Öne Çıkanlar
Son Dakika
16.11.2017 - 07:19 | Güncelleme:

Atatürk Uzlaşma Merkezi

 

ATATÜRK Kültür Merkezi, tarihi boyunca hep simge ama hep sorunlu da bir bina oldu. Türkiye’deki siyasi bölünme özünde AKM’ye aşırı tapınanlar ile nefret edenler diye iki ayrı grupla özetlenebilir. İki kesim de inandığına körü körüne bağlı olup hiçbir uzlaşmaya açık olmadığından dolayı şehrin en kıymetli meydanının tam girişinde 10 yıl boyunca hayalet bir bina durdu. Katı kamplaşmalarla hayaletleştirilen demokrasimizin simgesiydi adeta.

AKM sorunluydu; çünkü şehrin en kıymetli meydanına bakmasına rağmen sokakla arasında bir iletişim sorunu vardı. Halkı içine davet etmeyen, gün içinde yaşamayan, kapıları herkese açık olmayan bir binaydı. Binanın atrium’undan dışarı bakıldığında hemen önünde duran Taksim Meydanı’na hissi uzaklığı ve erişilmezliği devlet ile toplum arasındaki kopukluğu çağrıştırırdı.

AKM’nin en ateşli savunucuları belki hayatları boyunca bir kez bile orada temsil izlememiş, binanın içine adımlarını atmamıştı. Ama yıkılsa Atatürk’ün de mirasının çökeceği paranoyası kazınmıştı bilinçaltına. Atatürk’ü kent meydanlarına zorla dikilen heykellere, anıtlara indirgeyen bu yüzeysel gardırop Atatürkçülüğü, tıpkı AKM gibi dışarıdakileri uzun yıllar dışladı, içine sokmadı. AKM’nin yıkılmasını savunanların en temel gerekçesiyse binanın simgeselliğine aşina olmamaları, “Alt tarafı bir bina canım, ne olacak” diye değerlendirmeleriydi.

BULUŞMA NOKTASI

Yüksek sanat dallarının (opera, tiyatro, bale, klasik müzik vs.) bir devlet politikasından çıkıp toplumun özel televizyonlarla birlikte popüler kültüre teslim olduğu yıllarda ise AKM iyice marjinalleşip dışıyla var olabildi kolektif hafızada. Cep telefonsuz hayattan cep telefonlu hayata geçişe tanık olan benim kuşağım için AKM gişeleri buluşma noktası, AKM dolmuşları “karşı” tarafa geçme aracıydı sadece.

Yıllar içinde buluşma noktası İstiklal Caddesi’ndeki Fransız Konsolosluğu’na kaydı. Bu bina da, tıpkı AKM gibi, şehrin en kıymetli ve işlek noktasında olmasına rağmen dışarıya kapalıydı. Yıllar süren beyhude Avrupa Birliği mücadelemiz gibi kapısına kadar gidebiliyor ama içeri alınmıyorduk.

Halbuki tam karşısındaki Burger King’in zamanla bir çekim merkezi olması Türkiye’nin Amerikan kapitalizmini nasıl da kolayca bağrına bastığının örneğiydi. Bu davetkâr mekânın tek bir şartı oldu hep: Parayı verdiğiniz sürece herkes girebiliyor, bir kahveyle gençler dev terasında saatler geçiriyordu.

Yeni AKM’nin içinde üç restoran olacak açıklanan planlara göre, içerideki temsiller de ekrandan sokağa yansıyacak. Oysa bu binanın ne kadar kapsayıcı olacağını mimarisi değil, yönetilmesi belirleyecek. Bunlar yarının konuları.

MELEZ BİR ÇÖZÜM

“Projenin en ilginç tarafı, ana salonun bir yarımkürenin (kubbenin), onun da (eski AKM’yi canlandıran) bir ‘kutu’ içine alınması” diye yazıyor Korhan Gümüş. “Bu bireşim bence muazzam bir sembolizm içeriyor: Yeni AKM projesinde Cumhuriyet modernizminin simgesi olan ‘kutu’ ile Yeni Osmanlıcı akımın simgesi olan ‘kubbe’ bir araya geliyor.”

