Buna artık son verin
Ama orantısız güç kullanarak değil. Dünyanın en gelişmiş ülkelerinde biber gazı kullanılıyor aldatmacası ile değil... Ama biber gazını sulandırarak bunu hukukun bir parçası gibi göstererek değil... Toplum ve gençleri tehdit edercesine bu son uyarımızdır diyerek değil. Sabırla... Onları anlayarak... Bırakın oturma eylemlerine devam etsinler. Bir süre sonra eylem kendiliğinden sona erecek zaten. Eğer siz, eylemcilere, çadırlarını sökerek müdahale ederseniz inanın çok daha vahim olayların müsebbibi olursunuz. İşte o zaman çatışmalara (Allah korusun) şahit oluruz. Bu ülkeye yazık edersiniz. Resimleri gördünüz mü? PKK yandaşları Taksim’de Gezi Parkı’na destek bahanesi ile Apo’nun posterlerini açmış. Ve polis sadece uzaktan seyretmekle yetinmiş... Gördünüz mü... Elinde Türk Bayrağı’nı taşıyan bir vatandaş tazyikli su ile yere düşmüş ve şanlı bayrağımız yerlerde sürünüyor. O bayrak ki... Kurtuluş savaşımızda şehit olurken elden bırakılmadı, hemen arkasından gelen bir başka arkadaşı şehidimizin elinden aldı ve “Allah Allah” nidaları ile taarruza devam etti. Gördünüz mü... Bir tane akülü sandalyede engelli bir vatandaşımız elinde Türk Bayrağı ile tomalara, tazyikli sulara, gaz bombalarına ve polise meydan okuyor. Direniyor... Gördünüz mü... İstanbul’da binlerce meslektaşım (avukatların) Çağlayan’daki Adliye Binası önünde “Özgürlük İstiyoruz, Gezi Parkı’ndaki direnişe destek veriyoruz” diyor... İçlerinde pek çok kadın meslektaşımız da var. Yerlerde sürüklenerek gözaltına alınıyorlar. İzmir’deki kardeşlerim (avukatlar) topluca yürüyüş yapıyorlar. İstedikleri tek şey demokrasi... Geziyi destekliyorlar. Bugün bile bazı televizyonlarda gündeme gelen 1960 ihtilalini izlediniz mi... Ben o günleri yaşadım. Ne diyordu Menderes. “Bu ülkeyi bir avuç kara cüppelilere mi teslim edeceğiz. Hayır... Hayır...” diye inliyordu. Bu konuşmayı yanılmıyorsam 15 Mayıs 1960 tarihinhde İzmir Atatürk Anıtı önünde yapmıştı. Kastettiği Kara Cüppeliler de o zaman devrimci profesörlerdi. Ve bildiri yayınlamışlardı. Ve sonra 27 Mayıs günü, yani 12 gün sonra Eskişehir’de derdest edilip askeri uçakla Ankara’ya götürülmüştü. Yassıada da dünyanın en rezil mahkemesinde, cesur ve yürekli meslektaşlarım, O’nu ve dava arkadaşlarını yine Kara Cüppeli Avukatlar savunmuştu. 1980 İhtilali... Yaşayan ‘İhtilal Kumandanları’nı yine kara cüppeli meslektaşlarım savunuyor. Adaletin değişmez kuralları vardır. Dünyanın her yerinde bu kaideler değişmez. Ve her toplumda herkese, hem şimdi hem de gelecekte lazımdır. Ve lazım olacaktır... Olmuştur da. Unutmayın özgürlük savaşçılarına, bölücü örgütlere, demokrasi düşmanlarına, ceberrut mahkemelere, savunma düşmanı kişi ve kurumlara karşı, her devirde adalet, hukuk savaşçıları hep mazlumların yanında olmuştur.
GENÇLER
Gençler, her zaman olduğu gibi eylemlerinizde, direncinizde gereken mesajınızı verdiniz. Direnmeyi lütfen bırakın. Yağmurlar da başladı. Siz bu heyecanlarınızı hiç eksiltmeden seçimlerde gösterin. Hukuk yolu sandıktır. Sizleri çok seviyoruz.