Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        GEÇEN haftaki yazımda, Ünal Aysal'ın güç dengesine şekil verdiğinden bahsetmiş ve bu oyunu (şimdilik) lehine çevirdiğini söylemiştim. Göreve geldiği zaman pek de hırslı gözükmeyen, yeri geldiğinde görevini bırakacağını söyleyen Aysal seçim (!) operasyonuyla bir 3 yıl daha başkanlık koltuğuna oturacak. Bir hafta boyunca gazeteler ve televizyonlarda "Aysal tek adamlığa duğru mu gidiyor?" haberlerini, köşe yazılarını ve yorumları takip ettim.

        Önce bir hatırlatma; Aysal'ın Galatasaray'ın gelmiş geçmiş en şanslı başkan olduğunu da düşünüyorum. Adnan Polat'tan görevi devraldığında miras olarak; stadı bitmiş, şirket birleştirmeleri tamamlanmamış, ekonomik stres testini geçmiş, yani her türlü ekonomik enstrümanı rahatlıkla kullanabilecek bir kulüp teslim almıştı. Üstelik en önemli rakipleri şike süreciyle adeta bir travma yaşıyor ve süratle kan kaybediyorlardı (Her geçen gün de daha şanslı hale geliyor Aysal; riskli bir adım atmıştı ama ezeli rakipleri F.Bahçe ve Beşiktaş tam da travmayı atlatıyor derken, bir daha UEFA kıskacına girdi. Bugün Aysal'ın kafası rahatsa, bunu Polat'a borçlu olduğu açık).

        Bu mirasın ardından gelen şampiyonluklara güvenerek, baskın seçimle tek aday olarak giren Aysal bu gücü tek başına kullanabilir mi? Yorumlardaki gibi gerçekten Aysal "tek adam" olur mu? Ben G.Saray camiasının içinde olmadığım için, bu sorunun cevabını bilemem. Ama geçtiğimiz günlerde seyrettiğim filmde geçen sahneyi paylaşmak istiyorum: J. Edgar Hoover, Amerikan Federal Soruşturma Bürosu FBI'nın kurucusu ve ilk başkanı. Hoover'ın ABD iç güvenlik örgütünün başına geçtiğinde tarihler 1924'ü gösteriyordu. Tam tamına 48 yıl sonra yani 1972'de yüksek tansiyondan hayatını kaybedince, FBI Başkanlığı görevi sona erdi. Filmin bir yerinde şöyle diyor Hoover: "Washington'da hiç kimseye tek başına bu gücü kullandırmazlar, hatta bana bile." Düşünün içlerinde Franklin D. Roosevelt, John F. Kennedy, Richard Nixon gibi 8 farklı ABD Başkanı'yla 48 yıl süreyle FBI Başkanlığı görevine yürütmüş, gerektiğinde başkanlara mum söktürmüş; Hoover böyle söylüyor.

        G.Saray'a yaşattığı 2 yıllık şampiyonluğa güvenerek hamleler yapan Aysal, bu gücü tek başına kullanabilecek mi? Tabii, bunun kararını kongre üyeleri ve camia verecek. Ama ben yine de Hoover'ın sözüne kulak vermesini salık veririm Aysal'a.. Ayrıca, muktedir olmadan da iktidar olunabileceğini, ancak işler kötü gittiğinde ve güçlü fırtınalarla (muhalefetle) karşılaştığında göstereceği tavır ve dirayet ile kaptan olmayı hak ederler. G.Saraylı dostlardan gelen bilgilere göre; yaklaşık 10 bin delegenin olduğu yerde binin altında bir katılım bekleniyormuş. Eğer Aysal 3-4 bin civarında delegenin desteğini almadan iktidar olursa; muktedirliği tartışılır.

        Endişe içerisinde Aysal'ın ne yapmak istediğini anlamaya çalışan ve camialarının geleceğini merak eden, ancak sadece kapalı kapılar ardında konuşan G.Saraylı dostlara da Hoover'ın başka bir sözünü daha aktarmak istiyorum: "Bir adamın mirası hikâye sona erdiği zaman ortaya çıkar." Bunun Türkçemizde de değişik bir versiyonu var: "Karamanın koyunu sonra çıkar oyunu." Bakalım Aysal'ın oyununda hikaye nasıl bitecek? İzlemeye değer...

        Diğer Yazılar