hiyerarşisi ile örtüşmemesi yüzünden de şiddet görüyorlar. Nitekim sebep-sonuç ilişkisi doğru konumlandırıldığında benzer sosyolojik tablolarla Avrupa ülkelerinde de karşılaşmanız daha az şaşırtıcı oluyor. Geçtiğimiz hafta AK Parti İstanbul Kadın Kolları Başkanı Özlem Topal Zengin ile İspanya'da (Malaga ve Seville'de) kadın milletvekilleri ve yerel meclis üyeleri arasında geçen bilgi ve deneyim paylaşımına tanıklık etme fırsatım oldu. İspanyol kadın yetkililer her yıl İspanya'da 44 ve üzerinde kadının değişen sayılarda eş ya da birlikte yaşadığı kişi tarafından öldürüldüğünü, çok sayıda kadının ise darp gördüğünü anlattılar. İspanya'nın öncelikleri arasında "kadının anne kimliği" gibi, aileyi koruma gibi meseleler yok; ama kadına karşı şiddet meselesi yine de öncelik vermek zorunda kaldıkları bir konu. Malaga'da ve Seville'de gördüğüm kadınlar bizdekilerin aksine esef verici tablolarına herhangi bir siyasi ya da ideolojik günah keçisi aramıyorlar. Sabırla ve kararlılıkla şiddete karşı duyarlılığı okul öncesi eğitime kadar indiren projeler üretiyorlar.
Türkiye'de şiddet nedeniyle hayatını kaybeden kadınların sayısı 2012 itibarıyla önceki yıllara nazaran % 100'e yakın bir gerileme göstererek 111'e indi. Hükümetin kadına karşı şiddeti önleme konusunda atmak zorunda olduğu adımlar ve yetersiz kaldığı alanlar var, ama elle tutulur gözle görülür başarıları da var. CHP'li kadın vekillerin de muarızlarının samimiyetlerini sorgulamanın ötesine geçmeleri gerekiyor. Nüfusu 50 bini geçmiş ve hali hazırda CHP'nin elinde olan Bakırköy Belediyesi'nde bir kadın sığınma evi açılmasını sağlasalar hiç fena olmazdı örneğin.



Hilal Kaplan'ın çarmıha gerilmesi


GEÇTİĞİMİZ haftanın bir diğer "kadına şiddet" vakası da Yeni Akit Gazetesi'nin Yeni Şafak yazarı Hilal Kaplan'a yönelttiği acımasız ithamlardı. Gazete Kaplan'ın kilisede ellerini dua eder pozisyonda birleştirerek verdiği bir pozu bahane edip yazarın dindarlığını sorgulayan bir nefret dili kullandı. Oysa bir Müslümanın diğer Müslüman hakkındaki tutumunun hüsn-ü zan üzere olması gerekir diye biliyordum, gülünüp geçilecek bir fotoğraf karesi üzerinden girişilen karalama kampanyasını kanım donarak izledim. Hilal'i din dışına çıkmakla itham eden gazete, engizisyon mahkemesini aratmadı. Yazarın fikirlerini değil, şahsını hedef alıp itibarına kum torbası muamelesi yaptı. Gazetenin yaptığı itham üzerinden soralım: Acaba hangisi gerçekten Hıristiyani? Müslümanlığı su götürmez derecede açık olan birinin haçın önünde durup muzip bir poz vermesi mi? Bu pozu vereni çarmıha germek mi? Hiç şüphe yok ki, ikincisi.

Diğer Yazıları

Abdullah Gül ve ‘mevcut şartlar’...

  • Yayın Tarihi: 20/04/14 08:56
  • [javascript protected email address]
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, "Artık konuşma zamanı geldi" dediğinde 30 Mart yerel seçimlerinin üzerinden sadece üç gün geçmişti. Bu erken davet olmasaydı mesele bir süre daha speküle edilmeyebilir, çalışmalar daha sağlıklı şartlarda yürüyebilirdi...
Devamını Oku

Sosyolojinin kadın hali

  • Yayın Tarihi: 18/04/14 10:20
  • [javascript protected email address]
KADIN ve Demokrasi Derneği (KADEM), PollMark araştırma şirketiyle birlikte Türkiye'de yaşayan seçmen niteliğine sahip 5036 kadın üzerinde "Türkiye'de Kadınların Sosyal, Kültürel, Siyasal ve Ekonomik Durumu Araştırması" isimli bir araştırma yapmış....
Devamını Oku

Travma sonrası Türkiye Müslümanlığı

  • Yayın Tarihi: 16/04/14 10:12
  • [javascript protected email address]
"MALATYA'dan babamla konuştum. Don vurmuş, 'Bu yıl yemeye bile kayısı yok' dedi. '30 Mart'ta iftiracılara verilen destektendir' diyemedim..."Today's Zaman Genel Yayın Yönetmeni'nin yazdığı cümle bu.Malatya, AK Parti'ye oy verdiği için Allah tarafından...
Devamını Oku

Muhaberat devleti: Kuruluyor mu yıkılıyor mu?

  • Yayın Tarihi: 13/04/14 09:09
  • [javascript protected email address]
MİT Yasası'na yeni maddeler ekleyen teklif Meclis'te. Salı günü maddeler görüşülecek. Teklife karşı itirazlar olması doğal, MİT doğası gereği devletin karanlıkta kalan boyutunu oluşturuyor. Güçlü olmadıktan sonra olmasının da bir anlamı yok. Onun...
Devamını Oku

Muhalefetin çıkmazı başkanlık sistemine zemin oluşturuyor

  • Yayın Tarihi: 09/04/14 10:28
  • [javascript protected email address]
AK Parti yıllardır kazara filan da değil, gayet istikrarlı bir biçimde oyların yarıya yakınını alıyor. Muhalefette kalan partiler sandıktan çıkma umudunu yitirdikçe kendileri olarak kalabilme özelliklerini de yitiriyorlar. Kimliklerini aşındıracak...
Devamını Oku
Tüm Yazıları