Siz tüm mahalle, biz tek!
ÖNCEKİ gece, Ziraat Türkiye Kupası Çeyrek Final maçlarından Fenerbahçe-Kayserispor karşılaşmasını izledim.
Maç boyunca Kay-serispor'un harika oynadığı maçı uzatmalar ve penaltıların ardından alabildi Fenerbahçe.
Biz Fenerbahçe taraftarları da hem ekran başında hem de statta öldük öldük dirildik.
Malum artık herkesin dalga meselesi haline gelmiş olan 29 yıllık Türkiye Kupası hasretimiz var. Ayrıca yine hepinizin malumu geçen yazdan beri hem Fenerbahçe hem de Türk futbolu daha önce hiç yaşamadığı bir süreçten geçiyor.
Bu öyle bir süreç ki sezon başından beri geçen yılki şampiyonluğun akıbeti, küme düşülüp düşülmeyeceği gibi sorular taraftarın ama en çok da Fenerbahçeli futbolcuların aklını kurcalıyor.
Kolay mı, biz takımı evden tutuyoruz ama onların tüm kariyerleri ortada.
Gözümüzün önünde cereyan eden onca tatsız olaya rağmen Fenerbahçe takımı hem şampiyonluk ihtimalini koruyor hem de önceki gece aldığı skorla kupadan da vazgeçmediğini göstermiş oldu.
Gerçi maçtan sonra "Fener Gol Gol Gol İki Kupa Geliyor" diye tvvit atan Volkan Demirel kadar iyimser değilim ama bu iki ihtimalin varlığı bile bir Fenerbahçe taraftarı olarak beni çok heyecanlandırıyor.
Fenerbahçe futbolcusu da öyle acayip bir performans sergiliyor ki takım tam öldü, artık buradan sonrası zor dediğimiz noktada yeniden ayağa kalkıyor.
İşte tam bu anda çok acayip bir şey oluyor. Sanki tüm diğer takımların taraftarı bize karşı birleşmiş gibi. Hepsi Fenerbahçe maçlarını, detaylara gösterdikleri özenle kuyumcuları aratmayan bir performansla izliyorlar. Sonra da hurra Fener taraftarının üzerine.
SANAL ŞİDDET
Önceki akşam 90+2'de gelen Sow'un gölünün ardından Twitter hesabıma "Gol Be!!!" yazma gafleti gösterdikten sonra başıma gelenlere hâlâ şaşırıyorum.
Ben ki asla başka takımların kaybettiği maçlardan sonra tahrik veya gereksiz bir sevinç gösterisi yapmam.
Beş cümlesinden biri diğer takımların taraftarlarını aşağılamak olan seviyesizlerden de değilim. Ona rağmen resmen sanal şiddet yaşadım. Durum gerçekten çok acayip.
Diğer takımların taraftarları bize karşı korkunç bir öfke besliyorlar. Mekanik fanatik olmadığım için bu duyguyu anlayamam ama ortak noktası öfke ve linç kültürü olan bu kalabalığın üyesi olmadığım için kendimi iyi hissediyorum.
Benim takım tutmaktan anladığım şey bu değil.
OF YOK BÖYLE BİR ACI
İŞTEN eve erken gidince kuruldum 19.00 haberlerinin başına.
Politika, dünya hali derken sıradan bir yangın haberi gibi görünen habere denk geldim.
Nedense kanıksamışız iki dakikalık yangın haberlerini.
Kül olmuş bir ev görüntüsü eşliğinde bırıl bırıl konuşan bir spiker sesi anlatır.
Aslında anlattığı büyük dramdır, acıdır ama sıradaki haberin acelesi vardır.
Ölen varsa birkaç saniye yanan evden çıkarılırken görüntüsü konur, hop sıradaki haber.
Ama önceki akşam denk geldiğim yangın haberinde bir başkalık vardı.
Yüzü yanmış ve büyük ihtimalle derisinden bir katman gitmiş olan bir kadın şaşkın gözlerle etrafına bakıp olanı biteni anlamaya çalışıyordu.
BİTMEYEN KALP AĞRISI
Yakın çekimde daha da fena bir detay vardı.
Saçlarının önü de yanmıştı.
Sonra spiker anlatmaya başladı.
Sekiz çocukları varmış.
Ataşehir'e yeni taşınmışlar.
Ev birdenbire parlamış.
Doğalgaz birikintisi, televizyonu açınca parlamış.
Olay anında eşi ve dört çocuğu varmış evde.
Sonra...
Sonrası fena.
Sonrası yıllarca bitmeyecek bir kalp ağrısı.
Yangından üç çocuğunu çıkarmış.
Tekrar tekrar atlamış alevlerin içine.
Ama artık bir çocuğu ve eşi yok...
Baba, son bir kez alevlerin içine atladıktan sonra çıkamamış dışarı.
Haberciler çekim yaparken okuldaki dört çocuk eve geldiler.
YARALARI SARILSIN
Of Allah'ım of!
Nasıl canım yandı, nasıl ağladım televizyon karşısında anlatamam.
37 yaşındaki kadıncağız yedi çocukla ortada kalıverdi.
Kaybettiği eşi garsonluk yapıyormuş evini geçirdirmek için.
Canım benim nasıl çırpınıyordu kimbilir sekiz çocuğunu doyurup okutmak için.
Şimdi ne yapacaklar bilmiyorum ama umarım Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin bu korkunç haberi okumuştur bir yerlerde.
Biliyorum çünkü okuduysa muhakkak o meşhur bakan telefonu gelmiştir Hülya Aktürk'e.
Bir çocuk ve bir eş kaybetmenin acısını kimse silemez o kadının gönlünden ama belki yaraları daha çabuk sarılır.
Umarım...
Lütfen...