Öne Çıkanlar
Son Dakika
13.01.2018 - 06:49 | Güncelleme:

Aşı savaşları: Dünya bir sağlık felaketini nasıl yendi

 

AŞI karşıtı kampanyalar nedeniyle aileler artık çocuklarına aşı yaptırmak istemiyor. Son 5 yılda çocuğuna aşı yaptırmayı reddeden aile sayısı % 65 oranında arttı. Bir toplumsal panik ortamı oluştu. Ama çok değil yüz yıl öncesinden bugüne salgın hastalıkların kontrolü açısından nereden nereye geldik ve bir aşı dünyanın kaderini nasıl değiştirdi.

AŞI NEDEN GEREKLİ

Aşı, bir bakteri ya da virüse karşı vücudun savunma (immün) sistemini güçlendirerek hastalığın önlenmesini hedefleyen bir uygulama. Aşı düşüncesi yaklaşık binlerce yıl öncesinin gözlemlerine dayanıyor. Eski çağlarda insanların, bir salgın hastalığı atlatan insanların tekrar aynı hastalığa yakalanmadığını gözlemliyor.

18. yüzyıldan itibaren bilim insanları hastalığa neden olan etken zayıflatılıp vücuda verildiğinde, o hastalığa karşı bağışıklık geliştiği ve hastalık olmadığını keşfettiler.

Zayıflatılmış veya ölü bir virüs vücuda girince savunma sistemi hücreleri virüsün protein yapısını hafıza hücrelerine kaydediyor. Bakteri hemen vücudun savunma sistemi tarafından tanınıyor ve imha ediliyor. Hastalık oluşması engelleniyor.

TARTIŞMALAR ZARAR VERİYOR

Aralık ayının son günlerinde Canan Karatay Hoca bir açıklama yaptı: “Annelere sesleniyorum. Aşı yaptırmayın; aşılarda alüminyum, cıva var ve ileride bu çocuklar Alzheimer oluyor, D vitaminini yüksek tutun o çocuğa yeter.”

Bu açıklamaya tepki olarak Hacettepe Tıp Fakültesi’nden Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Ceyhan karşı bir açıklama yaptı: “Bu böyle devam ederse halk korkacak, aşı yaptırmayacak, salgınlar başlayacak, D vitaminiyle ilgisi yok, aşılarda cıva kaldırıldı, alüminyum da bir bardak suyun içindeki kadardır, zararı olmaz. Bu hem yanlış hem de hatalı.” Prof. Dr. Karatay, “Ben aslında tüm aşılar için değil, grip aşısı olmayın diye söyledim” diyerek geri adım attı, ama bir defa ok yaydan çıkmıştı. Anneler, babalar “Aşı nedeniyle çocuğum Alzheimer mı olacak, kronik alerjik astım hastası mı olacak, beyinde hasar mı kalacak” endişesine kapıldı.

Bu tartışmalarda, gerekli mi, gereksiz mi diye aşı savaşları sürerken bir asır öncesinde, insanlığın yaşadığı bir dramı ve bilim insanlarının mücadelesini anlatmak istiyorum.

DÜNYAYI SARSAN BİR HASTALIK

Çiçek hastalığı 2-3 asır öncesinin, dünyanın en büyük sağlık felaketlerinden birisi. Varisella zoster isimli virüs bu hastalığın etkeni. Virüs, evcil hayvanlardan bulaşıyor. Vücuttaki yaralarda sıvılarda yaşayan virüs, hastaya temasla, eşyalarla, aynı odadaki havanın solunmasıyla, sineklerle kolayca bulaşabiliyor.

Çiçek hastalığı aniden ortaya çıkar, baş ağrısı, kusmayla başlar. Ateş 39-40 dereceye çıkar, sonra kırmızı döküntüler oluşur. Vücutta kızarıklıklar başlar, sonra içi sıvı kabarcıkları olan keseciklerden oluşur. Onuncu günden itibaren bu kesecikler patlar, vücutta yaygın kanamalar başlar.

Hastayı ölüme sürükler ve bilinen tedavisi yok.

