Tek başına!
ŞAMPİYONLUK maçı sonrası çıkan olaylar nedeniyle gözaltına alınan 48 zanlıdan "sadece biri" tutuklandı!
Bana sorarsanız o bir kişiyi tutuklamak yerine "taltif" etmeliler!
Öyle ya... Adam tek başına bir orduya bedel!
Tek başına nelere muktedir!
Değme aksiyon filmlerine taş çıkarır!
Hapislerde çürütmek aptallık olur; dünyaya göstermeliyiz bu "insanüstü" varlığı!
Ne diyeyim başka...
Acı ama komik
SİZ de hiç olmadık zamanlarda "gülme krizi"ne girenlerden misiniz? Bazen ölü evinde bile?..
Galiba biraz da yaşla ilgili... Zamanında çok başıma gelmiş, çok utanmışımdır. Ama artık olmuyor pek... Ya "kontrol mekanizması" güçleniyor yıllarla beraber ya da zamanla "gülmekten çok ağlamaya yatkın" oluyor insan, bilmiyorum.
Ama şu iki habere çok güldüm. "Gülmemem lazımken" güldüm.
Bir, 64 yaşındaki bir erkeğin "genelevde ölüvermesine"... Birde Almanya'da bir inşaatın açılış törenini yapan Bavyera İçişleri Bakanı'nın kullandığı 40 tonluk iş makinesinin devrilip bakanın altında kalmasına...
Ne yapayım "acı ama komik".
Duacıyım
BADE İşçil "Bütün erkekler kardeşim olur" demiş de Buğra Gülsoy'la ilişkisi olduğu iddialarını yalanlamış ya... Doğru çıkması için dua ediyorum!
"Sana ne?" diyeceksiniz...
Bana şu:
■ "Büyük büyük laflarla" evlenen erkekler daha bir sene olmadan karısını aldatmış olmasın istiyorum.
■ Bir şeyleri yemin billah reddedenler bir kere de "doğru söylüyor" olsunlar istiyorum...
Böyle şeyler...
Çiçeklerle dans
EN az kadın-erkek ilişkisi kadar "yürümesi zor" bir ilişki daha var: "İnsan" ile "saksı çiçeği"!
Olmuyor... "Hiçbir çiçek çiçekçide durduğu gibi durmuyor!"
Şu sıralar hiçbir vitrin, bir çiçekçininki kadar "cazip" gelmiyor; mevsimle beraber coşan ruh renklere, kokulara doğru çekiliyor.
Fakat galiba çiçekler de insanlar gibi "ikiyüzlü"; önce kırmızılar, pembeler, morlar göze sokuluyor... İnsan baştan çıkıyor... Saksılar kapılıp eve koşuluyor... Lakin evde "kazın ayağı" başka türlü oluyor!
Az su, çok su, gölge, güneş... I-ıh, çiçeğin yüzü gülmüyor. "İlişki" daima "hüsran"la bitiyor. Balkon "boş saksı mezarlığı"na dönüyor.
Ne yani!.. Bir saksı çiçeğe niyet edenin bir de bahçıvan kadrosu mu açması gerekiyor?!..
"Toprağa sopayı soksan çiçek açacak"mış gibi duran İstanbul ikliminde bütün bunlara belki de benim yeteneksizliğim neden oluyor. Balkonundan çiçekler sarkan evlerin kapısını çalıp sahiplerinin elini öpesim geliyor.
Her şeye rağmen, "azmış", "kudurmuş" bahçelere, balkonlara baktıkça canım yeniden, yeniden "çiçekçilere koşmak" istiyor. Yenilen pehlivan güreşe doymuyor!
Bir tespit: Kesme çiçek, saksı çiçeğinden daha uzun yaşıyor.
MIŞ MUŞ
■ Eşi, Ebru Gündeş'e bu defa 900 bin Euro'ya Rolls-Royce Phantom alıyormuş.
Artık "Oo yoooo!!!" diye bağırmak istiyorum!