ÖNE ÇIKANLAR
SON DAKİKA
19 Ocak 2017 Perşembe, 00:39:09 Güncelleme:08:52:27

Obama’lı 8 yılın karnesi

 

Dünyanın yarım yüzyıldır yaşadığı tüm büyük krizlerin temelinde Afganistan-Irak-Filistin üçgeninden beslenen köklü sorunların yattığına inananlardanım. Bugün de dünya, bu üçgende işlenmiş insanlık suçlarının sonucu olan terör ve istikrarsızlık sorunuyla boğuşuyor.

Barack Obama’nın ileride dünya barışı bağlamında nasıl anılacağını anlamak için de iktidarda olduğu 8 yıl boyunca bu üçgende yaptıklarına ve yapmadıklarına bakmayı tercih ediyorum.

Afganistan ve Irak, Obama’nın iktidara gelirken masasına koyduğu iddialı hariciye dosyalarıydı. Amerikan askerleri derhal çekilecek ve barışçıl katkılarla yıllardır çatışma sahası olan iki ülke istikrara kavuş- turulacaktı. Obama, askerleri çekip sözünü tuttu tutmasına da barışı mümkün kılacak bir yol izlemedi veya izleyemedi. ABD, Afganistan’dan askerlerini çektikten sonra insansız hava uçaklarıyla çoğu kez sivillerin katledildiği saldırılarına devam etti. Sonuçta savaşın devam ettiği Afganistan, Obama döneminde susadığı huzur iklimine bir adım bile yaklaşamadı.

Irak’ın da Afganistan’dan geri kalır bir yanı yok aslında. Obama yönetiminin Irak’ta Türkiye gibi dost bir ülkeyi dinlemek yerine İran’la kol kola girmesinin bedelini bugün tüm Ortadoğu, hatta dünya ödüyor. Arap Baharı’nı kanlı bir hazan mevsimine çeviren IŞİD’in Obama’nın bu ülkede izlediği akla ziyan siyasetin bir sonucu olduğu gerçeğini artık herkes söylüyor. 

Filistin meselesinde de tablo çok daha kasvetli günlerin yakın olduğuna işaret ediyor. İsrail yönetimi, Obama’nın iktidarı boyunca çözüm adına önerdiği ne varsa tersini yaptı. 

Obama ise gasp ettiği Filistin topraklarına yerleşim birimleri inşa etmeye devam eden İsrail’i cezalandırmak veya barışa zorlamak adına tek bir ciddi adım atmadı.

Bundan daha vahimi Obama’nın Mısır krizinde izlediği strateji oldu. Mısır devrimi Arap coğrafyasında demokrasinin yayılmasının yanı sıra İsrail’i de iki devletli çözüme ikna ederek bölgede olumlu domino etkisine yol açabilecek çok önemli bir gelişmeydi. Dolayısıyla Mısır devriminin desteklenmesi, Obama’nın Filistin sorununun çözümü adına attığı somut bir adım olabilirdi. Neylersin ki Washington, İsrail lobisinin ve Körfez’deki monarşilerin de etkisiyle Mısır’daki devrime düşmanlık etmeyi tercih etti. Mursi, askeri cunta tarafından devrildiğinde Beyaz Saray’ın siyahi lideri çıkıp bunun bir darbe olduğunu bile söyleyemedi.

Aslında bugün Obama’nın Ortadoğu barışı adına attığı tek olumlu adım olarak İran’la yapılan nükleer anlaşmadan söz edebilirdik. Gelgelelim köklü bir krizde ilk kez barışçıl bir çözümü mümkün kılan bu anlaşmanın bölgenin huzurundan götürdüklerinin de getirisini kat kat aştığı anlaşılıyor. Obama’nın, nükleer anlaşmaya ikna etmek için Tahran’a, Irak, Suriye, Yemen ve Lübnan’ı altın bir tepside verdiğine dair işaretler ne yazık ki giderek artıyor.

Bundan 4 yıl önce başkanlık seçiminden bir gün sonra yayınlanan yazımda, Obama’nın siyahilerin, Hispaniklerin, kadınların ve ezilen alt sınıfların oylarıyla ikinci kez iktidar şansını yakaladığını anlatmış, onun Amerika’da kendisini öteki olarak hissedenlerin başkanı olmasına sevinmiştim. Bununla birlikte dünya nüfusunun yüzde 5’ini temsil etse bile, ABD gibi bir süper güce başkan olmanın, Obama’ya dünyanın oy hakkı bulunmayan diğerlerinin sıkıntılarını azaltmak gibi bir ahlaki sorumluluk da yüklediğini hatırlatmıştım. Bu sorumluluğu reddetmesi halinde, Obama’nın tarihte ABD’nin ilk siyahi başkanı olmaktan başka hiçbir öneme sahip olamayacağını söylemiştim. Şimdi başmimarı olduğu Ortadoğu’daki mevcut tabloya bakınca, Obama’nın dünya için ABD’nin ilk siyahi başkanı olmaktan öteye geçemediği gerçeğini de buraya not düşmek isterim.


SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
2000
Kalan karakter : 2000
HAVA DURUMU
Perşembe 9 MPH 23°
Kısmen Güneşli
EN ÇOK OKUNANLAR
  • 2 Bu hafta ne yapsak? (26 Mayıs 2017)
  • 3 Ağrı'da 29 terörist etkisiz hale getirildi
  • 4 İlk sahur bu gece