Tefrika, ateşten bir çukurdur
Kötülükle mücadelede netice alınabilmesi için iyiliğin geliştirilmesi ve yayılması gerekir
Toplumsal parçalanma, yani tefrika bir heyelana benzer. Bu heyelan önlenmezse zaman içerisinde ateşten bir çukura dönüşür. Yüce Allah, Kuran'ı göndermekle insanlığı ateş çukurunun kenarından almış, onların kalplerini kaynaştırarak kardeş haline getirmiştir. Kuran'ın bu işlevini yerine getirmesi için zihinlere akmasını sağlamalıyız
YÜCE Allah Kuran'da toplumun hayatını, düzenini, barışını, kaynaşmasını, rahatını bozmak için çıkarılan tüm olayları ateşten bir çukur olarak değerlendirmektedir. Bu konudaki ayet şöyledir:
"Topluca Allah'ın ipine sımsıkı sarılın, ayrılığa düşmeyin, Allah'ın size olan nimetini düşünün; hani birbirinize düşmandınız da, O kalplerinizi kaynaştırdı ve O'nun lütfu ile kardeş oldunuz. Ateşli bir çukurun kenarındayken, ondan sizi O kurtardı. İşte Allah ayetlerini size böyle açıklıyor ki hidayet bulasınız" (Âl-i İmran, 103).
1- 'ALLAH'IN İPİNE SIMSIKI SARILIN'
Yüce Allah, ayetin başlangıcında üç kelimeden oluşan bir emir vermektedir: Sarılmak, Allah ve ip.
"Allah'ın ipi"nin ne olduğu konusunda farklı görüşler beyan edilmiştir. Önce "habl" kelimesinin anlamını Kuran'da arayacağız.
"Habl" kelimesi şu manalara gelmektedir: Damar (Kaf, 16); yük ipi (Tebbet, 5); sihir ipi (Taha, 66; Şuara, 44); zimmet (Âl-i İmran, 112); Kuran (Tirmizi, Fedâilü'l-Kuran, 14).
Bütün bu manalardan hareketle diyebiliriz ki, yüce Allah'ın yeryüzünde cereyan eden bütün olumsuzlukları çözmek, tefrikayı ortadan kaldırıp insanlar arasında birliği temin etmek için ilahi âlemden beşeri âleme gönderdiği vahy/Kuran, "Allah'ın ipi"dir.
Âl-i İmrân 112'de geçen "insanların ipi" ifadesindeki "ip"e ise "akıl" manası verilebilir. Allah'ın ipi "Kuran", insanların ipi ise "akıl"dır. Her ikisi de himaye eder.
Yüce Allah'ın kitabına, yani ipine sımsıkı sarılanlar, Allah'a yaklaşır ve O'na yükselirler. Bundan Kuran'ın (Allah'ın ipinin) iki fonksiyonu ortaya çıkıyor: Tefrikayı ortadan kaldırmak için insanların gönüllerini kaynaştırmak ve ihtilafları çözüme ulaştırmak. Yüce Allah Müslümanlara, topluca Kuran'a sarılmalarını emretmekte, hemen ardından da olumsuz bir emir daha vermektedir.
2- VE PARÇALANMAYIN'
Allah'ın, Kuran'a sımsıkı sarılmayı emretmesinin hikmeti, bu yasakla anlaşılmaktadır. Buna göre, toptan Kuran'a sarılmak, tefrikayı, parçalanmayı ve bölünmeyi önler. Bundan şu sonuç çıkar: İnsanlara tarafsız bilgiyi öğretip onları onun etrafında toplamadıkça, "Tefrikaya düşmeyin" diye bir emir verilemez. Bir yerde toplumsal parçalanma varsa, orada bir bilgi eksikliği var demektir.
İlahi vahyin gönderilmesi ve tebliğ edilip öğretilmesi, "Bölünmeyin" emrinin dayanağıdır. İyilik adına bir şey yapmadıkça, kötülükle boğuşmak mümkün değildir. Kötülükle mücadelede netice alınabilmesi için, iyiliğin geliştirilmesi ve yayılması gerekir. Çünkü kötülükle mücadele edecek olan gerçekte insan değil, iyiliktir.
