Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        HINCAL Uluç: Mülkiye mezunu. 17 yaşında spor sayfası hazırlıyordu. Türk basınında sarı-kırmızı kaşkol takarak spor yorumcularının tarafsızlığına son verdi. İzlenim yazarlığını gündelik köşeye taşıdı, her konunun yazılabilir olduğunu kanıtladı. Dergiler çıkardı, ünlü kadınlarla söyleşiler yaptı, spor programları sundu. Ama aynı zamanda menajerlik yaptı, şarkı sözü yazdı, eğlence programları hazırladı. “Entertainer” mı, gazeteci mi?

        Ertuğrul Özkök: Akademisyen. Hiçbir muhabirlik tecrübesi olmadan Hürriyet’in tepesine indirildi. 20 yıl boyunca yönettiği gazetede sayısız yenilikle birçok haber atlattı, starlar keşfetti. Hep ön planda oldu, günlük köşe yazdı. Edebi öykü ve denemeler de yazdı, derlediği şarkılardan iki albüm çıkardı. Halen köşe yazıyor. Yorumcu mu, gazeteci mi?

        Uğur Dündar: İstanbul Üniversitesi’nde gazetecilik okudu. BBC’de eğitim gördü, TRT’de çeşitli görevlerde çalıştı ve Türkiye’nin en meşhur gazetecisi oldu. Soğukoluk’taki fuhuş bataklığını ortaya çıkardı, George H. W. Bush’la Beyaz Saray’da söyleşi yaptı, Avrasya Feribotu’na atladı. Haber merkezleri yönetti, anchorman’lik yaptı. Hülya Koçyiğit’le kendisini oynadığı bir sinema filmi de var. Televizyoncu mu, gazeteci mi?

        Mehmet Ali Birand: Galatasaray Lisesi’nden sonra üniversiteyi bıraktı. Milliyet’te mesleğe başladı, gece hayatı muhabirliğinden Brüksel temsilciliğine uzandı. Avrupa Birliği konusunda uzmanlaştı, Margaret Thatcher’dan Gorbaçov’a uzanan pek çok liderle söyleşi yaptı. “32. Gün”ü yarattı, haber sundu, köşe yazdı, birçok önemli haberi ilk ortaya çıkaran ve duyuran oldu. Türk Ordusu hakkında yazığı kitap Yunan Ordusu’nda ders kitabı olarak okutuldu. Kurduğu yapım şirketiyle özel şirketlere birçok tanıtım filmi çekti. İşadamı mı, gazeteci mi?

        ***********

        KİM GAZETECİ KİM DEĞİL?

        TARTIŞMAYA açmamı sağlayan Hürriyet’in internet sitesinde yazan Emre Kızılkaya oldu. İki haftadır “Gazetecilik nedir?” sorusuna yanıt arıyor. Ertuğrul Özkök ona önce gazeteciliğin ne olmadığının (misyon, dava insanlığı) tarifini yapıyor, ardından da günümüzde gazeteciliğin sadece haber ve fikir satmak değil, geniş çaplı bir “entertainment” olayının parçası olduğunu söylüyor.

        Mesleğinin kriz yaşadığı dönemlerde gazetecilerin en sevdiği şeylerden biri gazeteciliğin ne olduğunu tartışmaktır. Gazeteciliği inceleyen akademide de değişen tanımlar her dem güncel bir konudur. Hele hele blogger’ların, Youtube yorumcularının, tweet atanların medyanın bir parçası olduğu ortamda bu tartışma daha da güncel ve popüler.

        KARAR MERCİİ

        Yaklaşık 10 yıldır aslında mesleğin sınırlarını korumak için bir savaş yaşanıyor. Eski kuşak gazeteciler dünyanın her yerinde profesyonel olmayan, bir kurumla bağı bulunmayan, meslekten gelmeyen ya da kendi kendilerine gazeteci diyenlere şüpheyle yaklaşıyor. Aynı zamanda bir vatandaşın cep telefonuyla çektiği görüntü gündemi sarsacak bir haber de olabiliyor. Sınırların nerede başlayıp bittiği konusunda herkesin ayrı bir fikri var.

        Oysa tarih boyunca da tek bir gazeteci prototipi olmadı. Mesleğe damgasını vurmuş en ünlü gazetecilerin bile kimi eğitimli kimi değil... Kimi tepeden inme, kimi kökten yetişme. Hangisinin gazeteci olmadığına kim karar verebilir?

