Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        YÜCE Allah asırlar önce liderlerin, idare ettikleri toplumların çöküşüne nasıl etki edeceklerinin bir örneğini aşağıdaki ayetlerde vermektedir. Ayetler şöyledir:

        "Allah'ın nimetine nankörlükle karşılık veren ve sonunda kavimlerini helak yurduna sürükleyenleri görmedin mi? Onlar cehenneme girecekler. O, ne kötü karargâhtır!" (İbrahim, 28-29)

        Yüce Allah burada siyasetin ve toplumsal çöküşün önemli bir kuralına veya dinamiğine dikkat çekmektedir:

        Allah, nankörlük ile nimeti, yani küfür ile nimeti değiştirmeyi ele almaktadır. Bu ayetler İbrahim 7 ve 8. ayetlere işaret etmektedir. O ayetlerde de şükür ve nimetten bahsedilmekte, şükrün getirisi ile nankörlüğün götürüsü ya da imanın getirisi ile inkârın götürüsü işlenmektedir.

        Allah'ın nimeti denince ne anlaşılmalıdır?

        a) Bu nimet yüce Allah'ın peygamberlerle gönderdiği mesajlar olabilir. Bu ilahi mesajların getirdiği ilk ilke "tevhid" inancıdır. Ayette kastedilen değişim, tevhid inancını bırakıp şirki tercih ederek bunu başkalarına bulaştırmak anlamına gelebilir. (Bakara, 211)

        b) Peygamberler göndermesi de Allah'ın bir nimetidir. Çünkü peygamberler toplumlar için bir nimettir. Peygamberleri yalanlayıp inkâr etmek, nimeti inkârla değiştirmektir. (Maide, 20)

        c) Bir topluma verilen en önemli dünyevi nimetlerden biri de sürülükten kurtulup devlet kurabilmeleridir. Devleti idare edenler, devletin kıymetini bilemeyip o nimete karşı nankörlük ederlerse, milletini helaka sürüklerler. "Hani Musa, kavmine şöyle demişti: Ey kavmim! Allah'ın size verdiği nimeti hatırlayın; zira O, içinizden peygamber çıkardı ve sizi hükümdarlar kıldı. Âlemlerden hiçbir kimseye vermediğini size verdi." (Maide, 20)

        İşte peygamberin seçildiği toplum ve devlet kurma imkânı tanınan toplum Allah'ın nimetine kavuşmuş demektir.

        d) Düşman olan toplumların yüce Allah tarafından kardeş haline getirilmeleri de bir nimettir (Âl-i İmran, 103). Kardeşliği bırakıp düşmanlığa ve tefrikaya dönmek, nimeti verip nankörlüğü almaktır.

        e) Bir toplumun haksız yere zulmederek başka bir topluma saldırması durumunda yüce Allah mazlum topluma yardım eder. İşte bu yardım Allah'ın onlara olan nimetidir.

        f) Yüce Allah'ın gönderdiği din bir nimettir. "Bugün size dininizi ikmal ettim. Üzerinize nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslam'ı beğendim." (Mâide, 3) Bu dinin gereklerini yerine getirmemek ve hayata geçirmemek ona nankörlük etmektir.

        Yüce Allah'ın bir topluma verdiği siyasi, ekonomik ve sosyal nimetlerin kıymetini bilemeyip onları lüzumsuz yere harcayan idareciler, toplumlarını helak yurduna sürüklerler, toplumlarının çökmesine neden olurlar.

        Demek ki, yüce Allah burada toplumların çöküş nedenlerinden birinin, devleti yönetenlerin sahip oldukları nimete nankörlük etmeleri olduğunu vurgulamaktadır. Geçmişte bu sebep işlemiş, şimdi de işlemekte, gelecekte de işleyecektir. Onun içindir ki devlet adamı yetiştirirken öğretilmesi gereken şey, ekonomik ve ilmi nimetin önemini bilmek, onları korumak ve daha ileri götürmektir.

        Ekonomik nimeti yerli yerinde kullanmamak, onu israf etmek, miras olarak devraldığı siyasi ve sosyal gücü boş yere ve keyfi anlamda harcamak, aynı şekilde devraldığı bilimsel seviyeyi ve eğitim imkânlarını iyi kullanmamak ve onlara önem vermemek toplumun bir çeşit canını almaktır.

        Netice olarak şu sonuca varabiliriz: Nankörlük yapan insanın sosyal statüsü, yani sosyal seviyesi çok önemlidir. Normal vatandaşın nankörlük etmesinin, sahip olduğu nimetin değerini bilemeyip elden çıkarmasının zararı kendisinedir. Ama nankörlüğü devleti idare edenler yaparsa zararı bütün topluma olur.

        Halkın canını, emeğini vererek ve terini akıtarak elde ettiği nimetleri, yukarıdakiler nankörlüğe çevirirlerse, toplumu batırırlar. Yüce Allah, bunun araştırılmasını, gözlemlenmesini ve bilinmesini "Görmedin mi?" sorusuyla istemektedir.

        Dünyada yüce Allah'ın, toplumlarına bahşettiği nimetlerin kıymetini bilemeyip nankörlüğe çeviren ve bu sebeple toplumlarını cehenneme çevirip çökmelerini sağlayan bu ileri gelenlerin elbette öteki âlemdeki yerleri cehennem olacaktır. Demek ki bu insanlar hem bu dünyada hem de öteki âlemde ateşle uğraşacaklardır.

        Çıkaracağımız diğer netice şudur: Yüce Allah'ın nimetini nankörlükle değiştirmek, dünya ve ahiret hayatına benzin döküp onları ateşe vermek demektir. Bu değişimi devletin ileri gelenleri yapıyorsa o yangından hiçbir değer kurtarılamaz, çünkü alevler her tarafı sarmış olacaktır.

        BAYRAKTAR HOCA yanıtlıyor

        İslam'da selamlama nasıl yapılır?

        ■ Bir kişiye selam verirken "selamünaleyküm" demek şart mıdır? İslam'da başka selamlama şekilleri de var mıdır? N.B.

        Bir kişiyi selamlamak için "selamünaleyküm" denir ama sadece "selam" denilse de olur. Kuran'da "merhaba" kelimesi de geçmektedir. Bu kelime "rahatlamak" anlamına gelir. Ama "selam"ın yerini hiçbir ifade tutmaz.

        Üç ayların bir üstünlüğü var mı?

        ■ Hocam mübarek üç aylara girdik. Bu üç ayların diğer aylara göre bir üstünlüğü var mı? K.N.

        Ramazan ayı dışında hiçbir ayın hiçbir aya üstünlüğü yoktur. Ramazan ayı diğer aylardan üstündür, çünkü Kadir Gecesi o aydadır ve Kuran o ayda inmeye başlamıştır.

        Müslüman olmak sünneti gerektirir mi?

        ■ Bir yabancı tanıdığım sonradan Müslüman oldu. Sünnet olması da gerekiyor mu? L.A.

        Sünnet olmasında yarar var. Ama İslam'ın şartı değildir.

        Diğer Yazılar