Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Bu yaz Türkiye’de konser vereceklerin arasında bilin bakalım kimler var? Pink Martini, Buika, Goran Bregoviç... Kaçımız onları yabancı kategorisine sokuyoruz? “Kendi memleketlerinden çok, bizde seviliyorlar” desek abartı kaçmaz ki onlar da Türkiye’yle başka bir bağları olduğunu itiraf ediyor. Pink Martini, Amerikalı bir grup. 13 yıldır Türkiye’ye geliyor. Senede 3-4 kez aramızdalar. Buika’yla yakın temasa 2009’da geçtik. İspanyol kendisi... Onun da ismini yıl içinde sıkça duyuyoruz. Fakat bu yıl, “Burada ülkelerindekinden daha popülerler” tezini desteklercesine Buika ve Pink Martini beraber sahneye çıkacak. Bu sadece Türkiye’ye özel planlanmış bir organizasyon. Gelelim Goran Bregoviç’e... 90’lı yıllarda Sezen Aksu’nun “Düğün ve Cenaze” albümüyle girmişti hayatımıza. Diyarbakır’dan İzmir’e pek çok yerde konser verdi. Geçen hafta yine İstanbul’daydı. Kaçıranlar üzülmesin tabii, nedeni malum; yine gelir. İyi ki de öyle. Bu hepsi için geçerli. Zira konserleri dolup taşarken, onları bu kadar seviyorken neden daha daha daha dinlemeyelim ki?

        PINK MARTINI: SAHNEDE ÖZGÜR OLMAYI SEVİYORUZ

        Konserde görev dağılımını nasıl yaptınız?

        Pink Martini coşturacak, Buika damardan mı girecek? Sahne önce Buika’nın. Bu özel kadının özellikle bazı Latin caz şarkılarının çok romantik ve duygusal olduğu aşikâr. Ama eğlenceli flamenko şarkılarını da unutmamak lazım. Halihazırda bu parçalara bizim de eşlik edeceğimizi düşünürsek ortaya panayır havasında bir konser çıkacak.

        Buika ve Pink Martini konserleri çoğunlukla doğaçlama ilerler. “Sonu nereye varacağı belli olmayan bir gece bizi bekliyor” diyebilir miyiz?

        Sanırım menajerimiz bu yüzden bizi birlikte düşündü. Sahnede özgür olmayı seviyoruz. Seyircileri dansa davet etmek ve şarkılara eşlik etmelerini sağlamak konserlerimizin vazgeçilmezi. Yine böyle coşkulu bir gece olması için elimizden geleni yapacağız.

        BUIKA: BENİ TÜRKÇE SÖYLERKEN GÖREBİLİRSİNİZ

        Pink Martini ‘Kâtibim’ gibi Türkçe şarkılar da söylüyor. Sizden de benzer bir performans görebilecek miyiz?

        Çok güzel olurdu. Ancak son albüm yayınlandığından beri neredeyse aralıksız konser veriyorum. Türkçe şarkı çalışmak için bu ara pek vakit bulamayabilirim. Ama şunu iyi bil; güzel telaffuz ettiğime ve şarkıdaki duyguyu kaybetmeyerek söylediğime emin olduğumda sahnede beni Türkçe söylerken görebilirsin.

        Dünyanın pek çok yerinde konserler verdiniz... Seyircileri kıyasladığınızda ne gibi farklar görüyorsunuz?

        Bir Çingene mahallesinde büyüdüm. Çevremdekiler duygularını hep istedikleri gibi ifade ederdi. Hatta bazen fazlasıyla coşkulu olduklarını söyleyebilirim. Sanırım sadece İspanya’da değil, tüm Akdeniz ülkelerinde aynı duygu yoğunluğu var. Ve en çok Akdeniz ülkelerindeki konserlerde bu coşkuyu yaşıyorum. Ayrıca uzun bir süredir Miami’de yaşıyorum ve Miami’de de fazlasıyla Kübalı ve Latin Amerikalı var. Yani anlayacağın yine tam bana göre.

        ‘TÜRK DİNLEYİCİSİ DELİLİĞİ SEVİYOR’

        Pink Martini ve Buika isimleri neden Türkiye’de bu kadar çok seviliyor?

        Pink Martini: Hakikaten Türkler bizi seviyor. En çok hayranımız burada. Naif ve melodisi güzel olan nostaljik şarkılar söylüyoruz. Sanırım Türk izleyicisinin de beğenisi bu yönde. Ayrıca çoğu dinleyicinin bir yerden yakalayıp eşlik edebildiği şarkılar. Ve Türkler de bunu seviyor, oturup dinlemekle hiçbir zaman yetinmiyorlar. Eşlik ediyor ve hatta çoğu zaman kalkıp oynuyorlar. Buika: Çocukluğumdan beri içimden geldiği gibi davranan biri oldum ve sahnede de öyleyim... Kimi zaman delilik gibi de gelebilir bu, ama bana kalırsa Türkiye’deki dinleyici de içinden geldiği gibi davranmayı ve azıcık da deliliği seviyor.

        Bu tür ikili konserlerin kulisleri de hep merak edilir.

        Pink Martini: Bu anlamda sorunsuz bir ekip olduğumuzu söyleyebilirim. Sadece benim biraz geç kalma huyum var. Ve geldiğim gibi de kahve peşine düşüyorum.

        Buika: Önemli olan eğlenmek. Kuliste ne kadar rahat ve huzurlu olursanız bu sahnenize de yansır. Ve bu kadar eğlenceli bir grupla başka türlü bir sonuç olacağına ihtimal vermiyorum.

