Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        ANNEYE doyulmaz ama Anneler Günü temalı yazılara doyulur!

        Hatta öyle doyar ki bazen insan, Anneler Günü'nü icat eden şahsın mezarda kemiklerini sızlatır!

        Onun için dün hiç "konu"ya girmedim köşede.

        Hem nedense "anne"yle "hüzün" özdeşleşmiş adeta. Dikkat edin "anne"ye ve Anneler Günü'ne dair bütün yazılar hüzünlü. Hatta sanki yarış var: "Kim daha çok ağlatacak!"

        Ama elde değil galiba... "Annelik", genç ve sağlıklıyken bile "çocukların içinde bir sızı olmak" demek sanki biraz da...

        "Sadede gel" dediğinizi duyar gibi oluyorum. "Tamam, dün yazmadın da bugünkü ne iş!" dediğinizi...

        Bakın, ilaçlar da doz azaltılarak bırakılır biliyorsunuz. Dünkü yoğunluktan sonra bugün "anne"nin "a"sını göremeyince bünyeniz şoka girmesin diye... Yani sırf sizi düşündüğümden, mesela "anne olmayışımın kazandırdıkları, kaybettirdikleri" hesaplaşmasına girerek, "yarım doz anne" vermek suretiyle duruma alışmanıza yardımcı olayım dedim.

        Evet, anne olmadım ben... "Olamadım" değil, "olmadım". İstemedim.

        Belki huyumu bildiğim için... Severken boğabilirim çocuğumu...

        Belki "benim çocuğuma baba olacak adam henüz anasından doğmadı"...

        Bilmiyorum.

        Uzatmadan "sonuç"u bir gözden geçireyim.

        ■ Çocuk her zaman kadını "yaşlı" gösterir!

        Hele çocuğun 40 yaşına gelmiş, "eşek" kadar adam olmuşunu düşünün!..

        Bu açıdan "yırttım", her daim gencim!

        ■ 50 yıl sonra eli belinde karşıma geçip "yılların hesaplaşması"na girecek kimse yok!

        Bu da iyi.

        ■ "Torununun torununu gördü" haberleriyle gazetelere konu olmayacağım!

        Bu en iyisi, çünkü "ceviz içi" halimle dünyaya görünmek istemem doğrusu!

        ■ "İyi" olursa Allah'tan "kötü" olursa "benden" bilinecek bir "varlık"la el âlemin eleştirilerine maruz kalma durumum yok.

        Oh!

        ■ Çocuk geldiği gibi tek kalsa iyi... İleriki yıllarda damat, gelin, dünür, oğlanın baldızı, kızın görümcesi derken adeta bir "kolordu" çıkıyor insanın karşısına!

        Hiç çekemem!

        ■ Anneler Günü'nde kapıyı çalan yok!

        "Bu kötü" diyeceğimi sanıyorsanız yanılıyorsunuz. İki gün, "oğlan sever", kız yer, "gelin beğenir" diye yaprak sarmakla, börek açmakla uğraşacağım; sonra "kıytırık" bir hediyeyle "yasak savmaya" gelecekler; "gözleri saatte", akılları dışarıda, aşçı dükkânına gelmiş gibi acele acele yiyip "kaçar gibi" gidecekler!

        Eksik olsun!

        *

        Kısaca bana "Aklına, kararına sağlık tatlım" diyebilirsiniz!

        MIŞ/MUŞ

        ■ Tolgahan Sayışman "Bir sürü çocuk ve evde dolma yapan bir eş istiyorum" demiş.

        "50'ler" dizisinden...

        Diğer Yazılar