• Yazı Boyutu:
  • A+
  • A-
HABERTÜRK Gazetesi yazarlarının köşeleri, saat 14:00'den itibaren güncellenmektedir.
Rahşan Gülşan

Rahşan Gülşan

[javascript protected email address]

Güçte bir tedirginlik var

12 Şubat 2012 Pazar, 12:16:04

STAR Wars serisinin en sevdiğim repliklerinden biridir bu başlıkta kullandığım cümle. Serinin ilk filminde Obi Van söyler bunu: “I felt a great disturbance in the force.” Tüm dünyadaki Star Wars hayranlarının en çok sevdiği repliklerden biridir bu. Bu hayranlardan biri olarak üçboyutlu Star Wars ile tanışmak için cuma gecesi koştum sinemaya. Serinin değil ama hikâyenin doğru diziliş sırasına göre her yıl yeniden yayınlanacak olan Star Wars filmlerinin ilki “Birinci Bölüm: Gizli Tehlike”yi 13 yıl sonra yeniden sinemada izleyecek olmanın heyecanı vardı içimde. Tabii bir de 3B olayının filmi bozup, ruhunu ıskalayıp ıskalamadığı sorusu. Hemen söyleyeyim, çok iyi uygulanmış ve filmin birçok sahnesine müthiş bir derinlik kazandırmış üçboyut uygulamasıyla karşı karşıyayız. Meşhur Pod yarışı, filmin ikinci yarısındaki savaş sahneleri özellikle daha da harika olmuştu.

Ancak gözlüklerin koyu renk olması dolayısıyla film o parlak renklerini kaybetmiş, hayli karanlıktı. Kendi adıma ses yapılandırmasını da çok başarılı bulduğumu söyleyemeyeceğim. Filmi çok iyi bir salonda izledim ancak bazı sahnelerde diyalog sesleri zayıf kalıyordu. Akıl çıkartan bir Dolby efekti de yoktu doğrusu. Film hakkında çok şey söylemeye gerek yok. Çünkü hayranı olmayanlar için serinin belki de en sıkıcı filmidir Gizli Tehlike. Gelecek bölümlerde gerçekleşecek olayların zeminini anlatan ve çoğunlukla tatsız tuzsuz diyaloglara (Hadi kabul edelim, mükemmel bir dünya yaratmış olsa da diyalog yazmak George Lucas’ın en maharetli olduğu şey değil) sahip bir bölümdür bu. Ama bir fanatik için özellikle Darth Maul ile Jedi’ların kapışma sahneleri için bile izlenir. Her şey bir tarafa yeniden sinemada izlemek bile çok özel bir deneyim. Umarım üçboyutlu Yüzüklerin Efendisi de en kısa zamanda gösterime girer. Serinin hayranlarına fena halde tavsiye edilir.

Kadına şiddette kadının da payı büyük

GAZETELERDE istisnasız her gün kafası kesilmiş, onlarca kere bıçaklanmış, saçlarından yerlerde sürüklenmiş kadınların haberlerini okuyup içimiz yanarken bunu kabullenmek pek kolay değil. Ama şiddeti uygulayan erkeklerin olduğu neredeyse her vakada dolaylı yoldan da olsa kadınların payı var. Eğer bugün ataerkil düzen, varlığını sürdürmeyi başarıyorsa bunda atadan oğula doğurduğu erkekler ve kadınların DNA’larına sistemin isteklerini nakış gibi işleyen kadınlara teşekkür etmeli. Ne yazık ki bu zalimliklerin nesilden nesile geçiş zinciri bir türlü kırılamıyor. En kanlı aile içi eylemlerde acıyla görüyoruz ki bu kararlarda ailenin kadınlarının da imzası var. Ya da çoğu vakada kadınların tanık olup susmayı tercih ettiğini görüyoruz.

NEFESİNİZ KESİLMESİN

Bakın Konya’da akla izana sığmayacak bir olay yaşanmış. 53 yaşındaki çoban baba, 17 yaşındaki öz kızına tecavüz etmiş. Zavallı kız bu cinsel şiddet sonucu bir de hamile kalmış. Kızcağız doğumunu evde gerçekleştirmek zorunda kalmış. Babasından doğurduğu bebeğin ebesi kim olmuş sizce? Evet, öz annesi! Bir dakika nefesiniz kesilmesin hemen. Ama siz de çok hassas çıktınız canım. Dahası var. Öz kızına tecavüz edip hamile bırakan baba, bebek doğar doğmaz bebeği bir torbaya koyup nefessiz bırakıp öldürmüş!!! (Tek ünlemde durmayı beceremedim bu şiddetle!) Tüm bu vahşet yaşanırken anne, olaylar hakkında bilgi sahibiymiş. Ve bırakın kızını alıp bu korkunç evden uzaklaşmayı, olayın duyulmasını engellemek konusunda büyük çaba harcamış.

