26 NİSAN 2017
ÖNE ÇIKANLAR
SON DAKİKA
16 Aralık 2016 Cuma, 00:54:30 Güncelleme:08:52:54

‘‘Harika sevişiyormuşsun!’’

 

Nuh’un gemisi değil. Ama benzeri... Hava fırtına. Ufukta görünür kara. Metreler vardır ayak basmaya. Ama tekne olur ala bora. Herkes suda.

Yüzme bilirler ama debelenmektedir kedi, köpek yaman dalgalar arasında. Eşek madalyalı yüzücüdür havuzlarda. Ama görmemiştir terbiye. Alay eder ikisiyle; yüzme bilmiyorlar diye. Kelebek sitiliyle başlar gösterişe. Gider yüz metre, geçer kurbağalamaya. Ardındakilere bakar, hazır dönmüşken sırtüstü kafa tutar azgın dalgaya. Kedi ile köpek gelmektedir ağır-aksak ama dalgaya göre pozisyon alma sırsıyla. Az kalmıştır karaya. Eşek finale sakladığı serbest sitil ile başlar kulaç atmaya. Ama kramp girer ayağına. Boğulur bağıra, çağıra. Kedi ile köpek olur ayak basan karaya.

Hikaye gençliğimin ilk yıllarında anlatıldı bana. Her alanda çabuk başarılı olabilirdim o ara. Anlatan sormuştu bana; “Ne anladın anlatsana?” Baka kalmıştım suratına. “Kıssadan hisse” diyerek devam etti konuya;

“Çabuk yüzmek değil, yüzdüğün su önemli. Yüzmeyi bil ama eşek gibi yapma. Sap ile samanı, havuz ile denizi karıştırma. Liman kenti, kültür şehri. Yüksek Teknoloji kenti, sanayi-endüstri şehri daha yakışıklı. Tarımı- gıdayı atlamayalım. Kökten kentsel dönüşüm şart, tasarım başkenti olsun. Rüzgar, güneş, jeotermal bol, alternatif enerji şehri olsun.”

Derdimiz; Ege’de şehirleri hangi alanda marka yapabileceğimiz. Ama sorun şu ki; markayı; “eskiden çaycının dağıttığı pul” olarak algılar oldu İzmirli. Alırdın çayı, verirdin pulu. Sağlam hesap. Projeler çay siparişi gibi. Hepsi acil. Herkes demli istiyor. Hadi demi kurtardın, hazırlığı var. Bardağı doldurmak, tepsiyi sıralamak var. O kısmı çaycının sorunu diyelim. Siparişlerin dağılımı var. Tam bir yüzen eşek durumu. Ya çaycı, ya da tiryaki eşek olacak. Sıraya koyun şunu. Şöyle anlatalım;

Ortamda davetkar hatuna gidip, “harika sevişirim!” derseniz; bu, doğrudan pazarlamadır. Grubunuzla takılırken, arkadaşlarınızdan biri sizi kesen hatuna gidip “O çocuk harika sevişir!” derse; bu reklamdır.

Yanına gidip telefon numarasını aldın. Ertesi gün arayıp dedin ki:

“Merhaba, harika sevişirim!” Bu telemarketing’dir.

Yanına gidip ikramda bulundun. Dolaşmayı teklif ettin. Taksinin kapısını ona sen açtın. Çantası düştü, almak için sen davrandın. Verirken dedin ki: “Ha bu arada, harika sevişirim!” Bu da halkla ilişkilerdir. Kız yanınıza geldi ve dedi ki: “Duydum ki harika sevişiyormuşsun!”; İşte bu marka olmaktır. Debelenmeyi bırakalım, zaten marka olduğumuz ama farkında olmadığımız Turizm-Tarım’a sarılalım. . Çünkü sadece o suda tutuyor. Tarihten gelen gerçeği ile Ege’de Tarım-Turizm 1980’lere kadar “Harika sevişiyormuşsun’’ ayarında idi. Asıl markası olduğun alanı unuttun sanırım Ege. Hatırla ve yoluna öyle devam et.


SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
2000
Kalan karakter : 2000
HAVA DURUMU
Salı 15 MPH 18°
Güneşli
EN ÇOK OKUNANLAR
  • 2 Başbakan Yıldırım ve Bahçeli'den sürpriz buluşma
  • 3 Obama'dan 400 bin dolarlık anlaşma!
  • 4 Bursa'daki canlı bomba saldırısı davasında 2 kişiye müebbet