ÖNE ÇIKANLAR
SON DAKİKA
09 Şubat 2017 Perşembe, 09:24:47 Güncelleme:09:25:43

Üç kadından doyumsuz performans

 

İLK senesinde görmeyi başaramadığım oyunlara gitmeye devam ederken bu hafta Zorlu PSM’de ‘Kozalar’ı görmeyi başardım. Dünyanın en büyük tiyatro festivali Avignon’da bile perde açmış bir oyun ‘Kozalar’. Başrollerde Demet Evgar, Binnur Kaya ve Esra Dermancıoğlu olunca sahnede hangi birini takip edeceğinizi şaşırıyorsunuz. Televizyonda göremediğimiz Binnur Kaya ile buluşacak olmak heyecanlıydı. Fakat oyunun şampiyonu açık ara Esra Dermancıoğlu. Dış dünyada kopan kıyametten kendini soyutlamaya çalışan üç kadının hikâyesinin anlatıldığı oyundaki kadınlar hayattan kaçmaya çalıştıkça, kendi kapanlarına yakalanıyor. Oyun gerçek diyaloglarla başlayıp gerçek dışı grotesk bir yapıya ilerliyor. Adalet Ağaoğlu tarafından 1971’de yazılan tek perdelik hikâye, o dönem soğuk savaşın hâkim olduğu bir dünyanın Türkiye’deki yansımalarını konu etse de anlatılanların günümüzde yaşananlardan bir farkı yok aslında. Dünyanın dört bir yanındaki terör, iç savaş, mültecilerin hüzünlü göçü, oyunun temel taşlarından. Hem güçlü, hem de komik üç kadın olunca anlatılanlara gülüyoruz tabii de onlar gibi olan bitene duyarsız kalan bir sürü insanla bir arada yaşadığımızı da hatırlıyoruz aynı zamanda. Oyun biraz duyarsızlıkla zenginliği aynı kefeye koyuyor ama istisnalar olsa da gerçek hayatta da durum maalesef böyle. Genelde kısa oyunlara bayılan bendenize bile kısa geldi ‘Kozalar’. Sahnede birbirinden başarılı üç kadın olunca doyamıyorsunuz galiba olana bitene.

 

Hayrola neden gülmüyorsunuz?

‘KOZALAR’ oyununa has bir durum değil bu, önceki haftalarda izlediğim ‘39. Basamak’ oyununda da aynı şey olmuştu. İki oyunda da hiç görmediğimiz kadar seksi bir Demet Evgar’la karşı karşıyayız. Üstelik Evgar iki oyunda da dişiliği üzerinden esprilerini sıralıyor. Hem seksi hem komik olan sahnelerde salondaki tepki yok denecek kadar az. Hani öyle ki iki oyunda da salonun sessizliğinde çınlayan kahkahamdan kendim rahatsız oldum. Kara komedi türündeki espriler anlaşılmıyor diyeceğim, hiç öyle bir şey yok. Esprinin akabinde salondan mırıldanmalar geliyor sadece. Hani sanki gülmelerini engelleyen bir şey var. Kadınlar seksi kadına gülmüyor, ben buradan bu sonucu çıkardım. Erkekler de seksi esprilere gülersek evde bunun hesabı sorulur diye gülmemekle yetiniyor galiba. Gece kulübüne gidip tek dans figürü etmeden evine dönenler, tiyatro oyununda da kendini bırakamıyor bir türlü. Oysa sahnede, izleyenlerden birçoğunun sürekli yaptığı gibi örgü seansını dedikodu toplantısına çeviren üç hanım var. Ya da herkes öyle mutsuz bir hayat sürüyor ki dolu dolu gülmeye hali yok.

 

Bitkilere işkence eden mekânlar!

RESTORANLARDA, kafelerde biz daha konforlu, psikolojik anlamda daha taze vakit geçirelim diye masalara koyulan bitkilerin bakımsızlıktan acı çeker hale gelmelerine dayanamaz oldum artık. Şimdi diyebilirsiniz “Sokaktaki kediler-köpekler bitti, bitkilere mi sardın?” Evet galiba öyle oldu. Sesleri çıkmıyor diye onların da canlı olduğunu unutmak olmaz. Eskiden parasıyla mekândan aldığım suyu, kurumak üzere olan bitkilerle paylaşıyordum. Artık sosyal medya yoluyla şikâyete başladım. Sırf ortam güzelleşsin diye güneş görmeyen mekânlara doldurulan bitkiler 2-3 ay içinde eriyip gidiyor. Bu bir işkencedir. Bitkilerin abajur, vazo ya da biblo gibi bir süs eşyası olmadığını mekânlara anlatmak gerek. Çözüm de o kadar zor değil aslında. Alıyorsunuz LED bitki yetiştirme lambası, mekân kapalıyken o lambayı açık bırakıyorsunuz ve bitkileriniz 2-3 ayda ölmüyor. Nişantaşı Nopa, Asmalımescit 5 Cocktails & More bu basit yöntemle yemyeşil kalabiliyor. Empati kurduğunuz zaman bitkilerin de kedi köpekten pek farkı olmadığını göreceksiniz.


SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
2000
Kalan karakter : 2000
HAVA DURUMU
Salı 18 MPH 21°
Kısmen Güneşli ve Sağanak Yağışlı
EN ÇOK OKUNANLAR
  • 2 Almanya'dan İncirlik açıklaması
  • 3 Fakirden alıp zengine verecek
  • 4 Otomobil metrobüs yoluna girdi