Murat Tabanlıoğlu kurnazca melez bir çözüm buldu AKM krizine. Açıklanır açıklanmaz çoğunlukla alkış toplaması Türkiye’nin böylesi bir uzlaşmaya ne kadar ihtiyacı olduğunun da kanıtı. Ara yol mümkünmüş işte. Bizimki gibi kolayca bölünen, ajite olmaya hazır toplumların ortak noktada buluşması için epey zorlu bir geçiş dönemi gerekir, bu uğurda birçok hata yapılarak ders alınır ve bu da vakit alır. 10 yıl tarih perspektifinde bu açıdan çok kısa bir süre. Yıllarca kopukluğu simgeleyen AKM’den uzlaşmanın sembolüne geçiş gerçekten sokağa yansıyacak mı; bina hep olduğu gibi yine Türkiye’nin kaderini belirleyecek.

**************

TÜCCAR YAYINEVİ

YUNUS Günçe’nin şiirleriyle dalga geçiliyor, ama bu şiirlerin bir yayınevi bulup basılması, kitapçılarda satılması daha korkutucu değil mi? Son yıllarda edebiyattan anlamayan, hiç kitap okumamış bir dolu tüccar kısa yoldan para kazanmak için yayıncılık işine girdi. Metrolarda bu yüzden kitap reklamı patlamaları var.

Eskiden en kötü yayınevinin bile belli bir kitap yayımlama standardı olurdu, şimdi en iyileri bile sırf kârlı olduğu için hiçbir kıymeti olmayan kitapları basıyor. Kalite çıtası yerlerde.

Sorun Günçe gibi şiir yazmaya cüret edenlerde değil, ona bu imkânı tanıyanlarda.

**************

KAFAMDA SORULAR

- HACI Sabancı gerçek mi yoksa bir çizgi film kahramanı mı?

- “Ayla” filmi bugüne kadar Batı’da çekilen kaç tane İkinci Dünya Savaşı filminin kolajından oluşuyor?

- Erol Erdal Alkan aslında Türkiye’nin aradığı yakışıklı erkek figürü mü?

- Nazire ve Kadri Gürsel çifti destek için Bodrum uçağında “öpüşme eylemi” yapar mı?

 

 

 


Değerli Haberturk.com okurları.

Haberturk.com ekibi olarak Türkiye’de ve dünyada yaşanan ve haber değeri taşıyan her türlü gelişmeyi sizlere en hızlı, en objektif ve en doyurucu şekilde ulaştırmak için çalışıyoruz. Yoğun gündem içerisinde sunduğumuz haberlerimizle ve olaylarla ilgili eleştiri, görüş, yorumlarınız bizler için çok önemli. Fakat karşılıklı saygı ve yasalara uygunluk çerçevesinde oluşturduğumuz yorum platformlarında daha sağlıklı bir tartışma ortamını temin etmek amacıyla ortaya koyduğumuz bazı yorum ve moderasyon kurallarımıza dikkatinizi çekmek istiyoruz.

Sayfamızda Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına ve evrensel insan haklarına aykırı yorumlar onaylanmaz ve silinir. Okurlarımız tarafından yapılan yorumların, (yorum yapan diğer okurlarımıza yönelik yorumlar da dahil olmak üzere) kişilere, ülkelere, topluluklara, sosyal sınıflara ırk, cinsiyet, din, dil başta olmak üzere ayrımcılık unsurları taşıması durumunda yorum editörlerimiz yorumları onaylamayacaktır ve yorumlar silinecektir. Onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisinde aşağılama, nefret söylemi, küfür, hakaret, kadın ve çocuk istismarı, hayvanlara yönelik şiddet söylemi içeren yorumlar da yer almaktadır. Suçu ve suçluyu övmek, Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre suçtur. Bu nedenle bu tarz okur yorumları da doğal olarak Haberturk.com yorum sayfalarında yer almayacaktır.

Ayrıca Haberturk.com yorum sayfalarında Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinde doğruluğu ispat edilemeyecek iddia, itham ve karalama içeren, halkın tamamını veya bir bölümünü kin ve düşmanlığa tahrik eden, provokatif yorumlar da yapılamaz.

Yorumlarda markaların ticari itibarını zedeleyici, karalayıcı ve herhangi bir şekilde ticari zarara yol açabilecek yorumlar onaylanmayacak ve silinecektir. Aynı şekilde bir markaya yönelik promosyon veya reklam amaçlı yorumlar da onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisindedir. Başka hiçbir siteden alınan linkler Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılan tüm yorumların yasal sorumluluğu yorumu yapan okura aittir ve Haberturk.com bunlardan sorumlu tutulamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında yorum yapan her okur, yukarıda belirtilen kuralları, sitemizde yayınlanan Kullanım Koşulları’nı ve Gizlilik Sözleşmesi’ni peşinen okumuş ve kabul etmiş sayılır.

