Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        YİNE havaların ısındığı ve sanki insanların birbirine tuhaf davranması için havaya bir gazın sıkıldığı döneme geldik. Tabii ki ultra bir şey yok, hepimizde bahar çarpması mevcut sadece. Nedensiz mutluluklar, yaptığımız her neyse keyif alma durumları, hepimizin hayatını ele geçirmeye başladı. Aslına bakarsanız bu durumu hak ettik, ne zamandır güneş gör-l meyen vücudumuz da kendi kendine kimyasal üreterek bizi mutlu etmeye başladı. Tabii bu durum günlük hayatımızı bu kadar etkiler de ilişkileri etkilemez mi? Bir kısmımıza cesaret verdi. Hemen uzun ilişkiler gözden geçirilip, çok tatmin etmeyen, alışkanlık haline getirilen beraberlikler sona erdirildi. Daha kışlıkları dolaplara kaldırmadan sevgililer evlerine yollandı. Baharın bu etkisini seviyorum aslında, sırf razı olmak adına sürdürülen ilişkiler bu dönemde sona erdirilmiş oluyor ki yenilere yer açılsın. Ama tek etkisi bu değil tabii. Bir de "Hayatının aşkını bulma sendromu" hâkim oluyor ki bu biraz tehlikeli. Kışın yalnızlıktan fenalık geçiren bünyemiz karşımıza çıkan ilk el feneri büyüklüğündeki duyguyu koca bir stadı aydınlatan ışıklar gibi algılayıp öyle sarılıyor. Acı gerçekle karşılaşıp buradan fabrika ayarlarına geri dönmek de fena. Bu yüzden size tavsiyem; ayağınız frende sürün yaza doğru arabanızı. 'Hayatımın aşkı' tanımlamasının da bu dönemde sadece Amerikan filmlerinde rastlayacağınız bir olgu olduğunu unutmayın. Aşırı hız ölüm getirir...

        Herkes sokakta

        TABİİ baharın yarattığı bu değişim beni de etkiledi ve hemen attım kendimi dışarıya. İlk olarak Savaş Özbey' l n davetlisi olarak Kayrai nın yeni sezon şaraplarını denemek için Cento Per Centoiya gittim. Savaş Özbey' l n yazı l a-rındaki sivri dil i de muhabbete ekl enin-ce gerçekten çok eğ lendik. Cento Per Cento' nun merdivenl erine atıl an yastıklar sayesinde Abdi İpekçi' den hiç ayrılmıyor ve keyfinizi yoldan geçen arkadaş larınıza laf atarak açık havada devam ettirebil iyorsunuz. Nişantaşı tayfası iş çıkışı nereye gideceğim tel aşına kapılmasın artık...

        Sanat aşkına

        GEÇTİĞİMİZ perşembe akşamı normalde sadece sanat çevresinin heyecanlanması gereken bir davet vardı İstanbul 74'te ama tüm İstanbul alarmdaydı. Bu hazırlığın nedenini sergiyi düzenleyenlerden Vladimir Restoin Roitfeld'in Fransız Vogue'un editörünün oğlu olmasına yorunca, telaşı saçma buldum. "Sanki adam Frida Kahlo'nun oğlu! Neden bu kadar abartılıyor ki?" diye söylenirken bir arkadaşım Vladimir'i Google'da aramamı söyledi ve bu sayede kopan fırtınayı anladım. Sanat aşkı değil, seksi bir adamı görme telaşı! Zaten İstanbul 74'teki davette adamın başı bir dakika boş bırakılmadı. Sonra topluca gidilen Münferitte'de duyduğum kadarıyla Derin Mermerci'nin ablukası altına alınmış genç çocuk. Neyse ki sanatsever bir toplumuz, sıkılmamıştır Vladimir gece gece!

        Redd dönemi

        GEÇEN gün tatlı bir arkadaş toplantısında Redd'in yeni albümü 'Hayat Kaçık Bir Uyku i dan şarkı lar din ledik. Ben Redd'e bayı l ırım. Yaptıkları müziğe rock olarak bakmayıp, tatmin edici bir müzik olarak kabul ediyorum. Solist Doğan Durul nun vokali de hiçbir rock grubunda göremeyeceğiniz cinsten. Albümle aynı adı taşıyan açıl ış şarkısından sonraki 'Yavaş Yavaş' gayet güzeldi. Şebnem Ferah'la düetle-nen 'Sevmeden Geçer Zaman' beni kesmedi. Rock dal ındaki hemen herkesi düetiyle işaretleyen Şebo, Redd'e de bir çentik atmış yani. Benim favorim 'Âşık Oldum Cel ladıma' oldu, ba-kal ım siz ne düşüneceksiniz...

        Diğer Yazılar