Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        ADI Ahmet S. Yayla... FETÖ’cü olduğu suçlamasıyla pasaportu iptal edildi. ABD’de yaşıyor. Washington, D.C.’deki George Mason Üniversitesi’nde dışarıdan konuk öğretim üyesi. Dünyanın en iyi üniversitesi değil belki George Mason, ulusal sıralamada 143. sırada. Ama adı bilinen bir okul... Yayla buraya nasıl nereden gelmiş, ilginç doğrusu...

        ABD’ye kaçan diğer “akademisyen komiserler” gibi Yayla da Polis Akademisi’nden mezun, daha sonra University of North Texas’ta yüksek lisans ve doktora yapıyor. Bu üniversite ulusal sıralamada bile yer almıyor, Amerikan üniversitelerini inceleyen U.S. News and World Report’a göre “Tier 2”, yani ikinci lig okullar arasında....

        Yayla’nın 2014-2016 arasında Harran Üniversitesi’nde sosyoloji dersi verdiği yazılı özgeçmişinde. Gerçi bu da sadece bir sene sürmüş; zira 2015’te hastalık bahanesiyle ABD’ye gidip bir daha dönmediği iddia ediliyor. ABD’ye giden polislerin sık sık hastalanması da ilginç değil mi? Emrullah Uslu da uzun yıllar devletin parasıyla “okyanus ötesi uçamadığı için” ABD’den dönememişti. Yayla’nın diğer eğitim tecrübeleri çoğunlukla Polis Akademisi’yle sınırlı.

        IŞİD POSTASI

        Özgeçmişine kafayı taktım; çünkü ABD’de de eğitim sisteminin nasıl işlediğini biliyorum. George Mason gibi bilinen üniversiteleri bırakın, Alabama’nın taşrasındaki okullarda iş bulabilmek için yayımlanmış birçok makaleniz, doktoranızı yaptığınız okullardaki eğitim tecrübeniz önemli. Üstelik acımasız bir rekabet varken ABD üniversiteleri neden Harran’dan, Polis Akademisi’nden Türk hoca tercih etsin...

        Nasıl ki üniversitede ders vermek zorsa, Amerikan gazetelerinde yazı yazmak da öyle kolay bir iş değil... Hele hele en yüksek tirajlı ve etkili Wall Street Journal gibi bir gazetede. Yazan kişinin kıdemi kadar yazdıklarının da spekülasyondan uzak olmasına, yazının ayaklarının sağlam temellere dayanmasına bakılır.

        Oysa birkaç gün önce Journal’da Ahmet S. Yayla imzasıyla bir makale yayımlandı... IŞİD’in Avustralya’da bir uçağı patlatma planı hakkında. Uçak patlamamış, IŞİD operasyondan belirsiz nedenlerden dolayı vazgeçmiş... Yani yazının tamamı bir belirsizliğe dayanıyordu. Ama Yayla yeni bir spekülasyon ekliyordu: “IŞİD postası” dediği bomba Türkiye’den Avustralya’ya yola çıkmıştı ve uluslararası alanda bu konunun incelenmesini istiyordu.

        YENİ STRATEJİ

        FETÖ’nün devlete sızdığı yıllarda görevli olan ve bir süre ABD’ye gönderilen Yayla, bağlantılarını hâlâ iyi koruyor anlaşılan. Bu aralar talibi çok. 15 Temmuz’un kurgu olduğunu, hükümetin kendi kendine yapmış olabileceğini Amerikan Kongresi’ndeki bir toplantıda dile getirmişti bir süre önce. Üstelik Kongre’deki toplantıya programda olmamasına rağmen son anda eklenmişti. Demek ki birileri Yayla’yı kolluyor, ona ifade alanı açıyor. Türk hükümeti Kongre’deki toplantıya büyükelçi düzeyinde tepki göstermişti, ama FETÖ’cü polis eskisi aynı hızda devam ediyor. 15 Temmuz’daki FETÖ izini yok etmeye çalışırken şimdi de Türk hükümetini terörizme destek vermekle suçlayıp hedef gösteriyor.