        Birbirlerini anlattılar

        Buika: Farklı dillerde şarkı söyleyebiliyorlar. Sanırım hepsi etnik kökenlerinden sıyrılmış birer dünya vatandaşı. Ben de kendimi dünyadaki hiçbir yere bağlı hissetmiyorum, ait olduğum yer sahne. Bu açıdan Pink Martini’yle birbirimize yakınız. İzlemeye gelenleri de bu ait olmama duygusuyla tanıştırıp özgürleştireceğimizi düşünüyorum.

        Pink Martini: Çok özel bir ses ve çok güçlü bir kadın olduğunu söylememe gerek yok. Aynı özgür ruhları paylaşıyoruz. Beraberken harika bir sinerji oluşturacağız.

        ‘Çılgınlık yapmazsan normal değilsin demektir’

        Türk dinleyicisiyle aranızda çok özel bir bağ var...

        Türkiye’yle ilişkim farklı. Ben Saraybosnalıyım; yani 5 yüzyıl boyunca Osmanlı İmparatorluğu’nun içinde yer alan bir şehirdenim. Dolayısıyla müziğimde duyduğunuz her şeyde Türk unsurlarının olması normal. Aslına bakarsanız Balkan kökenli herkesin genetik diziliminde bir Türkiye etkisi olduğunu düşünüyorum. Bu anlamda da Türkiye’de müziğimin bu denli geniş kitlelerce kabul gördüğünü bilmek güzel.

        Balkan müziğinin en belirgin özelliği ne?

        Bunu kategorilendirerek anlatmam zor. Ama mesela insanları pop müzik eşliğinde eğlenirken gözlemleyin. Bir de aynı grubun Balkan müziği eşliğinde neler yaptığına göz atın. Kadınların daha seksi, erkeklerin daha baştan çıkarıcı biçimde dans ettiklerini göreceksiniz. Bu, Balkan müziğinin her zamanki etkisi.

        Balkanlar’a yolu düşmüş herkes o topraklarda acının da sevincin de coşkuyla yaşandığına tanıklık eder. Müziğinizin ilham kaynağı bu mu?

        Aslında evet. Her şeyin abartıldığı bir coğrafyadan geliyorum. Balkanlar’ın özelliği bu. Çok fazla sevgi, çok fazla nefret, mutluluk, üzüntü... Fakat biz buyuz. Ve biz Balkan halkları için sadece müzik yetmez, içinde biraz çılgınlık olmalı. Doğal olarak benim de üretmeye çalıştığım şey sadece müzik değil; az ya da çok hepimizde var olan o deliliği ortaya çıkarmaya çalışıyorum. Turnemin ve son albümlerimin sloganı da bu; “Çılgınlık yapmazsan normal değilsin demektir”.

        Bestelerinizi günün sonunda birtakım solistlere emanet ediyorsunuz ki genelde birbirinden farklı tarzları oluyor. Nasıl seçiyorsunuz?

        Hayatım boyunca Sezen Aksu’dan Cesaria Evora’ya, Iggy Pop’tan Gipsy Kings’e kadar gerçekten çok harika şarkıcılarla çalışma şansım oldu. Şunu gördüm ki; bu isimlerin hepsinin şarkı söyleme tarzı çok yalındı. Çünkü yıldız olmadan önce uzun geceler boyu şarkı söyledikleri bir biyografiye sahiplerdi. Saydığım bu isimlerin bazılarının hayatlarıyla kıyafetleri veya psikolojik davranışları birbirlerine uymaz ama şarkı söylemeye başladıkları anda tarif edilemez bir zarafet görürsünüz. İşte ben de bir şarkıcıda en çok bu ikisini seviyorum; yalınlık ve zarafet.

        ‘Ederlezi’yi 7’den 70’e yorumlamayan kalmadı. İnternette de en çok dinlenenler arasında. Şarkıda insanları bu kadar çeken ne sizce?

        Ederlezi’nin ilk birkaç satırı geleneksel bir Arnavut ezgisiyle başlıyor ki bu ezginin şöyle bir özelliği var; insana sanki hep kulağındaymış, doğduğundan beri bu sese aşinaymış gibi geliyor. Şarkı da bu yüzden kolay kabullenildi.

        Bregoviç’ten kısa kısa...

        ‘Bu öyle bir çağ ki.. “

        Umarım bir sanatçı olarak bu dünyaya küçük de olsa bir iz bırakabilmişimdir. Bu öyle bir çağ ki insanlık tarihinde ilk defa yerel kültürler büyük kültürleri sadece müzikte değil, sinemada, edebiyatta hatta mutfak sanatlarında da etkiliyor. Tam da bu dönemde sanatçı olmak büyük şans.”

        ‘Müzik insanın ilk dili’

        “Dünyanın pek çok yerinde konser verdim. Bu da farklı kültürden pek çok insana hitap etmek demek. “Güneyliler Kuzey’dekilerden daha sıcakkanlı olur” gibi kalıplaşmış önyargılardan kurtulmanız lazım. İzlanda’dan Şili’ye, Sibirya’dan Arjantin’e her yerde çalıyorum. Müzik, insanın ilk dili ve her nerede olursanız olun bu dille iletişim kurmak çok daha kolay.”

        ‘Müziğim derin bir yerden geliyor’

        “Kendimi çağdaş bir besteci olarak değerlendiriyorum. Ancak benim için çağdaş olanın dünyanın geri kalanına biraz eski kafalı geldiğini tahmin ediyorum. Müzikte artık pek çok şey farklılaştı, teknik altyapılar devreye girdi. Oysa benim yaptığım müzik çok derin bir yerden geliyor. Dolayısıyla dürüst. Hile yapmanıza elverişli bir tınısı yok.”

        Diğer Yazılar