Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        DÜN gerçekten de İstanbul için çok önemli bir gündü.

        Yıllardır akıbeti belirsiz bir şekilde Taksim'in kenarında karanlık bir gölge gibi duran Atatürk Kültür Merkezi'nin akıbeti hakkında nihayet net bir açıklama yapıldı ve bu kadarla da kalınmayıp imzalar atıldı.

        Bu tarihi ana tanıklık etmek için ben de kendimi tutamayıp Atlas Pasajı içindeki tarihi salona gittim.

        Protokole imza atan iki kişiden biri bu ülkenin Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, diğeri ise yaptıkları kültür hizmetleriyle büyük kalabalıkların gönlünü kazanan Sabancı Holding'in patronu Güler Sabancı idi.

        30 milyon lirayla devreye girmişler ve AKM'nin hayata dönme sürecini hızlandırmaya karar vermişlerdi grup olarak.

        İyi ki varlar. Yoksa belli ki birkaç yıl daha Taksim'de perili bir köşk gibi yatacaktı AKM.

        Üstelik iki tarafın da heyecanı görülmeye değerdi.

        Kendi adıma uzun süredir ilk kez cumhuriyet değerlerinden birine böyle içten sahip çıkılmasına çok sevindim.

        Darısı Emek Sineması'nın başına demekten alamıyorum kendimi.

        Bu arada, Ertuğrul Günay ile aynı ortamda olunca da en çok merak ettiğim birkaç soruyu ayaküstü sormak istedim, ancak başı kalabalık olunca konuşamadık. Öğleden sonra beni telefonla aradı. İşte o mini röportajım:

        'EMEK SİNEMASI İÇİN KURUL KARARI VAR'

        ■ Acaba bugün toplantıda projenin bir maketi olamaz mıydı?

        Makete gerek duymadık; çünkü binanın dışında hiçbir değişiklik olmayacak. Aydınlatma, ısıtma, ses panelleri, depreme dayanıklılık, salonların rehabilitasyonu gibi konularda yoğunlaşacağız. Ve iki yıl gibi bir sürede de bitireceğiz inşallah.

        ■ Acaba devlet imkânlarıyla yapılamaz mıydı bu proje?

        Tabii ki yapılabilirdi ama bu anlaşmayla süreyi ciddi anlamda kısaltmış olduk.

        ■ Peki darısı Emek Sineması'nın başına diyebilir miyiz?

        Ben Emek konusunu çok ciddiye alıyorum. Ve Emek'in de içinde yer aldığı Serkıldoryan binası İstiklal Caddesi'ndeki büyük cephesiyle izbe durumda. Camları kırık, pislik içinde. Yapılacak ihya hareketiyle bu bina yeniden ve orijinalliğini kaybetmeden hayata dönecek. Bu İstiklal için kazançtır.

        Emek konusuna gelince, orada kurul kararları ve ne yazık ki yargıdan gelen yürütmenin durdurulması kararının iptali var. Ve bunun getirdiği gelişmeleri izleyip bakacağız.

        ■ Çok eleştirilen Taksim'in yayalaştırılması projesi hakkında ne düşünüyorsunuz?

        Ben yayalaştırma projesini destekliyorum. Burada da insanların sereserpe gezmelerini, Avrupa'daki meydanlar gibi gezi alanları olmasını istiyorum. Ve bu projeyi önemsiyorum.

        ■ En çok konuştuğumuz ve çok da eleştirdiğimiz bakanların başında geliyorsunuz. Tarihi mekânlar ve korunmasını istediğimiz yerlerle ilgili duymak istediklerimizi söylüyorsunuz ama sonra arkadaşlarınızdan gereken desteği bulamıyorsunuz. Kendinizi yalnız hissediyor musunuz?

        (Gülüyor) Evet, yalnız hissediyorum. Ama siyaset ve bürokraside böyledir bu işler...

        İyi ki istemeden gitmiş:)

        DÜNÜN en ilginç fotoğrafı hiç tartışmasız Arda Turan'ın Vatikan'da Papa 16. Benedikt ile çektirdiği fotoğraf.

        Gerçi Arda Turan, açıklamasına göre takımı Atletico Madrid'i yalnız bırakmamak için gitmiş. Papa'nın elini öpmemiş ve hediye ettiği tespihi hemen oracıkta başka bir arkadaşına vermiş.

        Yani cinnet ülkemizde kendisi hakkında başlatılması muhtemel bir linç kampanyasının önüne geçmek için söylemesi gereken ne kadar şey varsa söylemiş garibim.

        Ancak takımın Papa ile birlikte çektirdiği fotoğrafta gördüğünüz üzere başköşede durmayı ihmal etmemiş;

        Bu açıdan bakınca yaramaz ama çok sevimli bir çocuk gibi duruyor Arda. Üzerinde zorla duran kravatı, bir beden küçük izlenimi veren ve düğmesi her an fırlayacakmış gibi duran ceketi, tuhaf görünümlü pantolonuyla sanki okulu kırıp kendini Vatikan'da bulmuş gibi duruyor.

        Fotoğrafın ülkemizde herhangi bir etkinlikte çekilmemiş olduğunu, daha da önemlisi futbol oynadığı ülke insanlarının dini olarak çok saygı duyduğu bir liderle çekilmiş olduğunu anımsamak sevimliliğini ortadan kaldırıyor Arda Turan'ın.

        Ülkemizde bir yabancı futbolcu bu tarz bir harekette bulunsa ortalığı ayağa kaldırırız.

        Aynısı Arda için de geçerli. Hoşlanmasa da saygı göstermek zorunda. Bu saygıyı göstermenin en önemli yolu da tabii ki kılığa kıyafete özenmek. Keşke böyle etkinlikler için paraya kıyıp üzerine göre bir takım elbise diktirse.

        Çünkü Arda o fotoğrafta ülkemizi, bizleri temsil ediyor.

        Ah Arda'cığım, Sinem de mi anlamıyor bu giyinme işlerinden?

        Diğer Yazılar