ÖNE ÇIKANLAR
SON DAKİKA
13 Temmuz 2017 Perşembe, 06:41:58 Güncelleme:07:06:00

Şeytan ayrıntıda gizlidir!

 

ABD ve Rusya, Suriye’nin güneybatısı için ateşkeste anlaştılar. Böylece bu ülkeler arasındaki iki hâkimiyet sahasının daha hatları çizilmiş oldu. Kısa süre önce de Rusya, ABD uçaklarına Fırat’ın batısını yasaklamış ve böylece bu bölge özelinde de bir hâkimiyet hattını çizip oldubittiye getirmişlerdi.

Bu gelişmelere paralel şekilde Suriyeli taraflar da Cenevre’de 7’nci kez müzakere masasına oturtuldular. Cenevre’ye komşu Lozan’daysa Suriye’nin yeni anayasasını yazmaya yönelik toplantılara başlandı. İsviçre’deki görüşmeler, BM Suriye Özel Temsilcisi Stefan de Mistura’nın himayesinde yürüyor. BM Temsilcisi önceki gün sürpriz bir çıkış yaptı ve Suriyeli Kürtlerin, yani PYD’nin de muhakkak Lozan’da olması gerektiğini söyledi. Daha sonra bu çağrının kodlarına ilişkin kişisel değerlendirmeme döneceğim ama müsaadenizle şimdi teferruatı eşelemeye biraz daha devam edeceğim.

Çatışmanın Irak tarafında da önemli gelişmelere tanıklık ediyoruz. Musul’un yıkımıyla sonuçlanan zaferin ardından gözler, DEAŞ terör örgütünün halen etkin olduğu Telafer, Sincar ve Anbar bölgelerine çevrildi. Türkiye ve İran gibi bölgeden ülkelerin de buralara kayacağı anlaşılan mücadeleyle çok daha yakından ilgileneceği anlaşılıyor.

EYLEMLERİ SÖZLERİNİ YALANLIYOR

DEAŞ’ın etkisi kırılırken Irak’ın yüz yıllık esas sorunları da kısa bir aranın ardından yeniden ama daha hararetli şekilde gündeme geliyor. Irak’ı DEAŞ’ın sıçrama tahtasına çeviren Sünni Araplardaki dışlanmışlık duygusunun nasıl aşılacağı konusu hâlâ koca bir soru işareti olarak orta yerde duruyor. Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi, yaklaşık 90 yıl süren Sünni Arapların hâkimiyetinde hüsranı yaşadı. Erbil 2003’ten sonra başlayan Bağdat’taki Şii Arap iktidarlar dönemini de yeni bir hüsran olarak tanımladı. Bu değerlendirmenin bir sonucu olarak da Türkiye’nin yanı başındaki bölgeden bağımsızlık talepleri yükseliyor. Türkiye, İran ve ABD’den gelen uyarılara rağmen bu talepten vazgeçmeyen Kürt Bölgesi heyeti, halihazırda 25 Eylül’de yapılacak bağımsızlık referandumuna dış destek bulma amacıyla da Avrupa turuna çıkmış bulunuyor. Başkan Mesud Barzani’nin heyetinde Türkmen ve Arap, Hıristiyan ve Ezidi temsilciler de yer alıyor. Heyetin kompozisyonu, Erbil’in dışarıya içeride referandum konusunda geniş bir konsensüsün olduğu yönünde mesaj verme kaygısı taşıdığını gösteriyor.

Bölgedeki birbirinden ayrı değerlendirilmesi imkânsız gelişmeleri bu noktada özetlemek gerekiyor. Açık konuşalım; geldiğimiz nokta bölgenin ulusal kimlik inşa etmede başarısız olmuş iki yapay devletinin yeniden formatlanacakları bir dönüm noktasına gelindiğine işaret ediyor. De Mistura’nın yeni Suriye anayasası yazılırken Kürtlerin de masada olması gerektiği yönündeki çağrısına da bu temelde yaklaşmak gerekiyor. Bölgedeki çıkar alanları paylaşımında uzlaşmaya başladıkları görülen Rusya ve ABD, Suriye’nin toprak bütünlüğüne bağlı olduklarını söylüyor. İyi ama bu sözleri, sahada uygulamaya koydukları hakikatle ne ölçüde örtüşüyor? Suriye’nin güneyi-kuzeyi, Fırat’ın doğusubatısı sınıflandırmalarıyla yapılan anlaşmalar, alınan kararlar bu iki ülkenin söz ve eylemlerinin örtüşmediği bir uzlaşı zemininde hareket ettiklerini göstermiyor mu?

PYD SORUNU

Bana kalırsa De Mistura’nın çağrısı da tam olarak bu nedenle büyük önem taşıyor. PYD ve ele geçirdiği topraklar, yeni Suriye’nin anayasasının kapsamı dışında mı bırakılacak? Eğer bu bölge Suriye sorununun bir parçası olarak ele alınmayacaksa hangi denklemin içine konulacak?

Irak Kürt bölgesinin bağımsızlık referandumu bu manzara içinde ne ifade ediyor?

Hasılıkelam, De Mistura’nın çağrısıyla ABD ve Rusya’nın giderek ayyuka çıkan planlarını bu sorular etrafında değerlendirmek, her an yeni çatışmalara gebe bu bölgenin bir sakini olarak Türkiye’nin de boynunun borcudur. Unutmayalım; şeytan ayrıntıda gizlidir. Ayrıntıdaki şeytanlığı görmekse at gözlüklerinden kurtulmakla mümkündür.

 


SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
2000
Kalan karakter : 2000
HAVA DURUMU
Pazar17 MPH32°
Güneşli