Bize düşen iyilik ağacına bilgi suyu vermek ve onun tüm insanlığa dal budak salmasını temin etmektir. İyiliğin ne olduğunu bilmeyenler, kötülükle mücadele edemezler. İşte yüce Allah, önce Kuran'ı öğrenmeyi ve sırlarını keşfedip ona sımsıkı sarılmayı emrederken bu metodu kullanmakta ve insanlara bunu öğretmektedir.
KİN, FAZİLETİ GÖTÜRÜR
Din âlimleri, din adamları ve eğitimciler, iyiliğin bilgisini insanlara öğretir, onları bu bilgiyle teçhiz ederlerse, kötülüğe ve özellikle de bu ayette zikri geçen tefrikaya faaliyet alanı bırakmamış olurlar. Onların görevi, toprağı kayan, yani heyelan olan bir yere ağaç dikenin görevine benzer.
İnsan, toprak kaymasını kendi gücüyle önleyemez; ancak dikeceği ağaçlarla önleyebilir. Tefrika, yani toplumsal parçalanma da bir heyelana benzer, onu önlemenin yolu Kuran'ın bilgi ağacını topluma dikmektir.
Yüce Allah, "Allah'ın ipine toptan sımsıkı sarılın ve tefrikaya düşmeyin" diye buyurmakla, tefrikanın, yani toplumsal heyelanın önlenmesini amaçlamakta ve bunun metodunu göstermektedir.
Bu heyelan önlenmezse zaman içerisinde ateşten bir çukura dönüşecektir. İşte Yüce Allah, Kuran'ı göndermekle insanlığı ateş çukuru, yani tefrikanın kenarından almıştır ve onların kalplerini kaynaştırarak kardeş haline getirmiştir.
Kuran'ın bu işlevini yerine getirmesi için önünü açmamız, zihinlere ve gönüllere akmasını temin etmemiz gerekiyor. Aksi takdirde kin, düşmanlık ve tefrika toplumun erdemini, asaletini, faziletini, yüceliğini alıp götürecektir.
BAYRAKTAR HOCA yanıtlıyor
Gayrimüslim için selâ okunur mu?
■ Hocam, Aydın'da gayrimüslim bir kişi için selâ okunmuş. Müslüman olmayanlar için de selâ okunabilir mi?
Selâ, Hz. Peygamber'e salat ve selam okumak demektir. Bunun gayrimüslim kişiler için de okunmasının herhangi bir sakıncası olamaz. Biz selâyı genelde cenazenin duyurulması ve cuma namazının yaklaştığını belirtmek için okuruz. Bu nedenle Müslüman, Hıristiyan, Musevi kimin cenazesi olursa olsun duyurulmasında bir sakınca yoktur. Çünkü burada biz peygamberimize salat okumuş
oluyoruz.
Lens takmak gusle engel mi?
■ Göze takılan lens gusül abdestine engel midir? O.C.
Hayır engel değildir. Çünkü gusül abdestinde gözün içi yıkanmaz.
Hızlı gidip kaza yapanlar katil mi?
■ Alkollüyken araba kullanıp adam öldüren ile örneğin şehirlerarası yolda 120 km hızla gidilmesi gerekirken 150 km hızla giderek kazaya yol açıp insanları öldürenler katil olmuyor mu? S.Ç.
Evet, bir çeşit katil oluyorlar. Çünkü kurallara uymuyorlar ve sonucunda bir kazaya sebebiyet veriyorlar.
Toplu yağmur duası doğru mu?
■ Kuraklık nedeniyle topluca yağmur duası etmek bidat mı?
Dua her şey için yapılabilir. Yağmur yağması için de toplu halde dua etmenin bir sakıncası yoktur.
Kilisede namazın sakıncası var mı?
■ Müslüman bir kişinin gezmek amacıyla bile olsa kiliseye gitmesi doğru mu? Kilisede namaz kılınabilir mi? K.S.
Hac Suresi'nin 40. ayetine göre kilise bir ibadethanedir. Gezip görmek için kiliseye gitmekte bir mahzur yoktur. Namazı istediğin yerde kılabilirsin, kilisede de namaz kılınabilir.