        Genelde “kulübe” kabul olanlar bu kararın kendilerinde olduğunu düşünüyor. Kimin üye olacağı ise başka kulüp üyelerince belirleniyor ve kriterler adaydan adaya değişiyor.

        ***********

        EN BASİT TANIM

        KONU beni de doğrudan ilgilendiriyor; çünkü değişen gazeteci ve gazetecilik tanımı üzerine doktora tezi yazıyorum.

        Çok genel bir tanıma göre gazeteci “haber işiyle uğraşan” kimse. Peki bu tanım sayfa sekreterlerini, montaj setinde görev yapanları, düzeltmenleri, kameramanları, foto muhabirlerini, grafikerleri, çizerleri kapsıyor mu?

        BASIN KARTINA İNDİRİM

        Yıllar önce bir sayfa sekreterinde sarı basın kartı olduğunu görünce çok şaşırmıştım. Bir büyük gazetenin yazı işleri müdürünün sarı basın kartını göstererek Balık Pazarı’nda indirim istemesine şaşırdığım kadar değil elbette.

        ***********

        GAZETECİ GÜLBEN DEVRİ

        SÖYLEŞİLER yapan ama asıl mesleği şarkıcılık olan Gülben Ergen, zamanında Habertürk’te de yazıları yayımlanan Pakize Suda ya da elinde mikrofon bir zamanlar skandal kovalayan Fatma Girik “haber işiyle” uğraşmadı mı?

        Birlikte magazin programı sunan ve aynı gündeme dair yorumlar yapan Cengiz Semercioğlu ve Seren Serengil ya da Yeşim Salkım ve Mehmet Coşkundeniz’i ayıran nedir? Birini “gazeteci” yapıp diğerini dışlayan hangi kriter?

        Mehmet Ali Birand da programına Tarkan’ı konuk aldı, ona şarkılar söyletti. Rahmetli Duygu Asena aslen pedagogdu ve “Kadının Adı Yok” dahil birçok roman yazdı. Avni Özgürel harika “kulis” bilgileri alıyor ama birçok dizi senaryosu onun. Medya üzerine program yapan Ayşenur Arslan’ın da film senaryosu var.

        BANKA YÖNETİCİSİ

        Bana kalırsa Latif Demirci mesela Taha Akyol’dan daha gazeteci.

        Rıdvan Dilmen “spor yorumcusu” ama bankalarda yönetim kurulu üyeliği yapan Deniz Gökçe “spor gazetecisi” mi?

        Peki en zor soru: Zülfü Livaneli’yi hangi kategoriye koyacağız?

        Kıdem, eğitim, geldikleri yer, tecrübe mi yoksa haber işiyle yoğunlukla ilgilendikleri mi belirleyici olan. İçinden çıkmak zor.

        Sorunun yanıtı ya hepsi gazeteci ya da hiçbiri gazeteci değil. Ama basın özgürlüğü, medyada söz alan herkesi kapsamalı. Seren Serengil de dahil.

        ***********

        GAZETECİLİK MESLEK DEĞİLDİR

        HASAN Pulur gazeteciliğin tuhaf bir uğraş olduğunu, bir meslek olmadığını söylediğinde kıyamet kopmuştu. Ufuk Güldemir “Yanılıyor, gazetecilik diye bir meslek vardır ama köşe yazarlığı bir meslek değildir” diye yanıt vermişti.

        Oysa Pulur’un kastı “Meslek nedir?”in geleneksel tanımı. Doktor, avukat ya da mühendis olmak isterseniz profesyonelliğinizi tescil edecek gerekli makamlardan onay almanız gerekiyor.

        MEDYADA BARO YOK

        İstediğiniz kadar hukuk okuyun, baroyu geçmeden avukat sayılmıyorsunuz.

        Gazeteciliğin “barosu” Gazeteciler Cemiyeti üyeliği mi, sarı basın kartı mı? Üniversitelerde gazetecilik eğitimleri veriliyor ama birçok gazetecinin diploması bile yok ya da gazetecilik dalından gelmiyorlar.

        Gazetecilik geleneksel anlamıyla bir meslek değil, sadece yapılan bir iş mi? Ülkeden ülkeye, hatta aynı ülkede bile gazetecilik uygulamasında farklılıklar da görünüyor. Bild ile FAZ’ın Alman gazetecilik geleneğini aynen temsil ettiği söylenemez herhalde.

        Diğer Yazılar