Barış Manço, döneminin Tarkan'ı mıydı?
DOĞUKAN Manço bir röportajında "Babam döneminin Tarkan'ıydı" demiş. Buna itirazım var. Barış Manço ile Tarkan'ın
karşılaştırılabileceği tek bir alan var o da popülerlik.
Evet, kesinlikle Barış Manço döneminin en popüler isimlerinden biriydi.
Ama Manço'yu Tarkan ile karşılaştırmak, unutamadığımız bu müzik ve kültür adamına haksızlık olur kanaatindeyim.
Barış Manço birden fazla nesil için ilham kaynağı olmuş bir isim.
Üstelik bunu sadece müzikle değil, popüler kültüre uzun süreler bizzat yön vererek yapmış bir sanatçı.
Benim Manço'yu ilk keşfettiğim albüm, yaşım dolayısıyla 24 Ayar idi.
Üzerinde Kurtalan Ekspres yazmayan bu albüm beni adeta hipnotize etmişti. Gibi Gibi, Zalim Sultan, You And I gibi şarkıları birkaç yıl aralıksız dinlediğimi hatırlıyorum.
Bu şok beni Manço'nun diskografisini araştırmaya itmişti.
ROCK MÜZİKLE TANIŞMAMI SAĞLADI
Komşu teyzelerin plak arşivinde bulabildiğim ilk plak Nick The Chopper idi. Manço'nun çok az bilinen ve tamamı İngilizce şarkılardan oluşan albüm bir anlamda rock müzikle tanışmam anlamına da geliyordu.
Sarı Çizmeli Mehmet Ağa ile tanışmam ise benim için bir dönüm noktasıydı.
Buradan daha gerilere, Kurtalan Ekspres ve Moğollar arşivine ulaştım heyecanla.
Anadolu popunu Barış Manço ile keşfediyordum ve bu çok etkileyiciydi.
Henüz ne Kaygısızlardan haberim vardı ne de Cem Karaca'dan. Erkin Koray'ın adını bile duymamıştım. Ama müzik tarzımı bulmuştum.
Barış Manço ile 7'den 77'ye programıyla idolümü de yakalamıştım.
Mersin'de yaşayan bir çocuk için o iki saatlik programda gördüğüm dünya baş döndürücüydü.
Dünyayı onun gözleriyle gezdim. Amerika da Kızılderililerle yaptığı çekimleri de Japonya gezisinin detaylarını da asla unutamam.
Hayata çok farklı bir pencereden bakıyordu. Muzip, neşeli ve çok pozitifti.
Bitmek bilmeyen bir öğrenme açlığı vardı ve bu açlığa bizi de ortak etmeyi başarmıştı.
Onun gibi olmak istiyordum. Dünyayı gezmek istiyordum.
BİR NESLİN İDOLÜ
Yalnız olmadığımı da üniversiteye girip Türkiye'nin her yanından gelen yaşıtlarımla karşılaştığımda anladım. Manço bir neslin ilham kaynağı ve idolü olmuştu.
Üstelik çok şanslıydık bu çok verimli müzik adamının keşfedecek çoook şarkısı vardı.
Barış Manço bugün hâlâ hayatımda önemli bir yere sahip.
Haftada birkaç kez müzik çalarımın yolu "Ben Bilirim, Anlıyorsun Değil mi, Gamzedeyim Deva Bulmam, Dağlar Dağlar"dan geçer.
Bugün, Manço'nun verimliliğinde, özgünlüğünde ve birden fazla alanda üretim yapıp çok başarılı olmuş müzisyen yok.
Tarkan'a gelince hiç kuşkusuz o son on yılın en büyük Türk pop şarkıcısı. Karizması, sahne performansı, sesi müthiş. Ve eminim o da Manço'nun etkisinde büyüyen çocuklardandır.
Ama onu Barış Manço ile kıyaslamak hem Tarkan'a hem de Barış Manço'ya büyük haksızlıktır.
Barış Manço'nun oğluna bu cevabı yazarken insan zorlanıyor ama eminim Doğukan Manço babasını milyonlarca adam olmuş çocukla paylaştığını biliyordur:)
***
Anneler her şeyi bilir
HAYATTA en acı şeylerden biri, insanın annesinin haklı çıkması olmalı.
Nedense onlar hayatımızla ilgili her şeyi bilirler ve karşı çıktıkları şeylerin neredeyse yüzde doksan dokuzunda haklı çıkarlar.
Üstelik eğitim durumu, maddi durum, yaş filan hiç fark etmez. Anneler bilir.
KİBARİYE'NİN ANNESİ
Bunu söyleyince tabii ki aklıma önce annem gelir. Ama sonra elimde değil gözümün önünde Kibariye'nin annesi canlanır.
Kızının bir şoförle evlenmesini istemeyen kadıncağızın kameralara yaptığı "Şifeeeer, şifer" açıklaması kulaklarımda yerini alır.
İşin ilginci kadıncağız haklı çıkmıştır birçok söylediğinde.
WHITNEY' İN ANNESİ
Şimdi dünyanın öteki ucunda, ABD de, haklı çıkmış ama yüreği acıyla kavrulan bir başka anne var: Cissy Houston.
Geçen yıl kızıyla birlikte çıktığı Oprah Winfrey'nin programında izlemiştim şans eseri.
Whitney Houston'un Bobby Brown ile yaptığı evlilikle ilgili konuşuyordu.
Whitney'nin başına gelen tüm belalardan da onu suçluyordu.
Uyuşturucu alışkanlığı, sallantıya giren kariyer, kaybedilen sağlık için Brown'a saydırıyordu.
Ne dramatik ki haklı çıktı.
Whitney Houston bir otel odasında yapayalnız hayata veda etti.
Anneler bunu nasıl yapıyor bilmiyorum ama başımıza gelebilecek kötülükleri önceden görüyorlar.
Annelerimizi biraz daha dikkatli dinlemek gerek galiba.
Uzaklarda bir şarkıcı ölünce insan başka türlü üzülüyor. Yaşlandığını anlıyor. Anılarına dönüyor ve o şarkıcıyla birlikte sanki o anılar da ölmüş gibi oluyor.
Houston 90'larda adeta taptığım bir şarkıcıydı.
Michael Jackson'ın ölümü gibi değil ama yine anılarımız öldü bir otel odasında...