ÖNE ÇIKANLAR
SON DAKİKA
24 Ocak 2017 Salı, 00:52:21 Güncelleme:25 Ocak 2017 Çarşamba, 14:04:34

Daha da eskisi gibi olamadı Davos!

 

Köklü bir çarpıklığı gidermek adına elini taşın altına koymak hiçbir vakit kolay olmadı. Bunun en önemli sebebiyse istisnasız olarak tüm çarpık sistemlerin zaman içinde, bataklıktan beslenen sinek misali statüko nedeniyle güç kazanmış azınlık iktidar/çıkar grupları üretmeleriydi. Adaletsiz sistemin sorunlu yapısından kendilerine iktidar alanları devşirenler, devrimci bir cürete sahip liderlerin üzerine büyük bir hırs ve pervasızlıkla dikilmeyi bekalarının gereği bilirler.

Bu çıkar grupları, sistemin değişmesi gerektiğini söyleyenlerin sözlerindeki doğruluk payını düşünmek istemezler. İçine düş- tükleri iktidar zehirlenmesinin etkisiyle “Kral çıplak” gerçeğini ilk haykıran lider kim olursa onu derhal yok etmeleri gerektiği kanaatiyle hareket ederler. Gelgelelim bu hasmane tutumlar soruna dair gerçekçi bir teşhis ve tedaviden yoksundur. Tam da bu nedenle sistemin çok geçmeden daha büyük bir isyan dalgasıyla boğulmanın eşiğine gelmesini engelleyemezler.

Son Davos toplantısında tartışılan sorunların başlıkları ve Erdoğan’ın 2009’daki “One minute” çıkışı bana yukarıda anlattığım hakikatleri hatırlattı. Önceki yıllarda Davos’ta yapılan toplantılarda daha çok küresel ısınma ve finans politikaları türünden başlıklar tartışılırdı. Dünyanın en zenginleri Davos’ta kendilerine dünyanın önündeki en büyük tehlikeler sorulduğunda küresel ısınma gibi, dünyanın geriye kalan yüzde 99.9’unun derdi olmaktan uzak sorunlardan bahsederlerdi. Bu söylem artık büyük ölçüde değişti. Davos elitlerinin büyük çoğunluğu, onları izleyen akademisyenler ve siyasetçiler artık dünyanın önündeki en büyük tehlikenin siyasal temsiliyet, meşruiyet sorunu, gelir dağılımında yaşanan adaletsizlik, eşitsizlik ve tüm bunların sonucunda yayılan göç sorunu ile kültürlerarası çatışma olduğunu söylüyorlar. Fakat kendilerine kötü bir haberim var. Sokaktaki vatandaşın, elitleri de Davos’taki toplantılarda sayıp döktükleri sorunların bir parçası olarak gördüğüne dair işaretler her geçen gün biraz daha artıyor.

Bu tespit, son dönemde yapılan seçim ve referandum sonuçlarıyla da örtüşüyor. Pek çok ülkede ulusal ve küresel statükonun yanında duran liderler bir bir sandıklara gömülüyor. Statükoya karşı halkın yanında durduğu izlenimini vermeyi başaranlar ise bir bir iktidara geliyorlar. Değişim giderek hızlanıyor. Avrupa’daki değişim şimdilik barışçıl bir seyirde izliyor. Ama Ortadoğu ve Afrika o kadar şanslı değil. Buralardaki sistemle hesaplaşma süreçleri çok daha kanlı ve çetin şekilde ilerliyor.

Türkiye de farklı coğrafya ve kültürlerin karşılaşma sahası olmasının etkisiyle yıllardır bu sancılı değişimin öncülüğünü yapıyor. Neyse ki öncü rolü üstlenmesine rağmen diğer pek çok ülke gibi de savrulmuyor. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın sergilediği ferasetli liderlik, Türkiye’nin bu çetin dönü- şüm sürecinde kaosa sürüklenmesini şimdiye kadar büyük ölçüde önledi.

Sisteme yönelik genel isyanı önce yerel sonra da küresel düzeyde ilk gören ve teşhisle birlikte adaletle tedavi yöntemini de vurgulayan lider Erdoğan oldu. Bu özelliği Erdoğan’ı bu küresel dalgayı sonradan gören çıkarcı aşırı sağcı liderlerden pozitif şekilde ayrıştırıyor.

Erdoğan daha 2009 yılında, Davos’ta İsrail Cumhurbaşkanı Peres’e “One minute” derken küresel sistemdeki tıkanmayı gördü ve bu arı- zayı adaletle giderme ihtiyacını tüm dünyaya anlatmaya çalıştı. Ne yazık ki “Dünyanın kralı çıplak” diyerek kimsenin cesaret edemediği hakikati haykırdığı günden beri de küresel düzenin ve onun yerel taşeronlarının hedefinde oldu. Oysa tarihin seyri, yani o günden bugüne yaşananlar Erdoğan’ı yüzde 100 haklı çıkardı. Son dönemde Davos’taki oturum baş- lıklarına yansıyan değişim de Erdoğan’ın o gün dünyanın selameti adına son derece kıymetli bir ikazda bulunduğu gerçeğinin artık inkâr edilemediğini kanıtlıyor.


SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
Ziyaretçi
2000
Kalan karakter : 2000
HAVA DURUMU
Cuma13 MPH29°
Güneşli