Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        F.Bahçe evinde Beşiktaş’ı ağırladı. Golsüz ve fazla kale önü pozisyonu olmayan bir ilk yarı izledik. Ne gördük bu yarıda?

        Aslında maç yüksek tempo vaat ederek başlamıştı. Baroni’nin Rüştü’yle karşı karşıya kaldığı pozisyonu takiben “Acaba gol görür müyüz?” diye sormaya başlamıştık. Ancak Edu’nun Volkan’la çarpışması sonucu Volkan’ın sakatlanması ve tedavisinin 8-9 dakika sürmesi, tempo vaat eden maçı olumsuz etkiledi. Her iki takım da tempo oluşturmaya çalışsa da, devre sonuna kadar durağan bir oyun izlediğimizi söyleyebiliriz. F.Bahçe pas ritmini yükselterek atak olgunlaştırmaya çalıştı belki ama Emre ve Alex’in yokluğu hem atakların olgunlaşmasını hem de olgunlaşan atağın gol fırsatına dönüşmesini engelledi. Beşiktaş ise kendi alanını çabuk boşaltarak rakip kaleye gitmeyi düşündü. Ama çabuk atak yapabilmek için sadece çabuk olmak yetmez. Senkronize olmak gerek. Zaten Beşiktaş sezon başından bu yana senkron sorunu yaşıyor. Bu şartlarda kaleye gitmek ‘bireysel performansın kahyasına bağlı.’ Hal böyle olunca 2 takımı da kale önünde göremedik. Ancak ikili mücadelelerde tüm oyuncuların istekli olduğunu söylemeliyiz.

        Devre arasında soyunma odalarında tempo sorunu çözülmüş gibiydi. Çok hızlı başladı 2. yarı. Oyun kalitesinin tempoya paralel yükseldiğini söyleyebilir miyiz?

        Elbette. Devre başladıktan sonra 12 dakika içinde 3’ü F.Bahçe’den, biri Beşiktaş’tan olmak üzere gol teşebbüsüyle biten 4 atak izledik. Ayrıca bu 12 dakikada karşılıklı birer gol geldi. Her 2 gol de duran topları takiben geldi ve her 2 golde de atan takımın becerisi kadar, yiyen takımın hataları da belirleyici oldu. Stoch uzun mesafeden sert ve isabetli bir vuruş yaptı belki ama Rüştü tecrübesinde ve çabukluğunda bir kaleci için yediği golde ‘kusursuzdu’ diyemeyiz. Beşiktaş’ın golünde ise F.Bahçe’nin duran top savunması için aynı yorumu yapabiliriz. Durum beraberliğe geldikten sonra ev sahibinin oyun üstünlüğünü aldığını ve daha çok isteyen taraf olduğunu belirgin biçimde hissettirdiğini gördük.

        F.Bahçe‘nin 2. golü bir şey hatırlattı mı?

        Beşiktaş 2. golün kopyasını daha önce de yemişti F.Bahçe’den. Aynı taraftan bir kısa korner, Gökhan Gönül’ün ön direk koşusu, kafayla arkaya bırakması ve Yobo’nun topu içeri atışını ben hatırlıyorum. Sanırım dün Beşiktaş teknik ekibi ve oyuncuları da hatırlamıştır. Ancak “Yemeden önce hatırlamak gerekmez mi?” diye sorulmalı.

        F.Bahçe haklı bir galibiyet aldı diyebilir miyiz?

        Evet. Oyun üstünlüğünü rakibine vermeden bitirdi maçı ev sahibi takım. Atak ve fırsat üstünlüğü de F.Bahçe’deydi. Haklı bir galibiyet bu. Ancak futbol adına 2 tarafın da oyunu analiz etmeleri gerekiyor. F.Bahçe 2 duran top golü ile kazandı. Önemlidir, iyidir. Ancak oyun akışı içinde daha üretken olmanın bir formülü var mıdır? Bu soru sorulmalı. Beşiktaş açısından baktığımızda ise sadece bu maçın değil sezonun analizi yapılmalı.

        Yıldız çıkardı mı bu maç?

        Yıldızlaşan bir oyuncudan söz edemeyiz. Ancak F.Bahçe’de Gökhan, Stoch, Caner; Beşiktaş’ta ise Egemen ve İbrahim mantıklı ve yararlı oynadı diyebiliriz. Konuk takımın oyuncu değişikliklerinin zamanlaması ve giren oyuncuların performansı sorgulanabilir. F.Bahçe’de ise sanırım Stoch’un kanattaki performansının, içerdekine oranla çok daha fazla olduğu görülmüştür.

        Diğer Yazılar