Kavga, cahillikten kaynaklanır
Cahilin inkârı ve ikiyüzlülüğü, cahil olmayanın inkârı ve ikiyüzlülüğünden daha kötüdür
Nerede bir kötülük varsa, orada bilgisizlik vardır. Yüce Allah bizim davranışlarımızı belirleyen bazı sınırlar koymuştur. Bu sınırlar içinde kalarak davranmak, onları aşmamak medeni olmanın gereklerindendir
ÜNİVERSİTELERİMİZDEKİ karşıt görüşlü öğrencilerin birbirine saldırması, kavga etmesi, uzlaşamaması, cehaletin neticesidir. Öğrencilere doğru bilgi ve doğru düşünme sanatı hocalar tarafından öğretilemediği için, onlara bir ideal aşılayamadıkları için kendileriyle kavga etmektedirler. Araştıran, dünya sorunlarına kafa yoran ve durmadan okuyan öğrencilerin bir hedefi olur ve böylece kavga etmeye zamanı olmaz.
Araştırma ve düşünceden tatmin olan gençler birbirlerine saygı duyacak, tartışmayı barış ortamında yapacaktır. Onun için Allahu Teala, cahil insanların inkâr ve ikiyüzlülükte şiddetli olduklarını söyleyerek bize bir eğitim vermektedir. Ayet şöyledir:
"Bedeviler inkâr ve ikiyüzlülükte daha ileridirler. Allah'ın, Elçi'sine indirdiğinin sınırlarını bilmemek durumlarına daha uygundur. Allah alîmdir, hakîmdir" (Tevbe, 97).
Arap yarımadasının şehir ve beldelerinde yaşayan yerleşik topluluklarına "a'rab", çölde göçebe halinde yaşayanlarına da "a'rabi" denmektedir. Yerleşik hayat kuramayan cahil, sert mizaçlı insanlara bedevi a'rabi denmektedir.
Allah bedevilerin münafık olanlarını ele almakta ve böylece yerleşik hayat yaşayan münafıklar ile bedevi hayatı yaşayanların arasında da inkâr, ikiyüzlülük ve Allah'ın koyduğu sınırlara tecavüz etme bakımından farkların olduğunu açıklamaktadır.
1- Bedevilerin münafıkları, yerleşik ve bir kültüre sahip olan münafıklardan daha şiddetlidir. Bu açıklama ile Allah, manevi hayatta kültür farkının etkinliğine dikkat çekmektedir. Cahilin inkârı da ikiyüzlülüğü de cahil olmayandan daha ileri düzeyde olduğu açıklanmaktadır.
Kültür ve yerleşik hayata sahip olmak, inkâr ve nifakı azaltmaktadır. Günümüzde cahil insanların aynı özellikleri taşıdığını görüyoruz. Nerede bir kötülük varsa, orada bilgisizliğin olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Bilgisizlik kötülükleri üreten bir bataklık gibidir.
2- Cahil insanlar kurala, kanuna ve öğretilere dayalı bir hayat yaşamadıklarından Allah'ın, Elçi'sine indirdiği sınırları anlayamadıklarından onları çiğnemekten çekinmezler. Ayette Allah "bilmemek" terimine yer vermekle onların cahil olduğunu ifade etmektedir.
Kuran insanlığı bedevilikten, yani cehaletten, sert mizaçtan, anlayışsızlıktan kurtarmak ve medeni hayatı yaşatmak amacını gütmektedir. Bu amacını "el-hudûd" kelimesiyle ortaya koymaktadır. Bu kelime "haddede" kalıbından alındığında "bilemek" anlamına gelmekte, bilemeyi insanla alakalandırdığımızda ise insanın kabalıklarını inceltmek, yontmak manasını ifade ettiğini söyleyebiliriz.
Bu kelime, aynı kalıptan alındığında "sınır koymak" anlamına da gelmektedir. Bu anlamıyla söz konusu ayette insanı eğitmek için ona kendi faaliyet sınırlarını öğretmek, kendi özgürlüğünün sınırlarının, başkasının özgürlüğünün sınırlarının başladığı yerde bittiğini bildirmek anlamının olduğu görülür.
Allah bizim davranışlarımızı belirleyen bazı sınırlar koymuştur. Bu sınırlar içinde kalarak davranmak, onları aşmamak medeni olmanın gereklerindendir.
Bu kelimenin diğer bir anlamı da "karşı koymak ve itiraz etmek"tir. İnsan kendi nefsinden gelen kötü emirlere, dayatmalara karşı koyup itiraz edebilmelidir.
Bu kelimenin "el-hadd" kalıbı "kenar, daire" manalarına gelmektedir. İnsan haklarını, özgürlüklerini bildiren Allah, onların çiğnenmesinin son noktasını vererek bu noktaları birleştirip bir daire meydana getirmektedir. Bu daire, insanı disipline eden kural ve kanunların belirlediği sınırlar olmaktadır. İnsan şahsiyetini ve toplumu demir gibi sağlamlaştıran kanun, kural ve talimatlardır. Bunlara göre hareket eden insanlar topluluğu demir gibi sağlam hayata sahip olduklarından medeni olmaya, bedevilikten kurtulmaya daha layıktırlar.
Bu kelime, Kâf Suresi'nin 22. ayetinde görmekle ilgili olarak "keskin" manasına gelmektedir. Buradan Allah'ın sınırlarının insana keskin görmeyi öğretmekte olduğu neticesine ulaşabiliriz. Kültürlü, medeni ve bilgili insanların görüşü keskin olur. Görüşü keskin olmayanlar, sınır göremez, tanıyamaz, bilemezler ve bu sebeple de onu kolaylıkla çiğnerler.
Cahiller sınır, kanun, talimat bilmeyen insanlardır. Cahil anlamına gelen bedevi kavramı sadece çölde yaşayan Araplar için değil, bu nitelikte olan bütün insanlar için kullanılmaktadır. Birbirlerinin fikirlerine, düşüncelerine tahammül edemeyen üniversite öğrencileri de üniversiteli olmalarına rağmen cahil kavramının içine girmektedirler.
BAYRAKTAR HOCA yanıtlıyor
Allah nasıl var olmuştur?
■ Allah'ın nasıl var olduğunu ve şekl ini düşünmek şirk midir? D.Y.
Bu haddini aşan bir düşünce biçimidir. Allah'ın varlığının başlangıcı ve sonu yoktur. Zaten başlangıcı olan bir varlık Allah olamaz. Allah herhangi bir şeyden var olmamıştır. Doğrulmamıştır, kendisi de doğurmamıştır.
Şeytan irademize etki edebilir mi?
■ Hocam, şeytan bizim davranışlarımıza, irademize tesir edebilir mi? H.Ö.
Evet edebilir; vesvesesiyle, iğvasıyla (baştan çıkarma), fit sokmasıyla, batıla çağırmasıyla, Allah'ın yolunun üzerinde oturarak insanları caydırmasıyla davranışları etkileyebilir.
Sadaka belayı engeller mi?
■ Sadaka vermenin ölçüsü nedir; sadaka vermek belaları def eder mi? C.E.
Sadaka vermek belaları def eder. Ölçüsü, senin gönlündür ama sadakayı zekât anlamında alırsak o zaman o ölçünün çağa göre belirlenmesi gerekir.