        Artık o tatsız ama kaçınılmaz soruyla yüzleşmemiz gerekiyor: 15 Temmuz’da başarısız olan terör örgütü durulup uslanmadığına göre bir sonraki planı ne?

        **************

        BU YAZI NE ANLAMA GELİYOR?

        TEK bir yazı stratejinin ipuçlarını veriyor. 15 Temmuz göz göre göre gelmişti; FETÖ’nün adamları sürekli bir darbe ihtimalinden bahsediyordu, kimi bunu açık açık yazıyordu.

        Zaman Gazetesi doğan bebek reklamıyla tarihi bile söylemişti. Hiç ciddiye alınmadı.

        Terör örgütü şimdi uluslararası ittifak kurarak, tam da Batı’nın en derin korkularını kaşıyarak Türkiye’yi köşeye sıkıştırmaya çalışıyor. Türkiye’de Erdoğan karşıtından gözü körelmişler de “Lahey” falan diyerek bu stratejiye kamuoyu hazırlıyor bilerek ya da bilmeyerek.

        Wall Street Journal’daki sıradan bir fikir yazısı değil, adeta bir savaş deklarasyonu. Ben bu yazıyı böyle okurum; örgüt bir sonraki planını gizleme gereği bile duymadan ilan ediyor. Yine gözden kaçacağını mı umuyor?

        Türkiye’de FETÖ’yle mücadele fazlasıyla içe döndü, uluslararası alanda koca bir boşluk kaldı diye boşuna demiyorum. Erdoğan araştırılsın diye talimat vermişti, işte FETÖ’nün uluslararası bağlantısı...

        **************

        MADONNA DA KANDIRILDI

        ABD’nin Charlottesville şehrinde yaşanan ırkçı çatışma tüyleri ürpertedursun bir fotoğraf önceki gün yüz binlerce kişi tarafından paylaşıldı. Birçok önemli gazeteci, bu tek karenin Pulitzer alması gerektiğini iddia etti. Bu güçlü fotoğrafı beğenip yayanlar arasında Madonna da vardı.

        Siyah bir polis memuru, arkasında Nazi selamı veren, ırkçı sloganlar atan, KKK kostümleri giyen protestocuları koruyordu. Kuvvetli olduğu kadar üzücü de bir fotoğraftı.

        Kendi varlığına savaş açanları da korumak o memura düşmüştü.

        Yalnız ufak bir sorun vardı: Fotoğraf hafta sonu Charlottesville’deki protestolarda çekilmemişti. BuzzFeed fotoğrafın temmuz başında çekildiğini tespit etti. Ama kaynağı henüz bulunamadı. Kimileri fotoğraftaki memurun eniştesi olduğunu iddia ediyor, kimileri bir ay önce aynı şehirdeki ırkçı bir gösteride çekildiğini.

        Uydurma, mizansen ya da photoshop değil... Gerçek ama zamanı farklı. Yine de kuvvetli bir kare.

        **************

        MİLLİ MARŞ REMIX

        BAŞIM belaya girmesin, bizim milli marşımızdan bahsetmiyorum. Ama ABD’de bugünlerde bir imza kampanyası var. Amerikan milli marşı “Star Spangled Banner”ın yeniden düzenlenip Migos grubunun üyesi Quavo’nun marşta bir dörtlük okuması yönünde... Asla gerçekleşmeyecek tabii, ama komik... Binlerce insan bugünlerde bu imza kampanyasına destek oluyor, haber oldukça da yayılıyor.

        Aslında geçen sezon “South Park” bir futbolcunun milli marş sırasında ayağa kalkmaması tartışmalarına değinerek “Star Wars” ve “Star Trek”i yeniden dirilten J. J. Abrams’ın marşı ele almasını konu etmişti. Dizideki Abrams çözüm olarak marşta isteyenin oturup isteyenin ayağa kalkabileceğini öne sürmüş ve krizi çözmüştü...

        Neyse biz şakasını bile yapmayalım.

        Diğer Yazılar