Bizlerle ve diğer okurlarımızla yorum kurallarına uygun yorumlarınızı, görüşlerinizi yasalar, saygı, nezaket, birlikte yaşama kuralları ve insan haklarına uygun şekilde paylaştığınız için teşekkür ederiz.

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
2000
  • Misafir 18 Kasım 2017 Cumartesi 00:22
    ne muazzaam sembolu ya !!! kubbe de degil sadece arak fransizga plagiat dunyada ondan 30 yil ömce bernzer projelerde kullanilan bir¨ çözüm.Sain Koray bey mimaRMIDIR BILMEM AMA MIMARSA BILE DUNYA MIMARI LITERATURUNU BILMEDIGI KESIN.KUBBE DIYE SATILAN FORM SADECE ARAK. ONU TAYYIP BEYE YUTTURSUNLAR . KABAHAT PROJEYI ULUSLARARASI BIR YARISMA YERINE JR TABANLIOGLU GIBI KISITLI YETENEGI OLANA VERMIS OLANLARDA
  • Misafir 17 Kasım 2017 Cuma 10:26
    Bende ilk bale gösterisini AKM'de seyretmiştim,iyi bir projeyle yeniden yapılması çok güzel.Bazen birini yada birşeyi gerçekten sevmekle,"profesyonel sevici" olmak karıştırılıyor,ama Türk halkının çoğunluğu her zaman "doğru" olanı destekliyor.
  • Misafir 17 Kasım 2017 Cuma 10:14
    Küpün içine kubbe yerleştirmek uzlaşma oluyor. Kubbenin fonksiyonu var mı? Arkitera'da AKM'nin mimari projesi var. Görünen kubbenin bir fonksiyonu yok. Eski AKM'nin içindeki spiral merdiven çok güzel, havada asılı gibi.
  • Misafir 17 Kasım 2017 Cuma 08:10
    beyaz corapli gazeteci "Hem Mustafa Sabrici, hem Mustafa Kemalci olamazsınız!" derken, egin "Yeni AKM projesinde Cumhuriyet modernizminin simgesi olan ‘kutu’ ile Yeni Osmanlıcı akımın simgesi olan ‘kubbe’ bir araya geliyor.” diyebiliyor.
  • Misafir 16 Kasım 2017 Perşembe 19:06
    çok ucuza çok etkinlik izlemştik.Hem de yıllarca
  • Misafir 16 Kasım 2017 Perşembe 11:52
    AKM nin halktan kopuk olduğu fikrine katılmıyorum. Tam tersi halkla iç içe yaşayan bir mekandı. AKM önünde buluşma bir keyifti öğrencilik yıllarımızda. Çok uygun bilet fiyatlarına birçok eser izledik. Tekrar açılacağı günü merakla bekliyorum.
  • Misafir 16 Kasım 2017 Perşembe 10:53
    Bence halktan kopuk olan sizsiniz. Açık olduğu dönemde ailecek defalarca gittik. Her seferinde tek bir boş koltuk yoktu. Ev hanımından öğrencisine toplumun her kesiminden insanlar tarafından doldurulurdu. Lütfen bilginiz olmayan konuda fikir beyan etmeyin
  • Misafir 16 Kasım 2017 Perşembe 09:27
    AKM’nin geçmişte halktan kopuk olduğu doğru değil. 15-20 sene önce ailemle beraber defalarca gittik ve muhteşem dekorlar eşliğinde onlarca eser izledik. Bugün olduğum insan olmamda büyük katkısı olmuştur. Babamın devlet memuru maaşı ile bütçemizi hiç sarsmazdı. Şimdi orta halli 3 kişilik bir aile benzer çapta bir produksiyonu izlemek istese ciddi bir bütçe ayırması gerekiyor.
  • Misafir 16 Kasım 2017 Perşembe 09:26
    Çok yanlış. 80'li yıllarda öğrenciydik ve paramız sadece oraya yetiyordu. Her Cumartesi sabahı Cuma konserinin tekrarı olurdu ve biz kaçırmadan oradaydık. Birçok Anadolulu arkadaşımız da ilk kez orada senfoni izlediler.
Kalan karakter : 2000
Hava Durumu
Perşembe 20 MPH 16°
Az Bulutlu