TARİHTEKİ İLK BİYOLOJİK SİLAH

Çiçek virüsü, kullanılan eşyalarda uzun süre canlı kalabilme ve bulaşabilme özelliği nedeniyle kitlesel savaşta kullanılan ilk biyolojik silah olarak tarihe geçti. 1763 yılında İngiliz general Sir Jeffrey Amherst sürekli sorun çıkaran Amerika yerlileri Kızılderililere soğuklardan korunmaları bahanesiyle battaniyeler gönderdi. Aslında battaniyeler çiçek virüsüyle enfekte idi.
Virüsler Kızılderilileri enfekte etti, çiçek hastalığı çok hızla bütün Kızılderililer arasında yayıldı.

Tarihin en büyük insanlık dramı o yıllarda yaşandı. Milyonlarca Kızılderili öldü, ırkları yok olma tehlikesiyle karşı karşıya geldi. O yıllarda dünya nüfusunun % 20’sini oluşturan Kızılderililerin oranı % 3’e düştü. Milyonlarca yerli, çiçek nedeniyle öldü.

Ama Avrupalılar tarafından Amerika’ya getirilen bu virüs Kızılderililerle sınırlı kalmadı, beyazlar arasında hızla tüm Amerika kıtasına yayıldı. Hastalık daha sonra Amerika’dan Avrupa’ya geçti ve tüm kıtayı kapladı. 18. yüzyılda dünya nüfusunun dörtte biri çiçek salgınına yakalanmış, 100 milyondan fazla insan ölmüştü.

ÇİÇEK AŞISI NASIL BULUNDU?

11. yüzyılda eski Hint ve Çin’de çiçek hastalığı geçiren çocukların yanına sağlam çocuklar konularak ya da yaraların kabukları toz haline getirilerek burunlarına üflendiği ve bağışıklık kazandırıldıklarıyla ilgili kayıtlar var.

Bu yöntem zamanla Asya’ya, oradan Anadolu’ya geliyor. Çok önemli bir bilgi, bu yöntem Osmanlı’da biliniyor. 1721 yılında Lady Mary Montagu, İstanbul’a gelip bu yöntemle çocuklarını aşılatıyor ve bu yöntemi İngiltere’ye bildiriyor. Çiçek aşısını bilimsel yöntemlerle ilk bulan ve uygulayan kişi Edward Jenner.

Çiçek aşısı 3-5 yıl bağışıklık kazandırıyor. Çok etkili bir aşı olmasına rağmen aşı olan 1 milyon kişiden 14-52 kişide hastalığa rastlanabiliyor, binde bir kişide alerjik reaksiyon görülebiliyordu.

Aşı bir süre sonra çok yaygın olarak kullanıldı. Uzun yıllar sonra doğru aşılama kampanyalarıyla çiçek hastalığına yakalananlar azaldı, salgın durdu ve hastalık yavaş yavaş yok olmaya başladı. Türkiye’de son çiçek vakası 1957 yılında görüldü.

Amerika Birleşik Devletleri 1972 yılında rutin aşılamaya son verdi. Dünya milyonlarca insanın ölümüne neden olan bu sağlık felaketiyle savaşı kazandı ve 1980 yılında Dünya Sağlık Örgütü bu hastalığın yeryüzünden silinmiş olduğunu ilan etti.

**********

BİR SAĞLIK FELAKETİNDEN ÇIKARILACAK DERSLER

ÖLDÜRÜCÜ bir virüsün 18. yüzyılda bir ırkın neredeyse tamamına yakınının yok olmasına, milyonlarca insanın ölmesine neden olan bu hikâyeden çıkarılması gereken çok önemli tarihi dersler var.

1. Salgın hastalıklar hiçbir insan, ırk, milliyet ayırımı yapmaksızın kısa bir süre sonra milyonlarca insanın ölümüne neden olabiliyor.

2. İnsanlık çiçek hastalığından birlikte savaşarak kurtuldu. Bu savaşın kazanılmasındaki gerçek başarı bilim insanlarının. Yaptıkları aşı çalışmaları, araştırmaları ve bunların sonuçlarına ait.
3. Çiçek aşısını Osmanlı’da ilk uygulamayı Tıbbiye-i Şahane hocaları başlattı. Daha sonra Türkiye Cumhuriyeti programı aynen sürdürdü.

4. Cumhuriyet’in ilk yıllarında sınırlı olanaklara rağmen sıtma, tüberküloz, cüzzam gibi hastalıklar doğru aşılama uygulamalarıyla ülkeden silindi.

