Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        ÇOK çok üzüldüm. Bir çocuk uluorta alışveriş merkezinde annesinden, babasından azarlar işiterek tokat yediğinde, kulağından çekildiğinde itilip kakıldığında ne hissettiysem aynı şeyleri hissettim. Hiç sonu gelmeyecekmiş gibi yoğun bir acıma duygusu, gözlerimi kör edecek kadar sert bir utanma duygusuyla karıştı. Ne acı ama sonunda bunu da yaptık. İnsanları sevdiği için hayatını uzağımızda geçirmeyi başaramayan Fok Badem’i de tıpkı birçok anne babanın çocuğuna yaptığı gibi döverek eğitmeye kalktık. 2008 yılında çekilmiş ama yeni piyasaya çıkan görüntülerde bir adam elinde sopayla Badem’in başına vuruyor, bağırıyor. Paslı metal sopa o güzel yüzlü bebeğe zarar verir mi diye düşünmüyor.

        Daha ağırı, bu korkunç eylemi gerçekleştiren “insanın” bir veteriner olması. Kendisine bu görüntüler sorulduğunda hiç yüzü kızarmadan “Bu yaptığım, yiyecek veren insanlara yaklaşmamasını amaçlayan bir çalışmaydı” demiş. Bizim ülkemizde bu arkadaş hiçbir ceza almaz ama bir canlıya kaba kuvvetle eğitim verebileceğini düşünen bir insanı gelişmiş ülkelerde bir saniye bile veterinerlik görevinde tutmazlar. Yazıklar olsun bize. Kaba kuvveti eğitimin bir parçası haline getiren atalarımız bize en büyük kötülüğü yapmışlar. Şimdi hayatımızın hiçbir noktasında şiddetten, etrafımızdakileri gerçekten veya psikolojik olarak döverek eğitebileceğimiz fikrinden uzaklaşamıyoruz.

        Birçok işyerinde de, siyasette de, okullarımızda da, evlerimizde de bu böyle. Hayatındaki kadınları döverek, canlarını acıtarak eğitebileceğini düşünen adamları her sabah okuyorsunuz bu gazetede. Belli ki değişmeyecek bu. Minik Badem de bu ülkenin kıyılarında yaşayan bir Akdeniz foku olarak bu şiddetten ve sonradan öğrenilmiş zalimlikten payını aldı. Yedi kafasına sopayı ama görünüşe göre “akıllanmadı!” Hâlâ insanları dost zannediyor garibim. O da haklı, bizler de yıllardır bizi döverek eğitmeye çalışan herkesi büyük insan sandık durduk...

        Otomobil sahiplerine minik bir tavsiye

        MALUM, ülkemiz en sert kışlarından birini geçiriyor. Biz İstanbul’da üçüncü karda iyi kötü öğrendik karlı yolda nasıl hayatta kalabileceğimizi. Yani otomobilimizi evde bırakma fikrine ancak alışabildik kar fırtınalarında. Ama belli ki kış bizi kolay terk etmeyecek. Belediyeler de canla başla hayatlarımızı kolaylaştırmak için çalışmalar yapıyorlar. Hem kar küreme cihazları hem de tuzlama araçları 24 saat teyakkuzda. Ancak bu tuzla ilgili önemli bir nokta var. Buzlanma nedeniyle tonlarca tuz dökülüyor yollara. Ve bu tuzlar araçlarımızın altına yapışıyor. İşte bu tuzlar gerçek otomobil düşmanı. Çürüme sürecini hızlandırıyorlar. Bu nedenle haftada bir filan otomobillerinizin özellikle çamurluk bölgelerini ve alt kısımlarını yıkatırsanız bu hızlı korozyonun önüne geçmeniz mümkün olabilir. Benden söylemesi.

        Telefon ile tabletin bir çocuğu olmuş

        SON zamanlarda en merak ettiğim elektronik cihazı hafta sonu nihayet kullanma imkânı buldum. Samsung Galaxy Note isimli telefonun en önemli özelliği 5.3 inç ekranıyla telefondan çok minik bir tableti andırması. Zaten bana ilginç gelen tarafı da bu. Malum, tabletler artık birçok insanın hayatının önemli parçası. Bunu bir telefonla birleştirmek ise kâğıt üzerinde harika bir fikir gibi görünüyor. Cihaz ilk anda hayli etkileyici. 1280x800 çözünürlük belki böyle bir cihaz için dünyanın en yüksek çözünürlüğü değil ama şahane bir sonuç veriyor. Bu ekran cihazın hayli hızlı işlemcisiyle birleşince ortaya çok başarılı bir internet deneyimi çıkıyor. Youtube’da yüksek çözünürlüklü videolar izlemek, fotoğraflarınıza bakmak gerçekten çok keyifli. Cihazın telefon olduğunu unuttuğunuz zaman çantaya hatta cebe kolaylıkla sığan ve hayli yüksek potansiyele sahip bir tablet sahibiymişsiniz gibi oluyor. İçinden çıkan kalemiyle mesajlarınızı yazarak gönderebilmek, çizimler yapabilmek de ayrıca eğlenceli.

        Ancak telefon çaldığı zaman işler birazcık karışıyor. Çünkü telefona tek elle hâkim olabilmek için hayli iri eller gerekiyor. Bir de kulağa dayadığınızda insan önce kendini biraz tuhaf hissediyor. Ama kulaklık kullanarak bu tuhaf duygudan uzaklaşmak mümkün. İri ekran ve hızlı işlemciye rağmen pil ömrü çok çok iyi. Bu açıdan iPad’i bile zorlayabilir bence. Hayatımda ilk kez android telefon kullandım. Ve detaylı ayarlar biraz karışık geldi doğrusu. Teknolojiye yatkın biri olmama karşın alışmakta zorlandım.

        Ama Apple ürünlerinde kullanmak için onlarca dolar verdiğimiz uygulamaları bedava indirebilmek çok eğlenceli geldi. Ancak Samsung üzerinden paralı uygulama satın alınamıyor olması keyif kaçırıcı. 8 megapiksellik kamera, makro çekimlerde başarısız. Cihazla birlikte gelen fotoğraf işleme programları süper çalışıyor. Bu boyda bir tableti belki yadırgamazdım ama bu boy bir cep telefonuna alışmak için zaman gerekir. Yine de bu cihaz son zamanlarda kullandığım ve incelediğim en yenilikçi cihaz. Akıllı telefon satın almayı düşünüyor ve tablet seviyorsanız muhakkak bir inceleyin derim.

        Diğer Yazılar