CİNSELLİĞİN YÖNETMEDİĞİ HAYATLAR
Hülya Avşar'ın açıklamalarına genel olarak bayılırım. Bu ülkede kafasına göre yaşayan nadir insanlardan kendisi. Hiç dilini sakınmadan görüşlerini patır patır açıklıyor. Korkusuz tavrı genelde bizim ünlüler arasında görülmemiş şey aslında. Çok üzerine gidilirse de "Ben sizinle dalga geçmiştim, sazan gibi atladınız" deyip olaydan sıyrılma işini gayet profesyonel hallediyor. Kenan Erçetingöz'ün programında yaptığı açıklamaları yine uzun süre konuşulacak cinsten. Yaptığı samimi açıklamaların seks ile ilgili olan kısımları özellikle çok ilgimi çekti. Cinselliğin sadece hayatında biri olduğu zaman önem kazandığının altını çizen Avşar, güzel bir konuya değinmiş. Günümüzde cinsellik hayatlarımızı öyle bir ele geçirmiş durumda ki, gece hayatında bile insanlar birbirini kesmekten eğlenemez oldular. Reklam dünyası da sağolsun bu konuyu her bulduğu boşlukta pompalamaya devam ettiği için beyin sürekli bu konuyla uyarılıyor. Cinselliği hayatının baş köşesine koymayanlar kafayı işe çalıştırıp böyle Hülya Avşar gibi oluyor. Her iki tarafın da kazananı ayrı tabii, ama Hülya Avşar kadar kazanan olmak biraz zor.
Kulislerde neler oluyor?
Dün bizim gazetede ünlülerin kulis isteklerine dair bir haber vardı. Rihanna’nın sosis ve beyaz koltuk istemesi, Mariah Carey’nin yavru kedi istemesi garip karşılanıyor. Tamam, yavru kedileri sırf canın istiyor diye kulisine getirtmen insanlık dışı olarak algılanabilir ama diğer istekler bence gayet insani. Bu insanlar dünya starı ve bu yüzden turne döneminde evlerinden uzak kalıyorlar. Gittikleri yerlerde evlerinin rahatlığını aramaları ya da hafif şımarmaları normal karşılanmalı. Anne evini ziyaret ettiğinizde kadından isteklerimiz bitmiyor. Star olduğunuzda da bu şımarıklığınızın biraz daha yüksek boyutlara çıkması abartılacak bir konu olmamalı.
GİYİNME SANATI
New York'taki Metropolitan Müzesi'nde düzenlenen geleneksel Kostüm Enstitüsü galasına katılan ünlülerin kıyafetlerine bakmaktan alamadım kendimi. Herkes ne yaratıcı ne özgündü, içim gitti. Bizde tören yapılamama durumu zaten bilinen bir gerçek, ama özenerek giyinme hikâyesinin de başarılı bir şekilde uygulanamaması da ayrı bir gerçek. Sürekli aynı modacılardan birbirinin benzeri kıyafetlerle galaya katılma durumu ne zaman bitecek merak ediyorum. Birkaç kişi özgün olmaya çalışıyor ama onlar da o kadar ucuza kaçıyor ki günün sonunda "Keşke yapmasalardı" diyoruz, ona yanıyorum.
BAMBAŞKA BİR MÜZE
Kısa kollu polo yaka tişört modasını borçlu olduğumuz Lacoste firması 80. yılına özel bir koleksiyon çıkardı. Britanyalı sanat yönetmeni ve grafik tasarımcısı Peter Saville tarafından tasarlanan 80. yıl logosu koleksiyondaki ürünlere işlenerek özel bir iş çıkarılmış doğrusu. Bununla birlikte İstinye Park'ta açılan müzede Lacoste'un 80 yaşına nasıl geldiği koleksiyondan örnekler, video ve görsel katkılarıyla anlatılıyor. Meraklısı için müze 12 Mayıs'a kadar açık.