5. O dönemde herkes sorumlu davrandı. Aşının bin kişide görülen alerjik reaksiyonlarını, yüz binde bir kişide görülen hastalık yapma riskini kullanıp daha medyatik olma uğruna halka “Bu aşı alerji yapıyor, kullanan da hasta oluyor, kullanmayan da, aşı tehlikeli” imajını oluşturacak basın açıklamaları yapmadı. Yapsa bile medyada bu insanlar kendine yer bulamadı.

 

SONUÇ

GEÇTIĞIMIZ yüzyılda çiçek, tüberküloz ve difteri salgınında, çocuk felcinde birileri çıkıp da genel aşı korkusu ve paniği oluştursaydı milyonlarca insanın ölümüne neden olan salgın hastalıkların kontrolü mümkün olmazdı. Grip aşısı tartışması ve eleştirisi ayrı bir konu, toplumda aşı paniği oluşturmak ayrı bir konu. Panik yaratıp çocukluk hastalıklarının, salgınlarının patlamasının bedelini kimse ödeyemez. Toplum önünde yapılan konuşmaların çok özenli olması gerekir.

 


Değerli Haberturk.com okurları.

Haberturk.com ekibi olarak Türkiye’de ve dünyada yaşanan ve haber değeri taşıyan her türlü gelişmeyi sizlere en hızlı, en objektif ve en doyurucu şekilde ulaştırmak için çalışıyoruz. Yoğun gündem içerisinde sunduğumuz haberlerimizle ve olaylarla ilgili eleştiri, görüş, yorumlarınız bizler için çok önemli. Fakat karşılıklı saygı ve yasalara uygunluk çerçevesinde oluşturduğumuz yorum platformlarında daha sağlıklı bir tartışma ortamını temin etmek amacıyla ortaya koyduğumuz bazı yorum ve moderasyon kurallarımıza dikkatinizi çekmek istiyoruz.

Sayfamızda Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına ve evrensel insan haklarına aykırı yorumlar onaylanmaz ve silinir. Okurlarımız tarafından yapılan yorumların, (yorum yapan diğer okurlarımıza yönelik yorumlar da dahil olmak üzere) kişilere, ülkelere, topluluklara, sosyal sınıflara ırk, cinsiyet, din, dil başta olmak üzere ayrımcılık unsurları taşıması durumunda yorum editörlerimiz yorumları onaylamayacaktır ve yorumlar silinecektir. Onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisinde aşağılama, nefret söylemi, küfür, hakaret, kadın ve çocuk istismarı, hayvanlara yönelik şiddet söylemi içeren yorumlar da yer almaktadır. Suçu ve suçluyu övmek, Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre suçtur. Bu nedenle bu tarz okur yorumları da doğal olarak Haberturk.com yorum sayfalarında yer almayacaktır.

Ayrıca Haberturk.com yorum sayfalarında Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinde doğruluğu ispat edilemeyecek iddia, itham ve karalama içeren, halkın tamamını veya bir bölümünü kin ve düşmanlığa tahrik eden, provokatif yorumlar da yapılamaz.

Yorumlarda markaların ticari itibarını zedeleyici, karalayıcı ve herhangi bir şekilde ticari zarara yol açabilecek yorumlar onaylanmayacak ve silinecektir. Aynı şekilde bir markaya yönelik promosyon veya reklam amaçlı yorumlar da onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisindedir. Başka hiçbir siteden alınan linkler Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılan tüm yorumların yasal sorumluluğu yorumu yapan okura aittir ve Haberturk.com bunlardan sorumlu tutulamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında yorum yapan her okur, yukarıda belirtilen kuralları, sitemizde yayınlanan Kullanım Koşulları’nı ve Gizlilik Sözleşmesi’ni peşinen okumuş ve kabul etmiş sayılır.

Bizlerle ve diğer okurlarımızla yorum kurallarına uygun yorumlarınızı, görüşlerinizi yasalar, saygı, nezaket, birlikte yaşama kuralları ve insan haklarına uygun şekilde paylaştığınız için teşekkür ederiz.

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
2000
Kalan karakter : 2000
Hava Durumu
Cuma 17 MPH 10°
Güneşli