ANNE NASIL SESSİZ KALIR?


Kadının bu hareketlerine bin tane sebep bulabiliriz. Yaşam şartlarını, maddi sıkıntıları vs. bahane gösterebiliriz. Ama bunların hiçbiri bir annenin, evinde arkası arkasına gerçekleşen ve okurken bile bizim kanımızı donduran olaylara seyirci kalması ve hatta sonra bebeğin doğumunu gerçekleştirmesi, sonra da bir bebeğin öldürülmesine tanık olmasını sakince karşılamasını açıklamıyor. Ne yazık ki kadına şiddet, kadınlar bunu istemedikçe bitmeyecek bu ülkede. Kadın, kendi gördüğü eziyetin hıncını gelininden, doğurduğu kızından çıkarmaya çalışmaktan vazgeçmedikçe, o hıncı oğluna aktarmayı ve tüm hayal kırıklıklarını oğlu üzerinden gidermeye çalışmak konusunda ısrarlı oldukça bitmez bu korkunç haberler. Ne acı. Hele bir kadın olarak bunu kabullenmek zorunda kalmamdan nefret ediyorum ama galiba çözümü yargıdan, yasalardan, bakanlardan beklerken meselenin özünü ıskalamamak gerek. Bu paradokstan kurtulmamız için birkaç neslin geçmesi bile yetmeyecek gibi görünüyor.

Diğer Yazıları

Vekillerin Behzat Ç. aşkı yordu

  • Yayın Tarihi: 26/05/12 10:53
  • [javascript protected email address]
EFENDİM Behzat Ç. dizide devleti temsil ediyormuş. Görev başında alkol kullandığı ve nikâhsız birlikte yaşaması Türk aile yaşam kurallarına uygun değilmiş! Bunu söyleyen bir milletvekili. Bu cümleyi barındıran dilekçe de İçişleri Bakanı tarafından RTÜK'e...
Devamını Oku

Ahh Münevver ahh!

  • Yayın Tarihi: 25/05/12 09:35
  • [javascript protected email address]
MÜNEVVER Karabulut'un ruhu huzur bulamayacağa benziyor.Nasıl bulsun ki, göz göre birileri adaletten kaçırılıyor ve bize sadece bunu izleyip kahrolmak kalıyor.Cem Garipoğlu'nun İstanbul'da günlerce saklanabilmesi, dava sırasında avukatlarının yaptığı ve...
Devamını Oku

Bizde asfalt ağlar köprü konuşur

  • Yayın Tarihi: 24/05/12 09:39
  • [javascript protected email address]
ÖNCEKİ sabah büyük bir faciaya uyanmış olabilirdik.Haliç Köprüsü'nün yıkılmış, yerinde yeller esen fotoğrafı toplumsal hafızamıza bir hançer gibi saplanmış olabilirdi.Ucundan döndük facianın.Köprünün fotoğraflarını görür görmez aklıma 2009 yılı...
Devamını Oku

Ozan'ın okumaya hakkı yok...

  • Yayın Tarihi: 23/05/12 09:24
  • [javascript protected email address]
1 Aralık 2011'de "Ozan'ın okumaya hakkı yok mu?" diye sormuştum bu sayfadan.Ozan Barış Sanlısoy o günlerde 5.5 yaşında bir otizmliydi.Annesinin çabası ise onu bir okula gönderebilmekti.Dava açacaklardı. Ve umutlulardı.Adaletin Ozan'ın okumasının önündeki...
Devamını Oku

Bunun nesini soruşturacaksınız?

  • Yayın Tarihi: 22/05/12 09:30
  • [javascript protected email address]
FOTOĞRAFLARI ilk gördüğümde kendimi tutamayıp sesli güldüm.Hayli absürt ama sağlam kara mizah vardı fotoğraflarda.Samsun'da 19 Mayıs kutlamalarının yapıldığı stadyumda bir kadın ve erkeğin güreş yaptığı fotoğraflardan bahsediyorum. Hele, kadın...
Devamını Oku
Tüm Yazıları